• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Gülistan Kılıç Koçyiğit: İlk defa yasal çerçeveye kavuştuğumuz bir sürecin içindeyiz

Gülistan Kılıç Koçyiğit: İlk defa yasal çerçeveye kavuştuğumuz bir sürecin içindeyiz

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, ‘Adalet ve Haklar Temelinde Barışın İnşası’ panelinin ikinci oturumunda konuştu. Kürt sorununun çatışma ve şiddet zemininden çıkarılmasının Türkiye’nin demokratik dönüşümünün önünü açacağını belirten Koçyiğit, barışın toplumsallaştırılması çağrısı yaptı.

Gülistan Kılıç Koçyiğit: İlk defa yasal çerçeveye kavuştuğumuz bir sürecin içindeyiz
Gülistan Kılıç Koçyiğit: İlk defa yasal çerçeveye kavuştuğumuz bir sürecin içindeyiz
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 2 Eylül 2026 19:36

Emek ve Demokrasi Platformu’nun Cizre kentinde düzenlediği “Adalet ve Haklar Temelinde Barışın İnşası” panelinin ikinci oturumu, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen’in katılımıyla devam etti.
Mehmet Emin Ekmen, barış sürecinin toplumda doğru bir ruh hali ve dille ele alınması gerektiğini belirterek, “Hepimiz aslında nihai hedefin kutsallığı, büyüklüğü, tarihi yönü, bunun hepimiz için ne kadar iyi olacağı, bize ne kadar iyi geleceği ve bunun için ne yapılması gerektiği mevzularını atlıyoruz. Adeta birileri, derken iki tarafta birileri, kolumuzdan tutmuş, bizi zora barışa götürüyor. Bir öğretmenin ilkokul çocuklarını bir şeye zorlayarak yaptırması gibi. Tabii sürece dair dilimizi, bakış açımızı, ruh halimizi de doğru koymamız için süreci de doğru tasnif etmemiz lazım” dedi.
‘Bu pozitif barış değil’
Barışın yalnızca çatışma ve şiddetin sona ermesiyle sınırlı olmadığını vurgulayan Ekmen, “Bu bir pozitif barış değildir. Yani negatif barış olarak tanımlanan şiddetin ve şiddetin araçlarının ortadan kalkışının kurumsallaşması sürecidir. Pozitif barış dediğimiz Kürtçe’yle, Kürtlerle, onarıcı adaletle, vatandaşlıkla, yerel yönetimlerle ilgili mevzular önümüzdeki dönemin meselesi. Ve o zaman da biz Türkiye toplumunu ve Türkiye siyasetini ikna etmek durumundayız. Birbirimizi ikna ederek ilerleyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Sürecin toplumsallaşması için farklı görüşlerin de dikkate alınması gerektiğini belirten Ekmen, “Toplumsallaşma dediğimiz şey sadece gidip bir şeyi anlatmak değil ve sadece destekleyenlere de değil; karşıtlarına da önce, belki bir format olarak söylüyorum, kısa bir anlatım, sonra uzun ve geniş dinlemeler, sorulara cevap vermeler… Bunun bir ikna ve güvene dönüşmesi ve neticede muhatabın aktif bir şekilde sürecin paydaşı olacağı bir yere evrilmesini hedeflemek gerekiyor. Silah yoksa ikna esastır. Karşı tarafın iknası onların bizi anlamasını talep etmek kadar, bizim de onları anlayacağımız, bizim umutlarımız kadar onların da kaygı ve endişelerini dikkate alan bir dil ve bir metot üretmek zorundayız” diye konuştu.
‘Dünya değişiyor, biz de değişmeliyiz’
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, savaş ve çatışmaların yarattığı ağır sonuçlara dikkat çekerek, barışın en büyük kazanımının yeni can kayıplarının yaşanmaması olduğunu vurguladı. Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Her taziyeye gittiğimizde ne kadar büyük aslında kayıplarımız olduğunu, bu savaşın, bu çatışmanın bedelinin ne kadar büyük olduğunu bir kez daha görüyoruz. Gencecik bir resmin önünden geçerken aslında çatışmanın bedelini, savaşın bedelini, Kürt halkının ödediği bedelin ne kadar büyük olduğunu bir kez daha görüyoruz. Bunu hep görüyorduk, hep yaşıyorduk, hep ödüyorduk ama yan yana bu kadar çok genç resmi görmek, burada bulunan her bir arkadaşı bir kez daha aslında bütün o gençlere borçlu olduğumuzu, geleceği, barışı, en fazla da barışı borçlu olduğumuzu bize düşündürüyor” dedi.
Yaklaşık iki yıldır yeni bir can kaybının yaşanmamasının önemli bir kazanım olduğunu belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, barış ihtimalinin büyütülmesi gerektiğini ifade ederek, “İki yıldır bir tabut sırtlanmıyorsa, iki yıldır yeni bir can kaybı yaşamıyorsak bundan daha büyük bir kazanım olabilir mi? Barışı denemek, barışa bir şans vermek, barış umudunu büyütmek ve gerçekten bu ülkede halklar olarak eşit, özgür, demokratik bir yaşamı kurmanın bir kapısı aralandı. Evet, biz bu sürece ‘çözüm süreci’ demiyoruz. Kürt sorununu bu haliyle, bu yasayla çözülecek demedik, demiyoruz. Ama şunu çok iyi biliyoruz ki dünya değişiyor, çağ değişiyor ve bizlerin de değişmesi gerekiyor” diye konuştu.
Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının mücadele yönteminde önemli bir değişimin önünü açtığını belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, bu çağrının yalnızca mücadele araçlarının değil, devletin de değişmesi ve demokratik dönüşümün önünün açılması açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Sayın Öcalan’ın 1993’ten beri olan barış mücadelesini yeniden damıtılmış haliyle bu değişim ve dönüşümün öncüsü pozisyonuna getirdi. Kendi kurduğu hareketin aslında mücadele stratejisini değiştirme ve bununla beraber toplumsal bir değişimin, mücadele yöntemlerinin değişmesini ve aynı zamanda devletin de değişmesinin kapısını aralamaya çalıştı. Yani devletin de değişmesinden bahsediyoruz burada. Sadece bizlerin, sadece mücadele araçlarının değişmesinden değil, devletin de demokratik değişimden, demokratik dönüşüme kapı aralamasından bahsediyoruz” ifadelerini kullandı.
İlk defa yasal çerçeveye kavuştuğumuz bir sürecin içindeyiz’
Sürecin yasal bir çerçeveye kavuşmasının önemine dikkat çeken Gülistan Kılıç Koçyiğit,  “İlk defa bu kadar güçlü, bir yasanın çıktığı, artık bir yasal çerçeveye kavuştuğumuz bir sürecin içerisindeyiz. Bu, Kürtlerin tarihindeki bütün çatışma çözümü deneyimlerine, barış deneyimleri açısından bir ilk. İlk defa evet, artık bu süreç açısından ortaklaşılmış, 467 kabul oyuyla Meclis’ten geçmiş, iktidarıyla muhalefetiyle, ana muhalefetiyle eksik de olsa desteklediği bir yasadan bahsediyoruz. Bu kadar kritik, bu kadar önemli bir dönemden bahsediyoruz. Bu dönemdeki bütün bu saldırıları iyi okumak gerekiyor” dedi.
Panel, soru-cevap bölümünün ardından plaketlerin verilmesiyle sona erdi.