• Ana Sayfa
  • Manşet
  • AK Parti Sözcüsü Çelik’ten ‘silah bırakma’ açıklaması: Iraklı muhataplarımızla mesai içindeyiz

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten ‘silah bırakma’ açıklaması: Iraklı muhataplarımızla mesai içindeyiz

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MKYK toplantısının ardından çözüm sürecinde silah bırakma aşamasına dair açıklama yaptı. Konuya ilişkin “Iraklı muhataplarımızla yoğun bir mesai içindeyiz” diyen Çelik, fesih sürecinde farklı ülkelerde farklı modellerin uygulanabileceğini söyledi.

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten ‘silah bırakma’ açıklaması: Iraklı muhataplarımızla mesai içindeyiz
AK Parti Sözcüsü Çelik’ten ‘silah bırakma’ açıklaması: Iraklı muhataplarımızla mesai içindeyiz
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 10 Eylül 2026 22:45
  • Güncellenme: 10 Eylül 2026 23:23

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik,  parti genel merkezinde gerçekleştirilen Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantısının ardından açıklamalarda bulundu.

Çelik, çözüm süreci kapsamında ilgili kurumların, PKK’nin silah bırakmasına yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek, Iraklı muhataplarla yoğun temas yürütüldüğünü söyledi.

‘Iraklı muhataplarımızla çalışmalarımızı sürdürüyoruz’

Sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çelik, TBMM’de kabul edilen çerçeve yasanın ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki kurulun çalışmalarına başladığını hatırlattı.

Çelik, “Silahsızlandırma kapsamında ilgili kurumlarımız çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu çerçevede Iraklı muhataplarıyla yoğun bir mesai içerisindeler. Terörsüz Türkiye süreci ve terörsüz bölge süreci iç içe olduğu, aslında tek bir tanımı ifade ettiği için komşu ülkelerle, terör örgütünün bulunduğu ülkelerdeki yöneticilerle, hükümetlerle, yoğun bir şekilde muhataplarımızla bu çalışmaları sürdürüyoruz” dedi.

Entegrasyon sürecinde ülkelere göre farklı modeller vurgusu

Suriye’deki gelişmelerin sürecin önemli başlıklarından biri olduğunu ifade eden Çelik, şöyle devam etti:

“Yukarıda SDG’nin oluşturduğu yapı, güneyde ayrılıkçı bir Dürzi yapılanması, çeşitli şekillerde ortaya çıkan etnik ya da dini provokasyonlar süreci daha önemli hale getirmişti. Biz her zaman şunu söyledik, örgütün feshi açısından, Irak için ayrı bir model söz konusu olabilir, İran için ayrı, Avrupa için ayrı ve Suriye için ayrı olabilir diye. Burada gelinen noktada SDG’nin feshedilmesi gerektiğini ve silahlı unsurlarının terörist unsurlardan ve Suriyeli olmayan unsurlardan arındırılaraktan Suriye’ye entegre olması gerektiğini ifade etmiştik. Şu anda SDG feshedildi. Oradaki entegrasyon sürecini yakinen takip etmeye devam ediyoruz. Çünkü bu fesih süreçlerinin teoride ve retorikte kalmamasının, sahada gerçekleşmesinin bölgedeki herkes için, bütün etnik, dini gruplar için son derece iyi bir geleceği inşa edeceğine inanıyoruz.

Türkmen, Kürt, Arap, Sünni, Şii, Alevi, Nusayri, Dürzi, Ezidi, hangi etnik ya da dini gruptan olursa olsun hepsinin geleceği için son derece kıymetli süreçlerdir. Bu sebeple etnik ya da dini gruplar adına ayrılıkçılık peşinde koşanların, bulundukları ülkeleri istikrarsızlaştırmaya çalışanların, örgütlerinin adı, savunduğu ideoloji, ifade ettiği hedefler ya da dayandıklarını iddia ettikleri sosyoloji ne olursa olsun, ki böyle bir sosyoloji genelde olmuyor, bunun siyonizmin ve emperyalizmin bölgedeki çıkarlarına hizmet ettiğini gördük. Bundan sonrasında da bölgeye daha çok kan vadedenlere karşı terörsüz bölge sürecinin ne kadar kıymetli olduğunu, bu bölgeye daha çok kan vadedenlerin planlarının bozulması bakımından ne kadar stratejik olduğunun görüldüğünü değerlendiriyoruz.” (ANKA)