• Ana Sayfa
  • Kadın
  • Ayşe Tokyaz davasında karar: Cemil Koç’a müebbet hapis cezası

Ayşe Tokyaz davasında karar: Cemil Koç’a müebbet hapis cezası

Ayşe Tokyaz davasında eski polis memuru Cemil Koç ğırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Ayşe Tokyaz davasında karar: Cemil Koç’a müebbet hapis cezası
Ayşe Tokyaz davasında karar: Cemil Koç’a müebbet hapis cezası
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 9 Eylül 2026 19:59
  • Güncellenme: 9 Eylül 2026 21:22

Ayşe Tokyaz davasında eski polis memuru Cemil Koç “kadına karşı tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Koç, üzerine atılı diğer suçlardan ise değişen oranlarda hapis cezası aldı.

İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde Ayşe Tokyaz’ı katleden eski polis Cemil Koç ve ona yardım eden toplam 11 erkek fail hakkında açılan davanın 4’üncü duruşması Küçükçekmece Adliyesi 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Karar duruşması salonunda bir kısım sanıklar ve avukatları ile Ayşe Tokyaz’ın kardeşi Esra Tokyaz hazır bulundu.

Sanıkların yeniden ifadeleri dinlenirken Esra Tokyaz, eski polis Cemil Koç’a ait yeni görüntüler iletti. Koç’un polis olduğu dönemde yapmış olduğu işkence görüntüleri dava hakimine sunuldu. 11 sanığın ardından savunma yapan fail sanık Cemil Koç suçlamaları kabul redetti.

Cemil Koç ve 11 sanık savunma sonunda beratini talep etti.

Kararlar

Kararını açıklayan mahkeme, fail Cemil Koç’a ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verirken ayrıca “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 5 yıl, “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme veya verme suçundan” 2 yıl hapis ve 5 bin TL adli para cezası verdi. Fail Oğuz Kal, “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 5 yıl hapis cezası verilirken “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan ise beraat etti. Fail Erhan Girgin, “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 5 yıl hapis cezası aldı. Fail Barış Can Aydın’a ise “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 5 yıl hapis cezası verildi. Fail Yusuf Ziya Sancak’ta “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 5 yıl hapis ceza verilirken başka bir dosyadan aldığı 2 yıl 2 ay 20 günlük ceza nedeniyle hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verildi. Fail  İlker Umut Uğurlu, “Kamu görevlisinin görevi kötüye kullanması” suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezası, Fail Necdet Çetinkaya’ya da “Kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme veya verme” suçundan 1 yıl 9 ay hapis verildi. Fail  Zülfü Bektaş “Kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme veya verme” suçundan 1 yıl 9 ay hapis cezasının yanın sıra  500 TL adli para cezası aldı.

Cemal Arslan ve Mustafa Enes A., “kasten öldürmeye yardım” suçundan beraat edilirken İlker Umut Uğurlu ise “görevi kötüye kullanma” suçundan beraat etti.

‘Bu sonucu cinayetin bütününü görmeyen bir sonuç olarak değerlendiriyoruz’

Kararın ardından Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler Kampanya Grubu bir açıklama yaptı.

Açıklamada “Bugün bu davanın ilk aşaması bitti ama mücadelemiz bitmedi. Bu sonucu cinayetin bütününü görmeyen, aralarındaki ilişkiyi görmeyen bir sonuç olarak değerlendiriyoruz, öfkeliyiz, kabullenmiyoruz. Sadece sanık Cemil Koç canavarca hisle ve eziyet çektirerek kadına karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet ile cezalandırıldı. Diğer sanıklar ise, Cemil’i bütün gece petrol istasyonunda ağırlayan, iki gün Ayşe’nin bedenini saklayan, evden bavulu beraber aldığı Oğuz Kal dahil ekseriyetle suç delillerini yok etme suçunun üst sınırı olan 5 yıl ceza aldılar. Cemil her telefon ettiğinde hizmetine koşan Cemal Arslan ise bugün beraat etti. Polislerin aldıkları cezalar kamu görevlisi oldukları için yarı oranında artırıldı. Tutuklulukları bugünkü kararla devam ettirilmiş olsa da bu verilen kararla cezaların süresi nedeniyle pek yakında tahliye edilecekleri de aşikar. Hem sonraki aşamalarda bu davanın hem de Esra Tokyaz’ı oyalayan Halkalı ve Kanarya karakol polislerinin yargılandığı davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz” ifadeleri yer aldı.

Açıklamanın tamamı şöyle:

Ayşe Tokyaz davasının ilk derece mahkemesi aşaması bugün bitti.

Biz aylarca süren bir yargılama sonucunda, sanıkların birbirlerini suçladığı ve birbiriyle çelişki içine düştüğü bu celsede en az iki saat boyunca profesyonel bir katilden ekimoz renkleri dinledik. Bir valizin kendinden menkul bir suç işleme iradesi olabilir gibi, Ayşe’nin bedenini valize kendisi koymamış gibi, bu valizi bir gece ve bir gün boyunca ortadan kaldırmaya çalışmamış gibi, o ekimozları ben yapmadım valiz yaptı cümlesini duyduk. “Bavula koyma hatası olmasaydı” diyerek bu iradi eylemi kendinden bağımsızlaştırma çabası içerisinde olan bir sanık izledik. Yapmadığı ve bahsini dahi geçirmediği ise o gün sitenin güvenliğini çağırmak, 112’yi aramak gibi Ayşe’yi yaşatmaya dair eylemlerdi.

Cemil Koç bugün duruşmada Ayşe Tokyaz’ı öldürmediğini, Ayşe Tokyaz’ın içki ve uyuşturucu etkisinde merdivenden düştüğünü iddia etti. Bu iddia ile ilk defa karşılaşmıyoruz. Daha öncesinde de Ejegül Ovezova’nın Diyarbakır’daki bir binanın 8. katından düştüğünü iddia etmişti. Bu kişinin yanındaki, hayatındaki kadınlar her ne hikmetse düzenli olarak yüksekten düşüyor. Bunun suçlusunun da yine kadınlar olduğunu uzun uzun anlatma cüretini erkek egemenliğinden alıyor. Bu adamın bir zamanlar polis olmuş olması, kadınların karakollara gittiklerinde neyle karşı karşıya kalabildiğine dair ürkütücü bir gerçeğe işaret ediyor.
Çünkü Cemil Koç yalnız değil. Biz her gün kadınların şiddete uğradığı, sırf ayrılmak boşanmak istediği için öldürüldüğü, karakollardan “bu şikayetten bir şey çıkmaz” diye eve gönderildiği bir ülkede yaşıyoruz. Gerçekliğimiz bu. Esra’nın, kızkardeşini ararken, Cemil hakkındaki karakol ifadesinin anında kelimesi kelimesine Cemil’le paylaşılmasıyla tehdit edildiği, karakol polisleri tarafından taciz edildiği, Ejegül Ovezova’nın üstü örtülen dayak yeme görüntülerini izlediğimiz, kimsenin ama kimsenin Cemil’i engellemediği tam tersine her ihtiyacında yardımına koşan erkeklerin olduğu bu dosyada, sanık avukatları utanmadan, hiç utanmadan kendilerinin, yani erkeklerin baskı altında olduğunu ve sırf bu yüzden bir kadını gömmeye kalktıkları için pişman olduklarını dile getiremediklerini söyleyebildi. Soruyoruz: Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz? Kadınlar kendilerinin, birbirlerinin hayatlarıyla sınanırken ne baskısından söz ediyorsunuz siz?

Bugün bu davanın ilk aşaması bitti ama mücadelemiz bitmedi. Bu sonucu cinayetin bütününü görmeyen, aralarındaki ilişkiyi görmeyen bir sonuç olarak değerlendiriyoruz, öfkeliyiz, kabullenmiyoruz. Sadece sanık Cemil Koç canavarca hisle ve eziyet çektirerek kadına karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet ile cezalandırıldı. Diğer sanıklar ise, Cemil’i bütün gece petrol istasyonunda ağırlayan, iki gün Ayşe’nin bedenini saklayan, evden bavulu beraber aldığı Oğuz Kal dahil ekseriyetle suç delillerini yok etme suçunun üst sınırı olan 5 yıl ceza aldılar. Cemil her telefon ettiğinde hizmetine koşan Cemal Arslan ise bugün beraat etti. Polislerin aldıkları cezalar kamu görevlisi oldukları için yarı oranında artırıldı. Tutuklulukları bugünkü kararla devam ettirilmiş olsa da bu verilen kararla cezaların süresi nedeniyle pek yakında tahliye edilecekleri de aşikar.

Bu kişilere TCK 281, yani suç delillerini yok etme, gizleme, değiştirmeden ceza verilmesine esastan itirazımız var. Bir kadının, Ayşe’nin bedeninin içinde olduğu bir bavulu araçtan araca gezdirip, oradan oraya götürüp ormanlık alanda kaybetmeye çalışmakla, örneğin sahte bir çek-seneti yırtarak ortadan kaldırmayı aynı kefeye koyan bir suç tipi bu. Bu kanun maddesine göre bir kadının bedeni ile bir belge arasında fark yok, ikisi de suç delili olabilir. Sonuçları aynı. İşte tam da böyle erkek şiddetinin, kadın cinayetlerinin ağırlığı, sistematikliği görünmezleşiyor, kadınları öldürülebilir kılan düzen gizleniyor. Bu da yeni kadın cinayetlerine zemin hazırlıyor. Kararın bu şekilde çıkması, bu cinayetin sonuç olarak örgütlü bir biçimde bir grup erkek tarafından organize edilerek meydana geldiğini örtüyor, bütünün parçalarının bir kısmını görünmez kılıyor. Nedir bu parçalar? Bir kadının öldürülmesine giden süreçte meslekten ihraç edilen bir polis memurunun elinin kolunun her yere uzanabilmesi, ifadelere ulaşabilmesi, bir telefonuyla polis arkadaşlarından destek alabilmesi, mafyatik irtibatları olan insanlarla 100-200 bin liralık bağlantılar kurarak içinde ceset olan bavulları ortadan kaldırabilmesidir. Şiddeti bu şekilde besleyen ve güçlendiren bir erkeklik ağı varken katil sadece Cemil Koç demek, kadına yönelik şiddeti önlememek, önlememeyi normalleştirmek demektir. Bunu asla kabul etmiyoruz!

Hem sonraki aşamalarda bu davanın hem de Esra Tokyaz’ı oyalayan Halkalı ve Kanarya karakol polislerinin yargılandığı davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Erkek adalet değil gerçek adalet!

Ne olmuştu?

22 yaşındaki üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz, Temmuz 2025’te eski polis memuru Cemil Koç tarafından öldürüldü. Ayşe’nin cenazesi bir valize konularak Eyüpsultan’da yol kenarına bırakıldı. Koç’un yanı sıra cinayetle bağlantılı 10 sanık daha yargılanıyor.

Dava sürecinde kadın örgütleri, Ayşe’nin ölümünün yanı sıra cinayet öncesinde ve sonrasında yaşanan polis ihmali ve bilgi sızdırılması iddialarının da açığa çıkarılması için çağrılar yaptı. 30 Haziran’daki üçüncü duruşma öncesinde yapılan açıklamada, Ayşe’nin kardeşi Esra’nın başvurularına rağmen görevini yapmadığı belirtilen kamu görevlileri dahil tüm sorumluların cezalandırılması istenmişti.