Fidel’in doğumları
Alp Altınörs 31 Ağustos 2026

Fidel’in doğumları

Fidel’in doğumları

 

Fidel Castro, 1926’da Küba’da doğdu, çiftlik sahibi bir ailenin oğlu olarak doğdu. Bu sene onun 100. doğumgünü kutlanıyor. Bu ilk doğuşu, onun hayatına yön verseydi muhtemelen Fidel de sıradan bir çiftlik sahibi olarak, anmaya değmez bir hayat sürerdi.

Fidel’in üniversite yılları, ülkede politik dalgalanmaların yaşandığı bir dönemdi. Hukuk Fakültesi öğrencisi olarak o bu iklimin dışında kalamazdı. Öğrenci derneği başkanı oldu. Hitabet gücü, karizması ve kararlılığıyla kısa sürede gençlik hareketinin öncüsü haline geldi. Özellikle yolsuzluklara karşı söylemleri halkta da karşılık buldu. Devrimci Fidel böyle doğdu.

Devrimci gençlik kampüslere sığmaz. Fidel öncülüğünde oluşan devrimci gençlik hareketi de Küba’yı cendereye alan Batista diktatörlüğüne karşı mücadeleye girişti. Hareket’in (Movimiento) Moncada Kışlası’na yönelik baskını, gerçi askeri açıdan başarısızdı. Ama Batista’nın korku rejimini kırdı. Fidel’in mahkemede eylemin tüm sorumluluğunu üstlenmesi ve “Tarih beni haklı çıkaracaktır” deyişi halkta güven yarattı. Halkın sahiplenmesi ve dayanışması ona özgürlüğün yolunu açtı. Kısa süren tutsaklığın ardından Fidel Meksika’ya geçerek Hareket’i yeniden toparladı. Bu esnada Guetemala’daki devrimci olaylarda yer almış bir genç Arjantinli doktorla tanıştı. O gece sabaha kadar konuştular. Sabahına Ernesto Guevara adlı bu genç de Fidel’in hareketine katılmayı kabul etmişti. Granma yatıyla Küba’ya dönen 82 devrimciden çoğu daha karaya ayak bastıkları gün öldürüldü. Kalan 16 kişiyi toparlayan Fidel, “elimizde silahlar var Sierra’dayız. Biz bu devrimi yaptık” diyecek kadar öngörülüydü. Gerilla komutanı Fidel böyle doğdu.

Batista diktatörlüğü süngünün üzerinde oturuyordu. Kentlerde işçi sınıfı ve eğitimli orta sınıflar zaten bu diktatörlüğü kitlesel olarak reddediyordu. Fidel liderliğindeki gerilla savaşı kendi gücünün çok ötesinde bir etkiye kısa süre içinde ulaşacaktı. Devrimlerim kanunları, fizik kurallarına pek uymaz. Fidel’in en güçlü döneminde ancak 500 kişiye ulaşan gerilla gücü de Batista’nın on binlerce askerini önüne katıp kovalarken, toplumsal başkaldırının desteğine dayanıyordu. 1959 yılbaşında Fidel Havana’ya girdi. Yeni Küba’nın lideri Fidel, böyle doğdu.

Batista’nın devrilmesine ABD başta pek ses etmedi, zira artık ABD’nin de ayağına dolanan, çürümüş bir yönetimdi. Ama yeni yönetimin sosyalist yöne evrilmesi, ABD şirketlerinin kamulaştırılması, Washington için kabul edilemezdi. Eski toprak sahibi ailelerin çocuklarından derlenmiş bir orduyu Küba’ya çıkartma yapmak üzere yolladılar. Domuzlar Körfezi’ne yapılan bu çıkartma tam bir başarısızlıkla sonuçlandı. 1 Mayıs 1961’de Fidel, Küba’da sosyalist devrimi ilan etti. ABD’nin burnunun dibinde sosyalizmin ilanı tüm dünyayı sarstı. Sosyalizmin uluslararası önderlerinden birisi olarak Fidel, böyle doğdu.

Fidel’in liderliği altında Küba, sadece insani kalkınmada rekorlar kırmakla, eşitlikçi bir ekonomiyi, gelişkin sosyal hakları, kadın-erkek eşitliğinde tarihsel adımları, sağlık ve eğitimde bedelsiz erişimi kazanmakla, sağlık alanında önde gelen bir ülke haline gelmekle kalmadı. Halk iktidarı meclisleriyle kendine özgü sosyalist demokrasiyi de kurdu; Devrimi Savunma Komiteleriyle tüm Küba halkını devlet yönetimine katmayı da başardı. 1959 öncesinde ABD’nin kumarhanesi, genelevi ve şeker kamışı tarlası olmaya indirgenmiş bir ülke, Fidel’in liderliğinde Latin Amerika’nın hatta dünyanın önde gelen bir ülkesi haline geldi.

1991’de Sovyetler’in yıkılmasına rağmen, Küba’da sosyalizmin ayakta kalması, büyük oranda Fidel’in liderliği sayesinde oldu. Sosyalizmde ısrarın sembolü olarak Fidel, böyle doğdu.

Bugünse, 100. doğumgününde Fidel, Trump-Rubio ablukasına karşı Küba halkının direnişi içinde yeniden doğuyor. Küba halkının enerjiye erişim hakkını yok sayan vahşi emperyalizm karşısında Fidel, Küba’nın direnişiyle hayat buluyor. Böylece Fidel, ölümünden sonra yeniden doğarak bir kez daha fizik kurallarına meydan okuyor.

İyi ki doğdun Fidel!

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.