• Ana Sayfa
  • Haber Zamanı
  • 5 kentte kayıplar için eylem: ‘Akıbetleri açığa çıkarılsın, failleri yargılansın’

5 kentte kayıplar için eylem: ‘Akıbetleri açığa çıkarılsın, failleri yargılansın’

5 kentte bir araya gelen kayıp yakınları ve İHD, farklı tarihlerde gözaltında kaybedilenlerin akıbetinin açığa çıkarılıp faillerinin yargılanması çağrısında bulundu.

5 kentte kayıplar için eylem: ‘Akıbetleri açığa çıkarılsın, failleri yargılansın’
5 kentte kayıplar için eylem: ‘Akıbetleri açığa çıkarılsın, failleri yargılansın’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 29 Ağustos 2026 14:33

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve kayıp yakınları, Diyarbakır, Batman, Şanlırufa, İzmir ve Hakkari’de bir araya gelerek, gözaltında kaybedilen Osman Buluttekin, Mehmet Emin Çelik, Faysal Kızılırmak’ın akıbetlerinin açığa çıkarıltılması çağrısında bundu.

Diyarbakır

İHD Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” sloganıyla sürdürdükleri eylemlerinin 916’ıncı haftasında Bağlar ilçesindeki Koşuyolu Parkı’nda bulunan Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Kayıpların fotoğraflarının taşındığı eylemde bu hafta, 23 Ağustos 1995 tarihinde kaybettirilen Osman Buluttekin’in akıbeti soruldu. Buluttekin’in hikayesi okundu:

“Osman Buluttekin, 1960 yılında Kulp ilçesine bağlı Yeşilköy’de doğdu. Ortaokul mezunu olan Osman Buluttekin, evli ve yedi çocuk babasıydı. Köyleri askerler tarafından yakılınca, ailesiyle birlikte Kulp merkeze göç etmek zorunda kaldı. 23 Ağustos 1995 gecesi, Kulp ilçesi civarında gerçekleşen bir çatışma nedeniyle Kulp merkeze giriş ve çıkışlar yasaklandı.

O gece yarısı, Buluttekin ailesinin jandarma karakoluna ve kaymakamın konutuna yaklaşık 100 metre mesafedeki evine, kendilerini polis olarak tanıtan, ağır silahlı dört kişi tarafından baskın düzenledi. Baskına gelen kişiler, ‘Emniyetten geliyoruz senle biraz işimiz var’ diyerek Osman Buluttekin’i evinden zorla götürür. Baskın sırasında evin telefon kabloları kesilir. Emniyette bekçi olarak çalışan 35 yaşındaki Osman Buluttekin pijamalarıyla ve ayağında terlikleriyle zorla evden çıkarılır. O gece yaşananlara tanıklık eden bir komşu, Osman Buluttekin’in bir araca bindirilerek yakında bulunan ve polisler tarafından kontrol noktası olarak kullanılan tepelik bir bölgeye götürüldüğünü söyler. Ailesi, belirtilen bölgeye giderek Osman Buluttekin’in akıbetini sormak istese de, buranın yasaklı bölge olduğu gerekçesiyle girişlerine izin verilmez.

Osman Buluttekin, kaybolmasından üç ay önce, 14 ay cezaevinde kaldıktan sonra Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nden tahliye edilmişti. Ailesinin ifadesine göre, o tarihten itibaren sürekli tehdit telefonları almaya başlamıştı. Osman Buluttekin gözaltına alındıktan hemen sonra aile, Kulp Emniyet Müdürlüğü’ne ve Jandarma Komutanlığı’na başvurur. Emniyetteki yetkililer, anne Kariban Buluttekin’e, ‘Biz almadık ama sana söz veriyoruz, onu bulacağız’ der.
Ancak, Osman Buluttekin’den o günden sonra bir daha haber alınamadı. Ailesi, onun akıbetini öğrenmek için birçok kuruma başvurdu, ancak gözaltına alındığı iddiası yetkililerce sürekli inkâr edildi. Aile, Osman Buluttekin’i evden alanların güvenlik güçleri olduğuna inanmaktaydı. Bu nedenle faillerin bulunması ve cezalandırılması için İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi’nden hukuki yardım talebinde bulundu. Ancak İHD Amed Şubesi’nin tüm çabalarına rağmen, Osman Buluttekin’in akıbetine dair herhangi bir sonuca ulaşılamadı.

Bir kez daha bu meydanda hatırlatmak istiyoruz! Gözaltında zorla kaybetme bütün insanlığın utancıdır. Bu utancı yeryüzünde silmek için mücadele etmek onur sahibi her insanın görevidir.

Kaç yıl geçerse geçsin, Osman Buluttekin için kayıplarımız için adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğiz.”

Açıklama oturma eylemiyle son buldu.

Batman

İHD Batman Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 752’nci haftasında Gülistan Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartının açıldığı eyleme, insan hakları savunucularının yanı sıra siyasi parti temsilcileri de katıldı. Bu haftaki eylemde 28 Ağustos 1994 tarihinde Batman’ın Kozluk ilçesinde bulunan evinin önünde katledilen Mehmet Emin Çelik’in faillerini soruldu.

 

Çelik’in kaybedilme hikâyesini İHD üyesi Hüseyin Elçi şöyle dile getirdi:

“30 Ağustos 1994 tarihli Özgür Ülke Gazetesi’nde yer alan haber ve İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi arşiv çalışmalarından edinilen bilgilere göre; Batman ili Kozluk ilçesinde ikamet eden Mehmet Emin Çelik ve Mehdi Çelik, Yeni Mahallede bulunan akrabaları Muzaffer Durmaz’ın evine misafirliğe giderler. Gece saat 23.30’da eve gelen Özel Harekat Timleri, ifade vermeleri gerektiği gerekçesiyle Mehmet Emin Çelik ve Mehdi Çelik’i misafir bulundukları evden dışarı çıkarır. Yaklaşık 15 metre uzaklaştırıldıktan sonra Mehmet Emin Çelik, uzun namlulu silahlarla taranarak öldürülür. Mehdi Çelik ise karanlık olması sebebiyle kaçarak kurtulmayı başarır.

Olaya ilişkin bir görgü tanığının anlatımları ise şöyle: “Olaydan kısa bir süre önce Muzaffer Durmaz’ın evine, evin önünde bulunun askeri bir panzerin geçişinden yaklaşık on dakika sonra askeri giyimli iki kişi gelir. Kendilerini asker olarak tanıtır. Sonra evdekilerin kimliklerini göstermelerini isterler. Kimliklerin gösterilmesinin ardından, evde misafir bulunan Mehmet Emin ve Mehdi Çelik ifadeleriniz var deyip evden çıkarıldı. Kısa bir süre sonra silah sesleri geldi. Olay yerine gittik. Mehmet Emin kanlar içindeydi ve yaşamını yitirmişti. Olay yeri boş kovanlarla doluydu.

Her ne hikmetse Kozluk Kaymakamı Ali Hikmet Şen, savcıyla birlikte olay yerine geldi. Bir gün sonra cenaze hastane morgundan alındıktan sonra, 3 bin kişilik bir kitleyle Kozluk mezarlığında defin edildi. Defin sırasında yol kenarlarına ve mahalle aralarında panzerler yerleştirildi.

Konuyla ilgili kaymakamla yapılan görüşmede ‘olay olur olmaz nasıl oldu da savcıyla birlikte olay yerine geldikleri’ sorulunca ‘ben ilçe kaymakamıyım, oraya gelmem benim görevim’ dedi. Ancak halk, bu olayın, savcı ve kaymakamın da bilgisi dahilin de planlanıp gerçekleştiği ve yapılanın bir infaz olduğunu söylüyordu. İnfazla ilgili kaymakam bilgi vermekten kaçındı. Mehmet Emin Çelik’in infaz emrini verenler ve infazın tetikçileri hala yargı önüne çıkarılmadı.”

Açıklama, oturma eylemiyle son buldu.

Şanlıurfa

İHD Şanlıurfa Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle düzenledikleri eylemin 82’nci haftasında bir araya geldi.

Kayıp yakınları ile insan hakları savunucuları, Şanlıurfa’noın Haliliye ilçesinde bulunan Novada Parkı’nda toplandı. Açıklamada, kayıpların fotoğraflarının yer aldığı pankart ile katledilen ve kaybettirilenlerin fotoğrafları taşındı. Sivil toplum örgütü temsilcileri ile çok sayıda kayıp yakınının katıldığı eylemde, bu hafta 1992 yılında işe gittiği sırada uğradığı silahlı saldırı sonucu katledilen Faysal Kızılırmak’ın akıbeti soruldu. İHD şube yöneticisi Mehmet Kılıç, Faysal Kızılırmak’ın hikayesini okundu.

Açıklama bir dakikalık oturma eylemiyle son buldu.

Hakkari

İHD Hakkari Şubesi, eylemlerinin 242’inci haftasında, 18 Haziran 1992’de Şırnak’ta katledilen Mehmet Ertak’ın ‘nın akıbetini sordu. Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde bulunan Sanat Sokağı’nda yapılan eyleme çok sayıda kişi katıldı. Katledilenlerin fotolarının taşındığı açıklamanın basın metnini İHD Hakkari Şube Sekreteri Pınar Şen okudu.

Mehmet Ertak’ın hikayesini okuyan Pınar Şen, cezasızlık politikasının hala sürdüğünü söyledi. Failler açığa çıkana dek mücadele edeceklerini belirten Pınar Şen, “Kaç yıl geçerse geçsin, Mehmet Ertak için tüm kayıplarımız için, adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Açıklama bir dakikalık oturma eylemiyle son buldu.

İHD İzmir Şubesi, kayıplar için eski Sümerbank önünde açıklama yaptı. Kayıpların fotoğraflarının yer aldığı “Kayıplar vicdandır sahip çık”, “Kayıplar belli failler nerede” pankartları açıldı. İHD İzmir Şube Yöneticisi Vetha Aydın, 30 Ağustos’un da aynı zamanda Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü olduğunu hatırlatarak, “İnsan Hakları Derneği açısından ise 30 Ağustos, Türkiye’nin yakın geçmişinde devletin güvenlik politikaları ve çatışmalı dönemlerle bağlantılı olarak yaşanan zorla kaybetmelerle yüzleşme, hakikati açığa çıkarma ve cezasızlığa son verme çağrısının yükseltildiği bir gündür” dedi.

Vetha Aydın, 90’lı yıllarda ağırlaşan zorla kaybetmelere dikkat çekerek, insanların gözaltında kaybedilmesi, cenazelerinin gizlenmesi, toplu mezarların ortaya çıkarılmaması ve devlet görevlilerinin sorumluluğunun etkin biçimde araştırılmamasıyla birlikte bugün hâlâ sonuçları devam eden bir insanlık suçu olduğunu vurguladı.

Vetha Aydın, İHD’nin yıllardır sürdürdüğü mücadelede temel talebinin değişmediğini, kayıpların bulunmasını ve faillerin yargılanmasını istediklerini söyledi. (MA)