Almanya’da aşırı sağ alarmı: AfD’nin eyalet başarısı, ‘firewall’u yıkabilir mi?

Almanya’da Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinden aşırı sağcı Almanya için Alternatif Parti’nin (AfD) birinci çıkması, ülkede Nazi uzantısı siyasi yapıların sisteme sızmasını engellemek için oluşturulan “güvenlik duvarı” politikasının ilk kez delindiği bir dönüm noktası oldu. Birinci parti olmasına rağmen, kesinleşen sonuçlara göre eyalette tek başına hükümet kuracak mutlak çoğunluğu elde edemeyen AfD’nin koalisyon ortağı bulup bulamayacağı ise Almanya’da başka bir tartışma konusu oldu.

Almanya’da aşırı sağ alarmı: AfD’nin eyalet başarısı, ‘firewall’u yıkabilir mi?
Almanya’da aşırı sağ alarmı: AfD’nin eyalet başarısı, ‘firewall’u yıkabilir mi?
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 7 Eylül 2026 19:01

Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletinde Pazar günü yapılan seçimlerde, sandık çıkış anketlerine göre Almanya için Alternatif Parti (AFD) oyların yüzde 43,8’ini alarak birinci parti oldu. Eyalette aşırı sağcı partiyi yüzde 17,2’lik oy oranıyla federal koalisyon ortağı Hıristiyan Demokrat Parti (CDU) ve yüzde 9,3 ile SPD (Sosyal Dempkrat Parti) takip ediyor.

Diğer partilerin oy oranları ise şöyle: 

Yeşiller – 8,9

Die Linke — %8,6

BSW — %5,3

Fdp – 2,6

Germany's AfD wins Saxony-Anhalt election

Nazi geçmişi koalisyon ortaklığını zorluyor: AfD hükümet kurabilecek mi?

Partinin Eş Genel Başkanı Alice Weidel, “tarihi” diye nitelendirdiği sonucu kutlayarak bunun AfD’ye hükümet kurmak için açık bir yetki verdiğini söyledi. Ancak seçim sonuçlarının eyalet yönetimini nasıl şekillendireceği bu oranlardan çok, Meclis’teki (landtag) sandalye sayısına bağlı. Almanya’daki nispi temsil sistemi ve yüzde 5 barajı ise sandalye dağılımını doğrudan etkiliyor. Saksonya-Anhalt’da yeni dönemde belirlenen 87 sandalyenin 42’sini alamayan parti, birinci parti olsa da mutlak çoğunluğu garantileyemediği sürece koalisyon kurmak zorunda kalıyor. 

Mevcut dağılıma göre, AfD’nin 39 sandalyeye erişebildiği görülüyor. Parti bu dağılımda hükümet kurabilmek için koalisyon kurmak zorunda kalacak.

Öte yandan, Avrupa’nın başka ülkelerinde de aşırı sağ partiler güç kazanırken, Almanya’nın Nazi geçmişi ülkedeki ana akım partilerin AfD ile iş birliği yapma konusundaki isteksizliğini artırıyor. AfD, göç konusunda da sert bir politika ve Rusya ile daha yakın ilişkiler istiyor.

Eski Sol Parti’li siyasetçi, AfD’nin koalisyon ortağı olabilir mi?

AfD ile olası bir koalisyon için kapıları açık tuttuğunu reddetmeyen,  Sara Wagenknecht İttifakı (BSW) ise, kesin sonuçlara göre yüzde 5’lik seçim barajını aşmış görünüyor. 

Göç politikalarının sıkılaştırılması, sol hareketlerin etnik, dinsel, cinsel azınlıkları kapsayan “kimlik siyasetleriyle” mesafelenmesi ve yeniden işçi sınıfını önceleyen bir çizgiyi benimsemesi, “kör ve plansız eko-aktivizmden vazgeçilmesi” şeklindeki siyasi itirazlarıyla pek çok konuda partisi ile anlaşmazlık yaşayan Wagenknecth, Sol Parti ( Die Linke) ile ilişkisini 2023 yılında kesmişti. 

Siyasetçi ayrıca, Ukrayna Savaşı’nda Rusya ile gerilimli ilişkiyi büyütmemek ve Ukrayna’yı silahlandırmaktan vazgeçmek gibi dış politika ekseninde alınacak tutumlar konusunda da Sol Parti’den uzak, AfD’ye daha yakın bir çizgiyi savunuyor.

Ekonomik anlamda geleneksel sol politikalarla, göç ve kültürel meselelerdeki sağ tutumu birleştiren Wagenknecht İttifakı (BSW), kurulduğu 2024’ten beri, AfD’ye oy vermeyi düşünen işçi sınıfını hedefledi. 

Almanya’da merkez siyasetin yeni sınavı: Aşırı sağ

Aşırı sağ ajandası nedeniyle yelpazenin sol ve liberal kanadındaki seçmenler için tartışmalı bir pozisyona sahip olan AfD ise, rakiplerine kendisinin denklemde olmadığı bir koalisyon için pek de alan bırakmayacak bir seçim başarısı elde etti. 

Diğer partilerin oy oranları gözetildiğinde, hepsinin bir araya geldiği durumda bile AfD olmadan hükümet kurmaları zorlu ve uzun bir süreç gerektiriyor. Bu durum, seçim sonuçlarını AfD için kesin bir zafer haline getirmese de, aşırı sağın yükselişinden endişe duyan liberal ve sol kanat için “yüzleşilmesi gereken bir sonuç” olarak yorumlanıyor.

AfD’nin bir eyalette ilk kez hükümet kurması, Almanya’da birçok kişi için sarsıcı bir gelişme olarak görülüyor. Almanya’da güvenlik duvarı” (firewall) olarak adlandırılan , Holokost dönemindeki karanlık geçmişiyle yüzleşme siyasetinin devlet politikası olarak benimsenmesi, küresel krizler bu düzeye gelene kadar aşırı sağcı partileri iktidardan uzak tutmayı başarmıştı.

AfD’nin başarısı, Şansölye Merz’in liderlik krizine mi dönüşüyor?

Almanya’nın halihazırda siyasi manzarası; Ukrayna Savaşı, göç, doğalgaz krizi ve büyük kentlerde artan barınma maliyetleri gibi pek çok başlık nedeniyle, 2025’teki federal seçimlerden beri Şansölye koltuğunda oturan Frederich Merz’in liderliğinin de sınandığı bir dönem oldu. 

Sosyal demokrat selefi Scholz’un yerine geçen Merz’in kamuoyu desteği, Avrupa’nın en büyük ekonomisi olarak nitelendirilen Almanya’nın uzun süredir büyüme oranlarını canlandıramaması ve federal hükümetin son yıllarda artan göç dalgasının yarattığı ekonomik ve sosyal sonuçlarla ilgili etkili bir politika izleyememesi nedeniyle gerilemişti. 

Bu durum, iktidar koalisyonunun ortağı olan Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU) Saksonya-Anhalt seçimlerindeki sonuçlarına da yansıdı. 

AfD’nin  durgun ekonomiyi yeniden canlandırma ve düzensiz göçü sınırlandırma sözü, Merz üzerindeki baskıyı da artırıyor. Merz’in partisi, ulusal düzeyde yapılan kamuoyu yoklamalarında da AfD’nin gerisinde kalmaya başladı.

Kassel Üniversitesi’nden siyaset bilimci Wolfgang Schroeder, Saksonya-Anhalt’taki AfD başarısının ardından Merz’in eleştirmenleri seslerini daha da yükseltecek ve daha iyi liderlik çağrılarını görmezden gelmek artık mümkün olmayacak” değerlendirmesinde bulundu.

AfD karşıtı protestolar artıyor

Aşırı sağcı bir eyalet hükümeti ihtimali, cumartesi günü eyalet başkenti Magdeburg’da binlerce AfD karşıtının katıldığı bir gösteriye yol açtı. Göstericiler Naziler olmadan hayat daha güzel” yazılı pankartlar taşıdı.

Gösterici Laura Saalfeld, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Çok endişeliyim. Sonuç ne olursa olsun, atmosfer değişecek. Aşırı sağ sempatizanları sokaklarda kendilerini daha açık bir şekilde göstermeye başlayacak” dedi.

Saksonya-Anhalt’ta 35 yaşındaki Ulrich Siegmund liderliğindeki AfD ise aşırılıkçılıkla ilgili suçlamaları korku yaratmaya yönelik bir kampanya ve milyonlarca seçmenine yönelik bir hakaret olarak değerlendiriyor.

‘Güleryüzlü’ radikal ajanda

Siegmund, partiyi 2029’da ülke çapında zafere taşımak için Saksonya-Anhalt’tan öncülük etmeyi hedefliyor.

Bugün özellikle eski Doğu Almanya sınırlarında kalan bölgelerden oy alan AfD, 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasından bu yana Doğu ile Batı arasında tam olarak kapanmayan ekonomik refah farkına ilişkin hoşnutsuzluğu da kendi lehine kullanıyor.

Siegmund için AfD’nin “sempatik yüzü” olarak siyasal iletişim kampanyaları yapılsa da seçim vaatleri keskin sağ politikalarla tamamen uyumlu . Bunlar arasında, göreve geldiği ilk günden itibaren göçmenlere yönelik “yeniden göç ve sınır dışı etme operasyonu” başlatmak da bulunuyor.

Partinin ayrıca, devlet okullarındaki LGBTQ+ Onur Yürüyüşü’nü simgeleyen gökkuşağı bayraklarının yerine Alman bayrağının getirilmesi ve tarih derslerinde Üçüncü Reich dönemine verilen ağırlığın azaltılması gibi vaatleri var.

AfD, göçmen işçilerin yerini doldurmak için yurt dışında yaşayan Almanları ülkeye geri çekmek isterken, nüfusun küçülmesini tersine çevirmek amacıyla ailelere “bebek primleri” verilmesini de öneriyor. 

Alman Ekonomik Enstitüsü: ‘AfD’nin göç politikası yıkıcı olabilir’

Alman Ekonomik Enstitüsü, yabancı doğumlu işçilere, özellikle de sağlık sektöründeki çalışanlara büyük ölçüde bağımlı olan Saksonya-Anhalt için AfD’nin göç politikasının “yıkıcı” olacağı uyarısında bulundu.

Partinin Rusya politikası, Almanya’da “güvenlik” meselesi oldu

AfD’nin yöneteceği bir eyalette güvenlik bürokrasisinin Rusya’ya hassas bilgiler sızdırabileceğinden endişe edenler de var. Moskova’nın bu bilgileri Almanya’yı istikrarsızlaştırmak amacıyla kullanabileceği iddiası gündemdeki yerini koruyor.

Thüringen Eyaleti İçişleri Bakanı Georg Maier ise Handelsblatt gazetesine yaptığı açıklamada, Kremlin’in “AfD’nin, Putin için Almanya’yı istikrarsızlaştırmadaki en önemli araç olduğunu” iddia etti. 

(Kaynak; Reuters, AFP, France-24, AA)