Özgürlüğüne kavuşmasının ardından Diyarbakır’daki ziyaretlerine devam eden eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, kentteki temaslarının ikinci gününde kurum ziyaretleri gerçekleştirdi.
Mızraklı, ikinci gün ziyaretleri kapsamında İHD, Diyarbakır Tabip Odası ve Diyarbakır Barosu’nu ziyaret etti. Tabip Odası ziyaretinde konuşan Mızraklı, “Eğer ki onurlu barışın yolu açılıyorsa, ben helal etmeye hazırım” ifadelerini kullandı.
Mızraklı, ikinci günün ilk ziyaretini İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi’ne yaptı.
Mızraklı’yı, İHD Şube Başkanı Avukat Ercan Yılmaz ve yönetim kurulu üyeleri kapıda karşıladı. İHD adına Yılmaz, Mızraklı’nın özgürlüğüne kavuşmasının kendileri için önemini ve sevincini belirtti.
Mızraklı ise insanın haklarıyla insan olduğunu belirterek, “Özgür olmayan, hakkını kullanamayan, Vallahi insanlığın köle mertebesinin de ötesindedir esasında” diye konuştu. Geriye dönüp ayak izlerine bakıldığında o ayak izlerinin rotalarını gösterdiğine dikkat çeken Mızraklı, “O ayak izleri bizim nereden geldiğimizi, rotamızı gösterir. Aynı zamanda da bundan sonra yürüyeceğimiz yola ilişkin de bir vektöryel adrese dönüşür. O anlamda temiz geldik, doğru geldik, iyi geldik, namusumuzla onurumuzla geldik, insanı insan bilerek geldik, insanın insan olarak hakkına saygı göstererek onu değer bilerek, üstün bilerek geldik, bundan sonra da öyle devam edeceğiz” dedi.
Kimlik olarak, bir halk olarak, bu ülkede yaşayan her türden eşitsizliğe ve adaletsizliğe itiraz ederek geldiklerine vurgu yapan Mızraklı, “Yani eğer bir toplumda kadın kırımı varsa, kadın kırımına karşı olduk, bir toplumda emek sömürüsü varsa ona karşı durduk. Eğer bir toplumda inançların özgürce ifadesi ve yaşanmasına dair bir sorun varsa ona karşı durduk” diye konuştu.

Selçuk Mızraklı, geçmiş dönem başkanlığını da yaptığı Diyarbakır Tabipler Odasını ziyaret etti. Mızraklı’yı Oda Başkanı Mehmet Veysi Ülgen, yönetim kurulu ve geçmiş dönem başkanları karşıladı.
Burada ilk olarak Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Veysi Ülgen konuştu. Mızraklı’nın Diyarbakır halkı açısından önemli bir yeri olduğunu belirten Ülgen, hekimler açısından da önemli bir yer tuttuğuna dikkat çekti ve Mızraklı’nın yeniden aralarında olmasından duydukları mutluluğu dile getirdi.
Burada söz alan Selçuk Mızraklı ise kendisinin de Tabip Odası’nın bir talebesi olduğunu belirterek, “Burası öyle bir okuldur ki herkes birbirinden bir şey öğrenir. Gençlerden, gençlerin düşünüşlerinden çok şey öğrenirsiniz; büyüklerimizden de birçok tecrübeyi hazır lokma gibi alırız, el alırız. Bazen onun için de bu kapıdan içeriye girerken el almayı, bildiğin büyüklerin elini öpmeyi farz bildim” dedi. Mızraklı, “Biz onlarla beraber o biz olma halinin ne olduğunu, birlikte mücadelenin ne olduğunu, birlikte hekimlik değerlerini yükseltmenin ne olduğunu, birlikte insanlık değerlerinin yükseltmenin ne olduğunu öğrendik” dedi.
Böylesi süreçlerin yalnızca cisimlerine ulaşabildiğini belirten Mızraklı şunları söyledi: “Bu süreçlerin en önemli yanı, birbirini hissetme halinin payidar oluşudur. Yani birileri sizin cisminize sadece ulaşabilirler. Ruhunuza izin vermezsiniz. Kavganıza izin vermezsiniz. O kavga, o kavganız, o ruhunuz, o anlayışınız sizin kutsalınızdır. O mabede giremezler.”
Mızraklı, 7 yıl tutukluluğuna ilişkin ise “Haksız yere bir de örgütlü kumpaslar kurularak kalkıp 7 yıl içeri koyuyorsanız, bunu düzenleyenin ayıbıdır. O ayıbın özrünü ortaya koymadıkları sürece de ne tatmin etmeleri, ne telafi etmeleri, ne tazmin etmeleri mümkündür. Ortada bir de böyle bir gerçeklik var. Ama bütün bunlarla beraber ben kendi adıma çok net ve açık şunu söyleyeyim: Eğer ki onurlu barışın yolu açılıyorsa, ben helal etmeye hazırım.” ifadelerini kullandı.

Mızraklı kurum ziyaretleri kapsamında son olarak Diyarbakır Barosu’nu ziyaret etti.
Selçuk Mızraklı ziyarette Baro Başkanı Avukat Abdülkadir Güleç, yönetim kurulu üyeleri ve çok sayıda genç avukat tarafından karşılandı.
Ziyarette ilk olarak Baro Başkanı Avukat Abdulkadir Güleç konuştu. Güleç, siyasi nedenlerle cezaevinde tutulanların tahliyesinin önünün açılması çağrısında bulunarak, “Umarım sadece değerli başkanımız değil politik nedenlerden dolayı cezaevinde tutulan herkesin cezalarını infaz etmesine gerek kalmaksızın tahliye olmalarının önünü açacak bir düzenleme ve uygulamayla bizi sevindirirler.” dedi.
Mızraklı ise Baro’nun iddia makamlarına karşı sırtlarını yasladıkları bir yer olduğunu ifade ederek, 2015’te katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’yi andı. Mızraklı, “Halen yüreğimizde yaşayan yani yüreğimize acısını gömdüğümüz ama beraberinde de ruhunu ve iddiasını gömdüğümüz işte barış mücadelecisi arkadaşımız Tahir de bu çizginin bir sıra neferi olarak diyeyim yerini aldı.” ifadelerini kullandı.

İlk durağı mezarlıklar olmuştu
8 Eylül’de Edirne Cezaevi’nden tahliye edilen Mızraklı, Diyarbakır’a geldikten sonraki ilk gününde mezarlıkları ziyaret etti. Mızraklı, Yeniköy Mezarlığı’nda anne ve babası Leman ve Mahmut Nedim Mızraklı’nın yanı sıra Osman Baydemir’in annesi ve ağabeyi Azize ve Abdulaziz Baydemir, Tahir Elçi, İlhan Diken, Mehmet Emin Yalçınkaya ve Mehdi Zana’nın mezarlarını ziyaret etti.
Ardından Mardinkapı Mezarlığı’na geçen Mızraklı, 1991 yılında faili meçhul cinayetle öldürülen siyasetçi Vedat Aydın, yazar Mehmet Uzun ve Selahattin Demirtaş’ın babası Tahir Demirtaş’ın mezarlarını ziyaret etti.
Mızraklı, Tahir Demirtaş’ın mezarı başında, Edirne Cezaevi’nde aynı koğuşta kaldığı Selahattin Demirtaş’a ilişkin de konuştu. Mızraklı, tahliye olması halinde ilk olarak Tahir Demirtaş’ı ziyaret edeceğini söylediğini belirterek, “Çünkü evlatları olsa bunu yapardı, e bende onların bir evlatlarıyım” dedi.
Sadiye Demirtaş’ı da ziyaret etti
Mızraklı, mezarlık ziyaretlerinin ardından Selahattin Demirtaş’ın annesi Sadiye Demirtaş’ı evinde ziyaret etti. Sadiye Demirtaş’ın “Sen niye tek geldin?” diye sorması üzerine Mızraklı, Selahattin Demirtaş’ı kastederek, “Keşke çıkarabilseydim. Keşke içime koyup da sana getirebilseydim” dedi.
Mızraklı, “O günleri de göreceğiz” ifadelerini kullanırken Sadiye Demirtaş ile uzun süre sarıldı.
Selçuk Mızraklı’dan mesaj: ‘Kaç leylim bahar geçirdik seninle, Amed?’




