Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 51’i tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB Davası’nın 83. günü, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda yapıldı.
Duruşmada tutuksuz yargılanan Ahmet Savaş, Ahmet Ağırman, Çağrı Mazı, Levent Coşar, Mustafa Kaplan, Mustafa Tozkoparan, Nuri Alpay, Akif Gündüz, Ahmet Önal, Murat Yazıcı, Sercan Kaplan, İrfan Karakaş, Aslan Emre, Mustafa Tuğrul Açar, Mehmet Alireisoğlu, Rauf Cem Istıranca, Elif Kapki ve Berat Çağan Kapki savunmalarını tamamladı. Böylelikle tutuksuz 325 sanıktan toplam 218’i ikinci duruşma kapsamında savunma yaptı.
Murat Ongun: ‘Dedikoduyla hayatımızı karartanlar hakkında da işlem yapın’
Duruşma bitiminde mahkeme başkanı, Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’a 1 dakikalık söz hakkı verdi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davada söz alan Murat Ongun, itirafçıların savcılıktaki ve mahkemedeki çelişkili beyanlarına dikkati çekerek, “Son derece rahat geliyorlar buraya, ‘Biliyorum’ deyip ‘Duydum’ diyorlar ve buradan da ellerini kollarını sallayarak gidiyorlar. Ağrıma gidiyor. Dedikoduyla hayatımızı karartanlar hakkında da daha ciddi yasal işlemler söz konusu olabiliyorsa onları yapmanızı arzu ediyorum” dedi.
‘Bildiklerini değil, duyduklarını anlatıyorlar’
“Tutuksuz sanıklar geliyor buraya, ifade veriyorlar. Etkin pişmanlıktan faydalanan sanıklar da gelip ifadelerini veriyorlar. Sizler tabii ki karar vereceksiniz ama bu tüm beyanlarda ihalelerle ilgili kimse herhangi bir sorundan bahsetmiyor. Tek Mete Maden bir sorundan bahsetti, o da ‘Benim kazandıklarım yasal, kazanamadıklarım da gayri yasaldı’ dedi. Onun takdiri de sizde. Geriye sadece ifadelerden yansıyan kişisel beyanlar kalıyor. Bu kürsüye gelenler de ‘Ben savcılıkta verdiğim ifademin arkasındayım harfi harfine ve ben bildiklerimi anlattım’ diyerek söze başlıyorlar ama bizim sorularımız gelince de ‘Ben bunu piyasadan duydum, şu kişiden duydum, bu kişiden duydum’ diyorlar. Yani aslında bunlar bildiklerini değil, duyduklarını anlatmış insanlar fakat ifadelerde, metinlerde ‘Duymuştum, duydum’ diye bir vurgu yok. Örnek, dün Kabil Taşçı geldi, ifadesi aynen ‘Kahraman Yeşilyurt, Murat Ongun’un en yakınındaki kişidir, kasasıdır’ dedi ama burada ‘Ben bunu Vedat Şahin’den duymuştum’ dedi. Bu da Vedat’ın yalanladığı bir beyan.
‘Gazetelerde kesinmiş gibi yayımlandı’
Şuraya gelmek istiyorum: Bu anlatımlar metinlere kati ve kesin anlatımlı olarak yansımış durumda. Oysa dediklerine göre savcıya ‘Duymuştum’ diye anlatmışlar. Ben yine de bu tarafta savcılara inanmak isterim, yani böyle anlatmadıklarına inanmak isterim ama bu metinler aylarca gazetelerde ve televizyonlarda kati ve kesin bir bilgiymiş gibi yayınlandı ve doğal olarak medya linçine, bir itibar suikastine de sebep oldu bu beyanlar. Şimdi aynı şahıslar son derece rahat geliyorlar buraya, ‘Biliyorum’ deyip ‘Duydum’ diyorlar ve buradan da ellerini kollarını sallayarak gidiyorlar. Açıkçası bu benim ağrıma gidiyor. Belki benim ağrıma gitmesi sizin için bir önem atfetmeyebilir ama ben sizden ve heyetinizden artık bizim bu konudaki haklarımızın -özellikle bu itiraf metinleri için söylüyorum bunu- daha adil korunmasını, dedikoduyla hayatımızı karartanlar hakkında da daha ciddi yasal işlemler söz konusu olabiliyorsa onları yapmanızı arzu ediyorum, takdirinize sunuyorum.”
Duruşma bitiminde izleyiciler, salondan ayrılan Ekrem İmamoğlu’nu, “Sen gözümün nuru, tükenmiş Türkiye’nin umudu Ekrem İmamoğlu” ve “Gençlik teslim olmaz, seni teslim etmez. Cumhurbaşkanısın Ekrem İmamoğlu” tezahüratlarıyla uğurlandı. (ANKA)




