• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Kurumlardan 1 Eylül çağrısı: ‘Kalıcı barış için demokrasi ve eşit yurttaşlık şart’

Kurumlardan 1 Eylül çağrısı: ‘Kalıcı barış için demokrasi ve eşit yurttaşlık şart’

Siyasi isimler, partiler ve belediyeler 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla sosyal medya hesaplarından paylaşımlar yaptı.

Kurumlardan 1 Eylül çağrısı: ‘Kalıcı barış için demokrasi ve eşit yurttaşlık şart’
Kurumlardan 1 Eylül çağrısı: ‘Kalıcı barış için demokrasi ve eşit yurttaşlık şart’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 1 Eylül 2026 13:45
  • Güncellenme: 1 Eylül 2026 14:21

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), İnsan Hakları Derneği (İHD), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Emek Partisi (EMEP), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve TMMOB, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yaptıkları açıklamalarda, küresel savaş politikalarına ve içerideki hak ihlallerine karşı ortak barış vurgusu yaptılar.

Kurumların yayımladığı açıklamaların detayları şu şekilde:

ABF: Barış, eşit yurttaşlık ve laikliktir

Alevi Bektaşi Federasyonu, savaşların ve çatışmaların en ağır bedelini ezilenlerin ve çocukların ödediğine dikkat çekerek barış çağrısında bulundu. Suriye, Gazze ve dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan acılar karşısında sessiz kalmayacaklarını belirten federasyon, hiçbir siyasi çıkarın insan hayatından değerli olmadığını vurguladı. Alevi inancının temelinde insanı yaşatmanın, zulme durlemenin ve barışı savunmanın yer aldığını ifade eden ABF, barışın eşit yurttaşlık, adalet, özgürlük, laiklik ve demokrasi anlamına geldiğini kaydetti. Hiç kimsenin inancından, kimliğinden ve dilinden dolayı ayrımcılığa uğramaması gerektiği vurgulanarak, Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin tanınması ve inanç özgürlüğünün güvence altına alınması istendi. Açıklama, “Savaşa karşı barışı, zulme karşı adaleti, nefrete karşı sevgiyi savunuyoruz” mesajıyla son buldu.

İHD: Kalıcı barış için demokrasi ve hukuki adımlar şart

İnsan Hakları Derneği, Türkiye’de Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümü için yeni bir fırsat penceresi aralandığını belirtti. Dernek, silahların susmasının tek başına barış anlamına gelmediğini vurgulayarak kalıcı bir toplumsal barışın ancak kapsamlı yasal ve anayasal adımlarla mümkün olabileceğini kaydetti. Kürt meselesinin çözümünün şiddetle değil; demokrasi, hukuk ve insan haklarının bütüncül olarak hayata geçirilmesiyle mümkün olduğu ifade edildi. Bu kapsamda TBMM’nin Çerçeve Yasa’yı genişletmesi, Abdullah Öcalan’ın hapishane koşullarının ev hapsi dahil yeniden düzenlenmesi, kayyım uygulamalarına son verilmesi ve AİHM ile AYM kararlarının tereddütsüz uygulanması talep edildi.

HDK: Şimdi barış zamanı, demokratik yaşamı birlikte inşa edeceğiz

Halkların Demokratik Kongresi, savaş, çatışma ve inkâr politikalarına karşı halkların eşit, özgür ve onurlu yaşam iradesini büyüteceklerini vurguladı. Barışın yalnızca çatışmasızlık olmadığı; demokratik toplumun, eşit yurttaşlığın, kadınların özgürlüğünün, emeğin ve doğanın yaşam hakkının güvence altına alındığı bir geleceğin birlikte kurulması anlamına geldiği belirtildi. Halkların ortak mücadelesiyle barışın toplumsallaştırılacağı vurgulanarak, “Şimdi barış zamanı!” çağrısı yinelendi.

EMEP: Türkiye NATO’dan çıksın, savaşlara dur diyelim

Emek Partisi, emperyalist paylaşım savaşlarına ve iktidarın dış politika tercihlerine tepki göstererek, barışın ancak işçilerin birliğiyle inşa edilebileceğini vurguladı. Türkiye’nin 2025 yılında en çok askeri harcama yapan ülkeler arasında 18. sırada yer aldığını hatırlatan EMEP; Ankara’daki NATO Zirvesi ve Suudi Arabistan ile imzalanan Mekke Ortak Savunma Antlaşması’nın ülkeyi yeni savaş tehditlerine sürüklediğini belirtti. Açıklamada, Kürtçe anadilinde eğitim hakkının tanınması, kayyım politikalarına son verilmesi ve siyasi tutuklular için genel af çıkarılması talep edilirken, “Türkiye NATO’dan çıksın, NATO dağıtılsın ve ABD üsleri kapatılsın” denildi.

TİP: Tüm dünyada ve ülkemizde barışı ve kardeşliği savunmaya devam edeceğiz

Türkiye İşçi Partisi, patronların kâr hırsıyla dünyayı talan ettiğini belirterek, Filistin, İran ve Venezuela’da ABD emperyalizminin ve İsrail’in saldırganlığına destek olan egemenlerin vahşetin ortağı olduğunu kaydetti. Ülkenin on yıllara dayanan barış özlemini siyasi küçük hesaplara alet etmenin halka düşmanlık olduğu vurgulanarak, emperyalistlerin ve diktatörlerin kirli emellerini boşa çıkarmak için dünyada ve Türkiye’de kardeşliğin savunulmaya devam edileceği duyuruldu.

TMMOB: Eşitliğin, özgürlüğün ve barışın ülkesini istiyoruz

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada savaş, çatışma, ırkçılık ve ayrımcılığa karşı barış çağrısı yaptı. Filistin, Suriye, Lübnan ve Yemen’deki yıkımların ve emperyalist paylaşım savaşlarının bedelini halkların ödediğine dikkat çeken Çakar, Türkiye’de giderek yaygınlaşan ırkçı ve şoven söylemlerin toplumsal barışı tehdit ettiğini belirtti. TMMOB, gerçek ve kalıcı barışın yalnızca silahların susmasıyla değil; kayyım uygulamalarına son verilerek eşit yurttaşlık, demokrasi, adalet ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıyla mümkün olacağını vurguladı.

İmamoğlu’ndan 1 Eylül mesajı

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne ilişkin, “Türkiye olarak hem ülkemizin hem de bölgemizin barış ve huzuru için güçlü, demokratik ve adil bir ülke olmak zorundayız. Ancak o zaman barış ve istikrarı hem yaşayacak hem de yayacağız. Atatürk’ten bize emanet ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ anlayışı rehberimizdir” dedi.

10 Ekim Barış Derneği: Silahların susması tek başına barışı sağlayamaz

1 Eylül Dünya Barış Günü’ne dair yazılı açıklama yapan 10 Ekim Barış Derneği, savaşların günümüzde de sürdüğü, emekçilerin, yoksulların, dünya halklarının baskı ve zulüm altında yaşadığına dikkat çekti. Bölgedeki çatışmalara dikkat çekilen açıklamada, “Tüm dünyaya hükmetme arzusunu saklamaya bile gerek duymayan ABD’nin, İran’a, Venezuela’ya, Afrika ülkelerine saldırıları, Avrupa’nın göbeğinde devam eden Ukrayna-Rusya savaşı bunun en bariz örnekleridir. Demokrasinin beşiği olarak adlandırılan Avrupa, silah sanayileri, kapitalist sistem ellerini ovuşturarak, emekçilerin, yoksulların, halkların boğazlanmasın sebebi olmaktadır” denildi.

Barışın silah bırakmaya indirgenemeyeceği belirtilen açıklamada, “Ülkemizde bugün bir süreç yaşanmaktadır. Yaklaşık 2 sene önce başlayan ve temeli Kürt sorununa dayanan süreç, sadece ülkemizi değil bütün bir Ortadoğu’yu etkilemektedir. Devletin bir türlü ‘barış’ diyemediği bu süreç, silahların susması ve PKK’nin kendini feshetmesi ve buna ilişkin çerçeve yasa çıkarılması ile belli bir aşamaya gelmiştir. Ancak silahların susması tek başına barışı sağlayamaz” ifadelerine yer verildi.

Demokratik bir rejimin kurulması, kayyım gibi anti demokratik uygulamalardan vazgeçilmesi ve hakikatin açığa çıkması için yüzleşmenin sağlanması gerektiği vurgulanan açıklamada, bunun en temel unsurunun adalet olduğuna dikkat çekildi. Açıklamada, barışın sağlanabilmesi için başta 10 Ekim Gar katliamı olmak üzere bütün katliamlarla yüzleşilmesi ve hakikatin açığa çıkarılması gerektiği belirtildi.