Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın yargılamasına, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nde 75’inci gününde tamamlandı.
53 tutuklunun tahliye talepleri tamamlandı.
Ara mütaalasını açıklayan savcı, yargılananların tamamının tutukluluğunun devamını talep etti.
Duruşmaya yarım saat ara verildi.
Duruşma saat 11.10’da Medya AŞ Satın Alma ve İhale Müdürü Fatoş Ayık’ın savunmasıyla başlamıştı.
‘İBB’ye Kadir Topbaş döneminde başladım’
Savunmasına başlayan Fatoş Ayık, İBB’de 15 yıldır çalıştığını, Kadir Topbaş döneminde işbaşı yaptığını belirtti ve “Varlığından haberdar olmadığım bir örgüt yüzünden 1,5 yıldır çile çekiyorum” ifadelerini kullandı.
Fatoş Ayık tahliye talebinde şunları söyledi:
“Ne AK Parti döneminde ne de CHP döneminde hiçbir zaman siyasi bir yönüm olmadı, siyasi ilişkiler içinde bulunmadım. Ben sadece işini düzgün yapmaya çalışan biri oldum. Ekrem İmamoğlu beni tanımaz, ben de herkes gibi kendisini sadece belediye başkanı olarak tanırım. Örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen Murat Ongun’u İBB danışmanı ve yönetim kurulu başkanı olması nedeniyle tanırım. Ama kendisiyle haricen bir kişisel tanışıklığım yoktur, irtibatım yoktur, dosyada da tek bir telefon irtibatımızın, HTS kaydımızın olmadığı da ortadadır. Bu durumun da örgüt ilişkisi, talimat ilişkisi içinde olmayacağımızı ortaya koyduğunu düşünüyorum.”
‘Merhamet değil, adalet istiyorum’
Tutuklu İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökçe ise tahliye talebinde “İBB‘de 17 ay görev yaptım. Bunun karşılığında 18 ay cezaevindeyim” dedi.
Gökçe örgüt suçlamasına ilişkin ise, “Örgüt bilmiyorum, görmedim görsem müsaade etmem. Örgüt namına imza atmak üzerinden bir suç istinat edilmeye çalışılıyor. Bir örgüt olması için maddi menfaat edinmek lazım. Kredi ile aldığım bir evim var, arabam yok. Cezaevinde yattığım sürede de maddi sıkıntı yaşıyorum ve bununla da onur duyuyorum” dedi. Gökce, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olmak için İBB’deki görevinden istifa ettiğini hatırlattı ve “Beni aday yapmadılar, ben nasıl örgüte hizmet etmiş olabilirim” ifadelerini de kullandı.
Gökçe tutukluluk sürecine ilişkin ise şöyle konuştu:
“Hayatımın 18 ayını kürek mahkumu olarak geçirdim, böyle hissediyorum. Ben 15 ayı geçti cezaevinde evlendim. Buradan her gün eşime bakıyorum. Buna mı yanayım buraya gelemeyen tekerlekli sandalyedeki anama mı yanayım. Sizden merhamet falan dilemiyorum efendim. Hiç böyle bir talebim yok. Hastalıklarımı falan söyleyecek de değilim. Ağzımı açmak niyetinde değilim. Sağlıklıyım, turp gibi. Kronik hastalıklarım var ama umurumda da değil. Sizden adalet istiyorum. “
“Kızımla yaşayabileceğim anların eksilmemesini istiyorum”
Gökce’nin ardından iBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten’in tahliye beyanına geçildi.
Gülten cezaevindeyken doğan kızı Maya’dan bahsederek “Savunmamda, ben tutukluyken dünyaya gelen kızımdan bahsetmiştim. Onun birçok ilkini kaçırdığımı; hiç değilse ilk yaş gününü ve ilk adımlarını kaçırmak istemediğimi söylemiştim. Tutukluluğumun devamı nedeniyle onları da kaçırdım. Sevgili eşim, yokluğumu kızımıza hissettirmemeye çalışarak onu büyütürken, benim yerime onun ilklerine tanıklık etti. Sonra gördüklerini ve yaşadıklarını haftalık bir saatlik görüşlerimizde ve on dakikalık telefon konuşmalarımızda bana anlatarak beni kızımın hayatının içinde tutmaya ve babalığımı eksiltmemeye çalıştı. İlk adımlar ve ilk yaş günü geride kaldı. Biz de geride kalanları saymak yerine, birlikte atacağımız binlerce adımı düşünmeyi öğrendik. Bugün sizden geçmişte kaçırdığım anları geri vermenizi istemiyorum. Bunun mümkün olmadığını biliyorum. Ancak bundan sonra kızımla yaşayabileceğim anların da eksilmemesini istiyorum. Yargılamadan kaçmak gibi bir düşüncem yoktur. 20 yıllık meslek hayatım, 17 yıllık kamu hizmetim, ailem, yaşam düzenim ve bütün bağlarım buradadır. Savunmam alınmış, deliller dosyaya girmiş ve hakkımdaki iddialar ayrıntılı biçimde tartışılmıştır. Bu nedenle geldiğimiz aşamada tutukluluğun devamının gerekli ve ölçülü olmadığını düşünüyorum. Tahliyemi talep ediyorum” diye konuştu.
“İddianameye göre infaz edilmişim zaten”
Medya Aş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, “Suçlandığım her eylemin künyesine 7 delil maddesi yazılmış. Savunmamda da belirttim Sayın Başkan. Bu 7 maddeden bana çarpan tek şey, beyanlar” diyerek savunmasında şunları söyledi: “Beyan sahiplerinin cezaevine girmemek ya da cezaevinden çıkmak isteyen ya da beni hiç tanımayan, benimle hiç tanışmamış tescilli, sahte faturacılar olmasını bile bir kenara koyuyorum artık. İçeriği doğru olabilir mi, ona bakmanız, onu değerlendirmeniz icap ediyor. Onlar söylemiş, ben yalanlıyorum; tabii ki yetmiyor. Çünkü iddianameye göre infaz edilmişim zaten. İftiraya benimle dahil edilen tutuklular da yalanlıyor, onların da sözü yetmiyor. Çünkü biz makbul değiliz, onu anladık. Mahkemede tescilli sahte faturacı, dolandırıcı, cinsel saldırı suçlusunun sözü makbul oluyor; işinde gücünde, hayatında ilk kez hakimle göz göze gelen bizlerse, nesnel düşmanlarız. Bunu iliklerime kadar da hissediyorum.”
Ekrem İmamoğlu’nun önemli bir siyasi aktör olması nedeniyle rakip siyasi örgütlerle ciddi bir iletişim ve algı savaşına girdiğini belirten Ongun, hakkında somut bir delil bulunmadığnını söyledi.
Ongun şöyle devam etti. “Yani bu benim işim, ben ön cephedeydim. Benim bu ön cephede olmam ve bunu da başarıyla yapmış olmam kuşkusuz karşıdan bazı insanları kızdırmış, bana karşı öfkelendirmiş falan olabilir ama ben atfedilmiş algılar, büyütülmüş ifadeler üzerinden 18 aydır cezaevinde olmamalıyım. Biraz net, somut delil ararım. Varsa başımın üstünde yeri var, gider yatarım. Allaha şükür bütün rahatsız olan arkadaşlarıma geçmiş olsun diliyorum. Çok sağlıklıyım, taşı sıksam sütünü çıkarırım. Kan tahlillerimiz iyi çıkıyor, değerlerimiz 15-20 yıl öncesine dönmüş, gayet iyiyiz yani. Allah nazardan değdirmesin, herkese sağlık şifa versin. Herhangi bir sorun da yaşamıyorum. Ama ben şu an haksız olarak yatıyorum.”
Ongun’un tahliye talebinin ardından duruşmaya ara verildi.
Avukatlar hakkında suç duyurusu
Ramazan Gülten’in avukatı Enes Ermaner İBB davasında tutuklu Aykut Erdoğdu, Ramazan Gülten ve tutuksuz Yavuz Oğhan’ın avukatları Hüseyin Ersöz ve kendisi hakkında “hakaret” ve “tehdit” iddiasıyla soruşturma başlatıldığını açıkladı. “Yarın Çağlayan’a gidip ifade vereceğiz” dedi.
İmamoğlu beyanda bulunacak
Bugün tahliye taleplerinin dinlenmesi beklenen isimler şunlar:
- Medya AŞ Satın Alma ve İhale Müdürü Fatoş Ayık
- İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Taner Çetin
- İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce
- İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten
- Kültür AŞ Plan ve Organizasyon Müdürü Barış Kılıç
- İş İnsanı Güldem Şık
- İBB Emlak Yönetimi Dairesi Başkanı Kağan Sürmegöz
- Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer
- İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün
- Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı ve Ekrem İmamoğlu’nun Danışmanı Murat Ongun
- İmamoğlu İnşaat AŞ Genel Müdürü Tuncay Yılmaz
- İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş
- İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu
414 sanıklı, 107 tutuklunun bulunduğu (metin genelinde belirtilen 53 tutuklu verisi esas alınarak) İBB davasında toplam 53 tutuklu sanık yargılanıyor.
Mahkeme başkanı, eylül sonuna kadar tutuksuz yargılanların savunmalarının tamamlanacağını belirtti.
‘İddianameye göre infaz edilmişim zaten’
Medya Aş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, “Suçlandığım her eylemin künyesine 7 delil maddesi yazılmış. Savunmamda da belirttim Sayın Başkan. Bu 7 maddeden bana çarpan tek şey, beyanlar” diyerek savunmasında şunları söyledi: “Beyan sahiplerinin cezaevine girmemek ya da cezaevinden çıkmak isteyen ya da beni hiç tanımayan, benimle hiç tanışmamış tescilli, sahte faturacılar olmasını bile bir kenara koyuyorum artık. İçeriği doğru olabilir mi, ona bakmanız, onu değerlendirmeniz icap ediyor. Onlar söylemiş, ben yalanlıyorum; tabii ki yetmiyor. Çünkü iddianameye göre infaz edilmişim zaten. İftiraya benimle dahil edilen tutuklular da yalanlıyor, onların da sözü yetmiyor. Çünkü biz makbul değiliz, onu anladık. Mahkemede tescilli sahte faturacı, dolandırıcı, cinsel saldırı suçlusunun sözü makbul oluyor; işinde gücünde, hayatında ilk kez hakimle göz göze gelen bizlerse, nesnel düşmanlarız. Bunu iliklerime kadar da hissediyorum.”
Ekrem İmamoğlu’nun önemli bir siyasi aktör olması nedeniyle rakip siyasi örgütlerle ciddi bir iletişim ve algı savaşına girdiğini belirten Ongun, hakkında somut bir delil bulunmadığnını söyledi.
Ongun şöyle devam etti. “Yani bu benim işim, ben ön cephedeydim. Benim bu ön cephede olmam ve bunu da başarıyla yapmış olmam kuşkusuz karşıdan bazı insanları kızdırmış, bana karşı öfkelendirmiş falan olabilir ama ben atfedilmiş algılar, büyütülmüş ifadeler üzerinden 18 aydır cezaevinde olmamalıyım. Biraz net, somut delil ararım. Varsa başımın üstünde yeri var, gider yatarım. Allaha şükür bütün rahatsız olan arkadaşlarıma geçmiş olsun diliyorum. Çok sağlıklıyım, taşı sıksam sütünü çıkarırım. Kan tahlillerimiz iyi çıkıyor, değerlerimiz 15-20 yıl öncesine dönmüş, gayet iyiyiz yani. Allah nazardan değdirmesin, herkese sağlık şifa versin. Herhangi bir sorun da yaşamıyorum. Ama ben şu an haksız olarak yatıyorum.”
Ongun’un tahliye talebinin ardından duruşmaya ara verildi.




