Adalet Bakanı Akın Gürlek’in imzasıyla, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 14 Eylül 2026 tarihli genelge, 81 ildeki Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderildi.
Genelgede, bilişim ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler nedeniyle çocuk ve gençlerin internet, sosyal medya platformları ve çeşitli yayın araçları üzerinden genel ahlaka aykırı, müstehcen veya beden ve ruh sağlıkları ile toplumsal, ruhsal ve ahlaki gelişimlerini olumsuz etkileyebilecek içerik ve yönlendirmelere maruz kalabildiği belirtildi.
Bu tür içerikleri üreten, yayan veya çocukları ve gençleri hedef alarak toplumu “ahlaksızlığa ve cinsiyetsizleştirmeye” teşvik eden ve bu doğrultuda faaliyet yürüten oluşumların, ailenin ve toplumun temel değerleri ile kamu düzeni üzerinde olumsuz etkiler doğurduğu değerlendirmesine yer verildi.
Genelgede, Anayasa’nın 41’inci maddesinde ailenin Türk toplumunun temeli olduğunun ve devletin aile, gençler ve çocukların korunması amacıyla gerekli tedbirleri alacağının düzenlendiği belirtildi. Anayasa’nın 58’inci maddesinde de devletin gençleri alkol, uyuşturucu, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan korumak için gerekli tedbirleri almasının hüküm altına alındığı aktarıldı.
Anayasa’nın 26 ve 28’inci maddeleri uyarınca düşünceyi açıklama ve basın hürriyetinin; kamu düzeni, genel sağlık ve genel ahlakın korunması amaçlarıyla ancak kanunla sınırlandırılabileceği kaydedildi.
Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve Cinsel İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi’nde çocukların korunmasına ilişkin hükümlere de genelgede yer verildi.
Çok sayıda Türk Ceza Kanunu maddesine işaret edildi
Genelgede, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) insan ticareti, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki, cinsel taciz, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, hayasızca hareketler, müstehcenlik, fuhuş ve aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçlarını düzenleyen maddeleri sıralandı.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında ise çocuğun üstün yararı ve gizliliğinin gözetilmesi, korunma ihtiyacı bulunan çocuklar bakımından koruyucu ve destekleyici tedbirlerin alınması gerektiği belirtildi.
“Dijital deliller derhal tespit edilsin”
Genelgede, çocukların ve gençlerin müstehcen içeriklere maruz bırakılması, bu nitelikteki ürünlerin üretilmesi, yayılması veya erişime sunulması ile çocukların bu tür içeriklerde kullanılması suçlarına ilişkin soruşturmaların, suçun türüne göre bu alanda görevlendirilen ve alanında uzman Cumhuriyet savcıları eliyle yürütülmesi istendi.
Soruşturmanın nitelikli, geniş kapsamlı ve karmaşık olması halinde birden fazla Cumhuriyet savcısının görevlendirilmesi talimatı verildi.
Bu tür suçlara ilişkin ihbar ve şikayetlerin gecikmeksizin değerlendirilmesi, delillerin kaybolmasının önlenmesi amacıyla dijital delillerin tespiti ve muhafazası başta olmak üzere gerekli soruşturma işlemlerinin derhal yapılması istendi.
“Cinsiyetsizleştirmeye teşvik eden faaliyetler araştırılsın”
Genelgede, Türk Ceza Kanunu’nun 226’ncı maddesinde çocukların kullanıldığı müstehcen içerikler bakımından öngörülen nitelikli haller ile ceza artırım nedenlerinin titizlikle değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Mağdurun çocuk olması halinde 5395 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu ve destekleyici tedbirlerin alınması için ilgili mercilere gecikmeksizin bildirimde bulunulması istendi.
Çocukları ve gençleri “cinsiyetsizleştirmeye teşvik eden faaliyetlerin” çeşitli araç suçlar işlenmek suretiyle gerçekleştirildiği değerlendirmesine yer verilen genelgede, söz konusu faaliyetlerin arkasındaki amaç ile kullanılan yöntemlerin araştırılması, suç şüphesinin bulunması halinde derhal gereğinin yapılması talimatı verildi.
İnternet içerikleri için 5651 sayılı Kanun vurgusu
Aileyi, çocukları ve gençleri hedef alan, genel ahlaka aykırı veya gelişimlerini zedeleyici nitelikteki internet yayınları hakkında 5651 sayılı Kanun kapsamında kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesine yönelik gerekli işlemlerin derhal yapılması istendi.
Genelgede ayrıca, 5651 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinde sayılan suçları oluşturduğu konusunda yeterli şüphe bulunan internet yayınları bakımından içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi usullerinin düzenlendiği hatırlatıldı.
Örgütlü yapılanmalarda mali soruşturma yürütülecek
Bu kapsamdaki oluşumların faaliyetlerinin organize bir yapılanma arz etmesi halinde örgütlü suçlara ilişkin mevzuat hükümleri ile Adalet Bakanlığı’nın 23 Şubat 2021 tarihli genelgesinde yer alan esaslar doğrultusunda hareket edilmesi istendi.
Suçtan gelir elde edildiğine dair emare bulunması halinde eş zamanlı mali soruşturma yürütülmesi talimatı verildi. Suç mağduru çocukların ikincil örselenmesinin önlenmesi amacıyla ifade ve beyan alma işlemlerinde Bakanlığın 31 Ekim 2022 tarihli genelgesinde belirtilen hususlara uyulması gerektiği belirtildi.
Genelgede ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı ile kolluk birimleri arasında koordinasyon sağlanması ve önleyici ve koruyucu çalışmalara ilişkin iş birliğinin süreklilik kazanması istendi.
Soruşturmalar hakkında Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne bilgi verilecek
Bu tür soruşturmalara başlanması halinde soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı tarafından derhal Cumhuriyet başsavcısına bilgi verilmesi istendi. Ülke genelini ilgilendiren olaylarda soruşturmalar hakkındaki bilgilerin Cumhuriyet başsavcısı tarafından Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi gerektiği bildirildi.
Genelgede, soruşturma süreçlerine ilişkin kamuoyunun bilgilendirilmesinin gerekli olduğu hallerde ise mahallinde basın sözcülüğü ve medya iletişim büroları aracılığıyla gerekli bilgilendirme faaliyetlerinin ilgili genelgelere uyularak geciktirilmeksizin gerçekleştirilmesi istendi.




