Deniz Göktaş hakkında üç suçtan hapis cezası istendi

Deniz Göktaş hakkında 2 yıl 8 aydan 11 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edildi.

Deniz Göktaş hakkında üç suçtan hapis cezası istendi
Deniz Göktaş hakkında üç suçtan hapis cezası istendi
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 4 Eylül 2026 13:36
  • Güncellenme: 4 Eylül 2026 15:34

Ölü Deniz’ göterisi nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında 3 suçtan iddianame hazırlandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede, Göktaş’ın, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 216’ncı maddesi kapsamında “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme”, 299’uncu maddesi kapsamında “Cumhurbaşkanına hakaret” ve 215’inci maddesi kapsamında “suçu ve suçluyu övme” suçlarından cezalandırılması talep edildi. “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ile “suçu ve suçluyu övme” suçlarının basın ve yayın yoluyla işlendiği ileri sürülerek TCK’nin 218’inci maddesinin de uygulanması istendi.

İddianamede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “müşteki” olarak yer alırken, farklı kişiler ve bir sendikanın yanı sıra CİMER üzerinden yapılan ihbarlara da yer verildi.

İddianamede, Göktaş’ın “Deniz Göktaş” adlı YouTube hesabından 24 Haziran 2026 tarihinde paylaştığı “Ölü Deniz” gösterisinin içeriğinde suç unsuru bulunduğu gerekçesiyle resen soruşturma başlatıldığı belirtildi.

Gösteriye ilişkin CİMER üzerinden yapılan başvurular, farklı illerde ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan şikâyet dilekçeleri üzerine açılan soruşturmaların tek dosyada birleştirildiği kaydedildi. Dosyaya video çözümleme tutanağı ile Göktaş’ın cep telefonu üzerinde yapılan incelemeye ilişkin 31 Ağustos 2026 tarihli bilirkişi raporunun da konulduğu bildirildi.

Erdoğan’a ilişkin şakaları iddianamaye girdi

Savcılık, gösteride Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullanılan bazı ifadeleri “Cumhurbaşkanına hakaret” suçu kapsamında değerlendirdi.

İddianamede, Göktaş’ın Erdoğan’a ilişkin, “Ben Recep Tayyip Erdoğan’ı hiç sevmedim”, “utangaç bir diktatörden kendi kimliğiyle barışık bir diktatöre geçişi” ve “toplum baskısı, milletin yazdığı metinler, Anayasa falan, kendin ol ya” şeklindeki sözlerine yer verildi.

Göktaş’ın gösterinin metnini kendisinin yazdığını ve videoyu kendisine ait YouTube hesabından paylaştığını ifadesinde kabul ettiği belirtilen iddianamede, sözlerin “eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı’nın toplum nezdindeki şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek boyutta olduğu” savunuldu.

İddianamede, TCK’nin 299’uncu maddesi uyarınca gereken kovuşturma izninin Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 13 Ağustos 2026 tarihli kararıyla verildiği kaydedildi.

‘Oruç tutan canlı bomba’ ifadesi

Göktaş’ın gösterisindeki, “Hâlâ korkuyorum canlı bombalardan ama en çok da oruç tutan canlı bombalardan korkuyorum. Çünkü normal canlı bombalardan Taksim’e, meydanlara, kalabalık yerlere gitmeden kaçabilirsin ancak oruç tutan canlı bombaların nerede patlayacağı belli olmaz” şeklindeki ifadeleri de iddianameye alındı. Savcılık, bu ifadelerle oruç ibadetini yerine getiren kişilerin “canlı bomba olmaya daha müsait olduğu” yönünde bir anlatım kurulduğunu ileri sürdü. Sözlerin, halkın din bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini diğer kesim aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik edici nitelikte olduğu savunuldu.

Gösterideki “İlk üç kitapta iyiydi, dördüncüsünün çevirisi zayıf”, “Dördüncü kitap favorim” ve “Yazar için de çok zor, aklına yeni bir fikir gelse ‘son kitap’ dedik ya” şeklindeki sözler de suçlamaya dayanak gösterildi.

Savcılık, söz konusu ifadelerin İslam dininin kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’i hedef aldığını ve halkın bir kesimini diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik edici nitelik taşıdığını öne sürdü.

Dalgıç espisi ‘haşemalı kadınlar’ olarak değerlendirildi

İddianamede, Göktaş’ın dalgıçları anlattığı bölümde, saçları görünmeyen ve vücutlarını kaplayan siyah kıyafetler giyen kadınları anlattığı iddia edildi.

Göktaş’ın bu kişilere yönelik “dalgıçlar” benzetmesi yaptığı ve hakaret içeren ifadeler kullandığı aktarılan iddianamede, şüphelinin savcılıktaki ifadesinde “dalgıç” sözüyle denize haşemayla giren kadınları kastettiğini kabul ettiği belirtildi.

Savcılık, Göktaş’ın sözlerinin “ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı” olduğunu, dini inançları gereği denize bu kıyafetlerle giren kadınları hedef aldığını ve bu kişilere yönelik “nefret söyleminde bulunduğunu” ileri sürdü.

İddianamede, gösteri hakkında yapılan 500’ü aşkın CİMER başvurusu ve şikâyet dikkate alındığında sözlerin toplumun geniş kesimlerinde infial uyandırmaya elverişli olduğu, kamu güvenliği açısından “açık ve yakın tehlike” ortaya çıkardığı iddia edildi.

Daltonlar esprisi

Göktaş’ın gösterisinde “Daltonlar” olarak bilinen suç örgütüne ilişkin kullandığı ifadeler de “suçu ve suçluyu övme” suçlamasına dayanak yapıldı.

İddianamede Göktaş’ın şu sözlerine yer verildi:

“Ben bugünün ön sıra bilet gelirleriyle, gerçi ön sıra belediye davetlisi oradan bir gelir yok, ikinci sıra diyeyim daha güvenli olur; bugünün ikinci sıra bilet gelirleriyle Türkiye’de bir tetikçi tutup rakip bir komedyeni öldürtebiliyorum. Şu an piyasa bu durumda. Sadece ikinci sıra, bir de Telegram hesabı. Oradan Daltonlara yazıyorsunuz, gayet kurumsal bir iletişim var. Bitcoin’den parayı yatırıyorsunuz, takip de edemiyorlar. Öldürünce fotoğraf geliyor, ‘Buydu değil mi abi?’ Onun ikizi vardı ama benim hatam. Tekrar yatırıyorsunuz, muhteşem bir sistem.”

Savcılık, Göktaş’ın bu sözlerle “Daltonlar Çetesi” olarak bilinen suç örgütünün eylemlerini övdüğünü, meşru gösterdiğini ve suça ulaşılmasını kolaylaştıran ifadeler kullandığını iddia etti.

Anayasa ve AYM kararları hatırlatıldı

İddianamede, Anayasa’nın düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğüne ilişkin 26’ncı maddesine ve temel hakların sınırlandırılmasını düzenleyen 13’üncü maddesine de yer verildi.

İfade özgürlüğünün yalnızca toplum tarafından kabul gören düşünceleri değil, “incitici, şoke edici ya da endişelendirici” düşünceleri de kapsadığı belirtilen iddianamede, Anayasa Mahkemesi’nin bu özgürlüğün bir dereceye kadar abartıya ve kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği yönündeki kararları hatırlatıldı.

İddianamede, bununla birlikte ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığı savunularak, iftira, küfür, onur ve saygınlığı zedeleyen ifadeler ile nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik açıklamaların hukuki korumadan yararlanmayacağı ileri sürüldü.

Savcılık, Göktaş’ın üç ayrı suçtan cezalandırılmasını ve TCK’nin 53’üncü maddesi uyarınca belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasını talep etti.

Gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürenin verilecek cezadan mahsup edilmesi istenen iddianamede, el konulan cep telefonunun karar kesinleştikten sonra Göktaş’a iade edilmesi, telefondan alınan imajın ise dosyada delil olarak saklanması talep edildi.

İddianamede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “müşteki” olarak yer alırken, farklı kişiler ve bir sendikanın yanı sıra CİMER üzerinden yapılan ihbarlara da yer verildi.

Ne olmuştu?

Deniz Göktaş, Harbiye’de sahnelediği “Ölü Deniz” adli gösterisinde, iç siyaset, operasyonlar, Antik Yunan, televizyon dünyası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gibi birçok konuda eleştirel komedi yapmıştı.

Göktaş hakkında, ”Cumhurbaşkanına hakaret” ve “Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlamalarıyla hakkında soruşturma başlatılmıştı.

Soruşturmayı açan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “Bir kısım sosyal medya platformlarında yayınlamış olduğu içeriklerde suç unsuru ifadeler tespit edilen şüpheli Deniz Göktaş hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturma başlatılmıştır” açıklamasını yapmıştı.

Göktaş, yurtdışından döndükten sonra İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alınmıştı.

Göktaş, “Dini değerleri aşağılama” ve “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlarından tutuklama istemiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilerek tutuklanmış ve “Kuyu tipi” olarak bilinen Çorlu’daki Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edilmişti.

Yeniden tutuklama

Deniz Göktaş’ın tutukluluğuna yapılan itirazı inceleyen İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi, 28 Ağustos’ta tahliye kararı verdi.

Tahliye kararının ardından Göktaş, SEGBİS ile “suçu ve suçluyu övme” suçlamasıyla sulh ceza hakimliğine çıkarıldı. Göktaş’ın avukatına haber verilmeyip barodan avukat çağrıldı. Göktaş, ”Ölü Deniz” adlı gösterisinde suçu ve suçluyu övme gibi bir kastı olmadığını belirtti.

Göktaş, Türkiye’nin giderek yoksun bir ülke haline gelmesi, yöneticiler ve bakanlarda aynısını söylüyor, komedyenim, böyle bir şey yapmam, tamamen mizahi bir eleştiri içerir” dedi.

İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği, Göktaş’ın gösterisindeki “Ben bugünün ön sıra bilet gelirleriyle, gerçi ön sıra belediye davetlisi, oradan bir gelir yok. İkinci sıra diyeyim daha güvenli olur. Bugünün ikinci sıra bilet gelirleriyle Türkiye’de bir tetikçi tutup, rakip bir komedyeni öldürtebiliyoruz. Şu an piyasa bu durumda. Sadece ikinci sıra, bir de Telegram grubu. Oradan Daltonlar yazıyorsunuz, gayet kurumsal bir iletişim var. Bitcoin’den parayı yatırıyorsunuz takip de etmiyorlar. Öldürünce fotoğraf geliyor buydu değil mi abi? Onun ikizi vardı ama benim hatam. Tekrar yatırıyorsunuz muhteşem bir sistem…” sözleri nedeniyle tutuklama kararı verdi.

Hakimlik, söz konusu ifadeler için “‘Daltonlar Çetesi’ isimli bilinen suç grubunun suç içerikli eylemlerini öven, meşru gösteren ve suça ulaşılmasını kolaylaştıran ifadeler” değerlendirmesi yaptı.

İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği, “kaçma, delilleri karartma şüphesi” gerekçeleriyle tutuklama kararı verdi.

Göktaş savcının itirazı üzerine Cumhurbaşkanına hakaret” ve “Halkın kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamalarından yeniden tutuklandı.