• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Kalp krizi geçiren Yıldırım için aile ve DEM Parti’den çağrı: ‘Hasta tutuklular serbest bırakılmalı’

Kalp krizi geçiren Yıldırım için aile ve DEM Parti’den çağrı: ‘Hasta tutuklular serbest bırakılmalı’

33 yıldır cezaevinde tutulan ve tahliyesi üçüncü kez ertelenen 75 yaşındaki ağır hasta tutuklu Mehmet Sait Yıldırım, İdare ve Gözlem Kurulu görüşmesinin ardından kalp krizi geçirdi, ailesi ve milletvekili Serhat Eren, yaşananlara tepki göstererek acil tahliye çağrısında bulundu.

Kalp krizi geçiren Yıldırım için aile ve DEM Parti’den çağrı: ‘Hasta tutuklular serbest bırakılmalı’
Kalp krizi geçiren Yıldırım için aile ve DEM Parti’den çağrı: ‘Hasta tutuklular serbest bırakılmalı’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 27 Ağustos 2026 11:01
  • Güncellenme: 27 Ağustos 2026 11:09

İzmir Kırıklar 1 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 33 yıllık ağır hasta tutuklu 75 yaşındaki Mehmet Sait Yıldırım’ın tahliyesi, Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu tarafından üçüncü kez ertelendi.

Avukatlarının aktardığına göre Yıldırım, 24 Ağustos’ta İdare ve Gözlem Kurulu görüşmesinin ardından kalp krizi geçirdi. Hastaneye kaldırılan Yıldırım’a anjiyo yapıldı ve kalbine iki stent takıldı.

Günlerdir Yıldırım’ın tahliye edilmesini bekleyen Bingöl’ün Karlıova İlçesinde yaşayan ailesi yaşananlara tepki gösterdi.

Yürütülen sürece rağmen cezaevlerinde sergilenen bu keyfi tutum ve dayatmaların kabul edilemez olduğunu vurgulayan aile, cezasını tamamlamış ve ağır sağlık sorunları yaşayan Yıldırım’ın derhal serbest bırakılmasını istedi.

Aile, 32 yıldır cezaevinde bulunan Yıldırım’ın ömrünün son yıllarında memleketinin havasını solumasını ve bir an önce kendilerine kavuşmasını talep etti.

‘DGM idamını gerçekleştirmek istiyorsunuz’

Ağabeyinin sağlık durumunu ve İGK kararlarını değerlendiren Selim Yıldırım, ailede genetik kalp rahatsızlığı olduğunu, bir ağabeyini kalp krizinden kaybettiklerini ve kendisinin de kalp pili taşıdığını belirtti.

Ağabeyi Mehmet Sait Yıldırım’ın tahliyesinin daha önce de ertelendiğini ve normal şartlarda 25 Ağustos’ta kurula çıkarılmasını beklediklerini ifade eden Yıldırım, görüşmenin kendilerinden habersiz şekilde bir gün öne çekildiğini söyledi.

Tahliye haberini beklerken cezaevine giden avukat aracılığıyla ağabeyinin hastaneye kaldırıldığını öğrendiklerini aktaran Yıldırım, kurul görüşmesinde yaşanan sert tartışmalar ve dayatmalar karşısında ağabeyinin fenalaştığını kaydetti. Koğuşa götürülürken kalbi sıkışan Yıldırım’ın önce Buca’ya, ardından gece saat 04.00’te ambulansla İzmir Şehir Hastanesine sevk edildiğini belirten Yıldırım, yapılan anjiyo operasyonuyla tıkalı damara iki stent takıldığını aktardı. Ağabeyinin ameliyatın ardından henüz iyileşmeden havalandırması ve penceresi bulunmayan kuyu gibi bir mahkum koğuşuna konulduğunu dile getiren Yıldırım, “Bu koşullar hayati riski artırıyor” dedi.

Ağabeyinin Abdullah Öcalan’ın arkadaşı olduğunu vurgulayan Yıldırım, devlete ve kamuoyuna seslenerek, yürütülen bu politikaların farkında olduklarını dile getirdi. “Pişmanlık” dayatmasını “onur kırıcı” olarak nitelendiren Yıldırım, pişman olacak bir insanın ne bu mücadeleye gireceğini ne de 33 yıl cezaevinde kalacağını belirtti.

Yıldırım, ağabeyinin kurul üyelerine “Devlet Güvenlik Mahkemesi bana idam cezası verdi, sonra bunu müebbette çevirdi. Sizler ise şimdi bu idamı gerçekleştirmek istiyorsunuz. Getirin, mertçe cezaevi kapısına darağacını kurun ve bir seferde infaz edin” tepkisinde bulunduğunu söyledi.

‘Bu koşullarda tedaviye erişim imkansız’

Ağabeyinin kronik rahatsızlıklarına da dikkati çeken Selim Yıldırım, Mehmet Sait Yıldırım’ın 1980’li yıllarda Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okurken akciğer ameliyatı geçirdiğini, ardından KOAH, boyun fıtığı ve kalp rahatsızlıklarının geliştiğini belirtti. Ağabeyinin 75 yaşında olduğunu ve kış aylarında soğuk yüzünden konuşmakta dahi güçlük çektiğini vurgulayan Yıldırım, cezaevi koşullarında tedaviye erişim imkanının bulunmadığını ifade etti.

‘Yaşanan acılara rağmen toplumsal barış için sorumluluk aldık’

Diğer tutuklular gibi ağabeyinin de sağlık hakkından mahrum bırakıldığını söyleyen Yıldırım, mevcut hastalıklar nedeniyle durumun aciliyet arz ettiğini ve hayati tehlikenin boyutlandığını kaydetti. Süreçten ve barıştan söz edilen bir dönemde bu derece ağır bir sağlık tablosuyla karşı karşıya olmalarına tepki gösteren Yıldırım, yaşanan acılara rağmen toplumsal barış için sorumluluk aldıklarını belirtti.

Yakınlarını kaybettiklerini ve bir mezar taşlarının dahi olmadığını hatırlatan Yıldırım, başka ailelerin aynı acıları yaşamaması adına sürece destek verdiklerini söyledi. Tüm bu çabalara karşın cezaevlerinde kural ve yasa tanımayan pervasız bir devlet anlayışıyla karşı karşıya kaldıklarını vurgulayan Yıldırım, “Hasta mahpusların tahliyesinin engellenmesi bu tutumun açık göstergesidir” dedi.

Son erteleme kararının ardından ağabeyiyle görüşme imkanı bulamadıklarını aktaran Yıldırım, durumunu görmek için İzmir’e gideceğini söyledi. Mayıs ayındaki görüşmede tahliye umudunu taşıdıklarını belirten Yıldırım, sürece rağmen İGK’lerin kaldırılmamasını eleştirdi. Bu kurulların kaldırılması için yasaya dahi gerek olmadığını dile getiren Yıldırım, “İGK’ler adeta dönemin İstiklal Mahkemeleri gibi işlev görüyor. Toplum örgütlü ve bilinçli; uzatılan el tutulmalı. Devlet yetkililerinin ve Erdoğan’ın sürece katılım çağrıları var. Öncelikle süreci sabote eden hukuk dışı yargı mensuplarının engellenmesi ve halkın karşısına mertçe çıkılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

‘Hakikat ve Adalet Komisyonu kurulsun’

“Terör” söylemleri üzerinden yürütülen politikaları eleştiren Yıldırım, bin yıllık tarihsel Kürt gerçekliğinin bulunduğunu ifade etti. Şeyh Said’den Seyid Riza’ya, Dersim ve Zilan’dan Roboskî’ye kadar yaşananların toplumsal bellekte yer aldığını vurgulayan Yıldırım, faili meçhuller ve boşaltılan köyler gerçekliği varken kullanılan dilin değişmesi gerektiğini belirtti.

Hakikat ve Adalet Komisyonu’nun kurulması gerektiğini dile getiren Yıldırım, bürokratik engellere ve keyfi ertelemelere karşı duracağını, ağabeyini alana kadar cezaevi kapısından ayrılmayacağını söyledi.

‘Artık yeter, cezasını bitiren bir insanı serbest bırakın’

Tahliye beklentisi içindeyken erteleme ve kriz haberiyle sarsıldıklarını belirten Sait Yıldırım’ın kız kardeşi Hanım Yıldırım, iki üç gün önce tahliye mesajı beklediklerini ifade etti. Ancak tahliyenin gerçekleşmediğini ve görüşmedeki “pişmanlık dayatması” nedeniyle ağabeyinin kriz geçirdiğini öğrendiklerini aktaran Yıldırım, sevinçlerinin derin bir üzüntüye dönüştüğünü söyledi.

Ağabeyinin cezasını tamamladığını vurgulayan Hanım Yıldırım, 2 yıldır keyfi gerekçelerle içeride tutulduğunu ifade etti. Hanım Yıldırım, “Cezası biten bir insan cezaevinde tutulmamalı. Cezasının infazı tamamlanan tüm hasta tutuklular acilen serbest bırakılmalı. Ağabeyim ömrünün son yıllarında memleketinin havasını solumalı ve ailesine kavuşmalı. Bunu talep ediyoruz” dedi.

‘Tüm tutuklular cezaevinden çıkmalı’

Akrabası ve arkadaşı Vecide Yıldırım ise adalet ve tahliye çağrısında bulunarak, “Biz Kürt halkı olarak onun bu şekilde ceza çekmesini, bu durumu kabul etmiyoruz. Biz arkadaşımızın yanındaydık, mücadelesine tanıktık. Bugün onun tahliye edilmesini tüm arkadaşları ve ailesi için istiyoruz. Biz barış isteyen bir aileyiz; gezmek, huzurla yaşamak istiyoruz. Sayın Öcalan’ın üzerindeki kilitlerin kırılmasını ve toplumsal barışın gelmesini temenni ediyorum. Dünyada barıştan daha güzel bir şey yoktur. Son olarak onun ve tüm tutuklu arkadaşların bir an önce cezaevinden çıkmasını diliyorum” dedi.

Mehmet Sait Yıldırım için Bakan Gürlek’e altı soru

DEM Parti’li Serhat Eren: “İdare ve Gözlem Kurulu görüşmesinde Yıldırım’a pişmanlık dayatması yapıldığı ve bunun kalp krizini tetiklediği iddiasına ilişkin inceleme başlatıldı mı?”

xHalkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, Mehmet Sait Yıldırım’la ilgili TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi. Eren, Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu görüşmesindeki uygulamalar ile hastanedeki kelepçe girişimi iddiasının incelenmesini istedi.

Yıldırım’ın kalp rahatsızlığı nedeniyle daha önce de hastaneye kaldırıldığını belirten Eren, hasta tutuklunun kurul görüşmesinden sonra odasına döndüğünde kalp krizi geçirdiğini kaydetti. Eren, bu nedenle kurul görüşmesindeki uygulamalar ile kalp krizi arasında bağlantı bulunup bulunmadığının araştırılmasını istedi.

Kurulların mahpusların tahliyelerini hangi ölçütlere göre ertelediğini soran Eren, bu yapıların infaz sürelerini fiilen uzatmasını ve tahliyeleri keyfi gerekçelerle engellemesini önleyecek bir Bakanlık düzenlemesi bulunup bulunmadığının açıklanmasını talep etti.

DEM Parti’li Eren önergesinde, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e altı soru yöneltti:

  • İdare ve Gözlem Kurulu’nun 24 Ağustos 2026 tarihli toplantısında, mahpus Mehmet Sait Yıldırım’a pişmanlık dayatması yapıldığı ve bu baskının mahpusun kalp krizi geçirmesini tetiklediği iddiaları hakkında bir inceleme başlatılmış mıdır?
  • İdare ve Gözlem Kurullarının, mahpusların infaz sürelerini uzatmak veya tahliyelerini keyfi gerekçelerle engellemek amacıyla paralel mahkeme gibi hareket etmesinin önüne geçilmesi için Bakanlığınızca alınan bir tedbir var mıdır?
  • Ağır bir kalp krizi geçiren, hayati tehlikeyi yeni atlatan ve koroner yoğun bakım servisinde tedavi gören bir hastanın tahliyesinin üç ay daha ertelenmesinin hangi akla, vicdana ve hukuka uygun gerekçeleri bulunmaktadır?
  • Mahpusun yatağa kelepçelenmek istenmesi, ulusal mevzuata, hasta haklarına ve İstanbul Protokolü’ne açıkça aykırı değil midir?
  • Bu talimatı veren jandarma personeli hakkında idari bir soruşturma açılacak mıdır?
  • Kalp krizi geçiren bir mahpusun, mahkûm koğuşunun bulunmaması gerekçesiyle sevk edilmesi sırasında geçen sürede hayati riski artmamış mıdır? Bölgedeki hastanelerde mahkûm koğuşlarının yetersizliği nedeniyle yaşanan bu gecikmelerin sorumluluğu kime aittir?
  • Mehmet Sait Yıldırım’ın mevcut sağlık durumu, kalbine takılan stentler ve geçirdiği ağır kriz göz önüne alınarak, cezaevi şartlarında yaşamını tek başına idame ettiremeyeceği açık olduğundan, infazının ertelenmesi yönünde Adli Tıp Kurumu raporu alınması için girişimde bulunulacak mıdır? (MA/ Bianet)