Gökay Çakır ve Başaran Aksu’nun tutuklanması Kadıköy’de protesto edildi

Süreyya Operası önünde düzenlenen eylemlerde sendikacıların serbest bırakılması talep edilirken, işçilerin hak arama mücadelesinin baskı ve tutuklamalarla engellenemeyeceği belirtildi.

Gökay Çakır ve Başaran Aksu’nun tutuklanması Kadıköy’de protesto edildi
Gökay Çakır ve Başaran Aksu’nun tutuklanması Kadıköy’de protesto edildi
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 27 Ağustos 2026 22:30

Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır ve Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu’nun tutuklanması Kadıköy’de protesto edildi. Süreyya Operası önünde düzenlenen eylemlerde sendikacıların serbest bırakılması talep edilirken, işçilerin hak arama mücadelesinin baskı ve tutuklamalarla engellenemeyeceği belirtildi.

Kadıköy Süreyya Operası önünde düzenlenen iki ayrı eylemde Çakır ve Aksu’nun serbest bırakılması talep edildi. Eylemlerde, madencilerin ücret, tazminat ve diğer hakları için yürüttüğü mücadeleye dikkat çekilirken, sendikal faaliyetin suç olarak değerlendirilmemesi gerektiği vurgulandı.

Emeklilerden madencilerle dayanışma eylemi

Saat 17.00 sıralarında Tüm Emeklilerin Sendikası tarafından düzenlenen ilk eylemde Gökay Çakır ve Başaran Aksu’nun serbest bırakılması istendi.

Eylemde yapılan açıklamada, Ankara’da günlerdir direnen madencilerin herhangi bir ayrıcalık veya yardım talep etmediği, yer altında çalışarak elde ettikleri ücretleri, tazminatları ve emeklerinin karşılığını istedikleri belirtildi.

Açıklamada, işçilerin haklarını gasp edenlere yönelik herhangi bir işlem yapılmazken, haklarını arayan madencilerin gözaltına alınmasına ve mücadeleyi örgütleyen sendikacıların tutuklanmasına tepki gösterildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Günlerdir Ankara sokaklarında direnen madenciler sadaka ya da ayrıcalık istemiyor. Yerin altında çalışarak kazandıkları ücretlerini, tazminatlarını ve alın terlerinin karşılığını istiyorlar. İşçinin hakkını gasp edenlere dokunulmazken, hakkını arayan madencilerin sürekli gözaltına alınmasını, onların mücadelesini örgütleyen sendikacıların tutuklanmasını kabul etmiyoruz.”

“İşçi haklarına her alanda saldırı var”

Aynı yerde saat 19.00 sıralarında ikinci bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Sendika, siyasi parti ve kitle örgütlerinin temsilcilerinin katıldığı eylemde “Sendikacılık Suç Değildir” yazılı pankart açıldı.

DEM Parti milletvekilleri Kezban Konukçu ve Özgül Saki’nin de destek verdiği eylemde, tutuklu sendikacıların serbest bırakılması istendi.

Mücadeleci Sendikalar adına konuşan Şahin Başaraner, Türkiye’de işçilerin çalışma koşullarına ve kazanılmış haklarına yönelik sorunların farklı sektörlerde yaygınlaştığını belirtti.

Başaraner, iş cinayetlerinden düşük ücretlere, ödenmeyen maaşlardan karşılığı verilmeyen mesailere kadar işçilerin çok sayıda sorunla karşı karşıya bırakıldığını söyledi.

Başaraner, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Bu memlekette kuralsız çalışma, insanlık dışı çalışma, işçilere ölüme gönderme, iş cinayetleri doğal vakalardan sayılıyor. Bir sürü insanımızı iş cinayetlerine verirken diğer taraftan yaşamın her alanında işçiler tam anlamıyla açlığa mahkum ediliyorlar. Düne kadar inşaatlarda alışık olduğumuz manzaralar, maaşlarını vermeme, hak ettiği ücretleri vermeme, mesailerini vermeme sorunu bugün her alanda karşımızda.”

Madencilerden tekstil işçilerine, enerji işçilerinden diğer sektörlerde çalışanlara kadar çok sayıda işçinin alın terinin karşılığını alamadığını belirten Başaraner, işçilerin yıllar içerisinde elde ettiği haklara yönelik saldırıların sürdüğünü ifade etti.

Başaraner, “Bu ülkede onlarca yıldan beri işçilerin kazanılmış haklarına her gün ve her gün büyüyen bir saldırı var” dedi.

Neslihan Acar: “Cumhurbaşkanıyla görüşmek ne zamandır suç oldu?”

Depo, Liman ve Deniz İşçileri Sendikası Başkanı Neslihan Acar da eylemde yaptığı konuşmada Gökay Çakır ve Başaran Aksu’nun tutuklanmasına tepki gösterdi.

Neslihan Acar, madencilerin Ankara’da yürüttüğü direnişin kamuoyunca bilinen bir mücadele olduğunu ve sendikacıların tutuklanmasının tercih edildiğini söyledi.

Bağımsız sendikaların önündeki örgütlenme engellerine dikkat çeken Neslihan Acar, Bağımsız Maden-İş Sendikası’nın yaklaşık yedi aydır yürüttüğü mücadelenin farklı maden havzalarına ulaştığını ve işçilerin sendikaya üye olmaya başladığını belirtti.

Neslihan Acar, Bağımsız Maden-İş Sendikası’nın yüzde 1’lik örgütlenme barajını aşmasına rağmen bakanlık istatistiklerinde üyelerinin yok sayıldığını ve sendikanın barajın altında bırakıldığını söyledi.

Madencilerin Ankara’da bakanlık ve holdinglerin önünde haklarını aramaya devam ettiğini belirten Acar, Çakır ve Aksu’nun tutuklanmasına gerekçe yapılan sürece ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Neslihan Acar, tutuklamaların nedeninin bir bakanlığın kapısına gidilmesi ve muhatap bulunamadığında kapının zorlanması olduğunu belirterek, daha sonra Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin adres gösterildiğini söyledi.

Neslihan Acar, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Arkadaşlarımızın tutuklanma nedeni bir bakanlığın kapısına girip muhatap bulamadığında o kapıyı zorlamalarıdır. Yine bu kapı zorlandığı halde muhatap bulamadığı için Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni adres gösterdiler. Dediler ki bir holdinge bakan, bürokratlar söz geçiremiyor. O yüzden de bu ülkenin en yetkili yöneticisi olan, her şeyi çözme kudretinin kendinde olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanına, külliyeye gideriz dedi.”

“Hak aramanın kriminalleştirildiği bir dönem”

Neslihan Acar, sendikacıların ve işçilerin hak arama mücadelesinin kriminalleştirildiğini belirterek, tutuklamaların bağımsız sendikal mücadeleyi durdurmayı amaçlayan bir yaklaşım olduğunu söyledi.

Neslihan Acar, sendikacıların bürokratik makamlarla sonuç alamadıkları noktada ülkenin en üst düzey yöneticisiyle görüşmek istemelerinin suç olarak değerlendirilmesine tepki gösterdi.

Neslihan Acar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yoldaşlarımızın tutuklanma nedeni bugün bu ülkede hak aramanın bu kadar kriminalleştirildiği, sendikacıların, öncülerin tutuklandığı, bu kadar şiddet sarmalı içerisinde yine direnmeyi tercih edenlerin durdurulamaması ve bu sefer de, bürokratik odakların terk edilerek doğrudan bu ülkeyi yöneten Cumhurbaşkanıyla muhataplığın hedeflenmesidir. Cumhurbaşkanıyla görüşmek ne zamandır suç oldu?”