UNESCO tarafından tehlikedeki diller arasında sayılan Kirmanckî (Zazakî) dilini ve Kürt tarihini müzik yoluyla yaşatmayı hedefleyen bağımsız müzik kolektifi Vengê Ma, “DEJ ÊŞ (Acı)” adını taşıyan sinematik enstrümantal bir çalışma ortaya koydu.
Sözsüz bir ağıt niteliği taşıyan eser, Kürtlerin tarih boyunca karşılaştığı asimilasyon politikalarına, dil ve kültür üzerindeki baskılara ve kimliğini koruma mücadelesine odaklanıyor.
Geleneksel çalgıları sinematik bir anlatımla harmanlayan yapıt, anadilde eğitim, kültürel haklar ve kendini ifade etme özgürlüğü önündeki engelleri müzik diliyle görünür kılıyor.
Ortak bellek ve direniş teması
Vengê Ma, “DEJ ÊŞ”i Kürt halkının farklı coğrafyalara dağılmış tarihsel deneyiminin ve ortak belleğinin müzikal bir yansıması olarak tasarlıyor. Eserde, dile, kültüre, coğrafyaya ve kimliğe yönelik geliştirilen yok etme politikalarına karşı ortaya çıkan toplumsal direniş de belirgin bir yer tutuyor.
Tamburun sesi eserin merkezinde
Eserin merkezinde Kürt tamburunun sesi bulunuyor. Tellerden yükselen hüzünlü ezgiler parçanın duygusal omurgasını oluştururken, bu geleneksel çalgının sesi aynı zamanda kültürel belleğin bir taşıyıcısı olarak konumlandırılıyor. Vengê Ma bu durumu şu sözlerle ifade ediyor:
“Dilin kendi kederini konuşması yasaklandığında, tamburun telleri yeri sarsacak kadar ağır ağlamalıdır.”
Sözsüz anlatımda işlenen temalar
“DEJ ÊŞ” boyunca tarifsiz keder, susturulan sesler, kaybolma korkusu, yolculuk, bellek ve kültürel süreklilik gibi temalar işleniyor. Sözsüz kurgulanan sinematik yapı dinleyiciyi bir ağıt atmosferine çekerken, geleneksel müzikle modern sinematik düzenleme arasında bir köprü kuruyor. Kolektif, Kürt tamburunun sesini yalnızca bir çalgı olarak değil, geçmişten bugüne taşınan kültürel belleğin bir parçası olarak ele alıyor. Bu yönüyle eser, kültürel asimilasyona karşı kimliği, dili ve müzikal mirası koruma çağrısını sözsüz bir anlatımla dile getiriyor.
Gelecek kuşaklara aktarım hedefi
Vengê Ma’nın bu çalışması, Kürt müziğinin geleneksel seslerini sinematik bir dille yeniden yorumlarken, Kirmanckînin korunması ve Kürt kültürel belleğinin gelecek kuşaklara aktarılması tartışmalarına sanatsal bir katkı sunmayı hedefliyor.




