• Ana Sayfa
  • Manşet
  • ÖHD: ‘Çerçeve yasa bir an önce yürürlüğe girmeli, başvurular yapılacak’

ÖHD: ‘Çerçeve yasa bir an önce yürürlüğe girmeli, başvurular yapılacak’

Çerçeve yasanın bir an önce uygulanması gerektiğini belirten ÖHD Eş Başkanı Serhat Çakmak, siyasi tutukluları ziyaret ettiklerini ifade ederek, “Bizler ÖHD olarak tüm başvurularımızı yapmaya hazırız” dedi.

ÖHD: ‘Çerçeve yasa bir an önce yürürlüğe girmeli, başvurular yapılacak’
ÖHD: ‘Çerçeve yasa bir an önce yürürlüğe girmeli, başvurular yapılacak’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 22 Eylül 2026 09:31

Kürt meselesinin çözümü için yürütülen süreç kapsamında çerçeve yasa, Meclis’ten geçerek, 18 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlandı.

Yasanın üzerinden 1 ay geçmesine rağmen henüz somut bir adım atılmış değil.

Özgürlük Hukukçular İçin Derneği (ÖHD) Eş Genel Başkanı Serhat Çakmak, çerçeve yasanın bir an önce yürürlüğe germesi gerektiğinin altını çizdi.

Çerçeve yasanın Meclis’ten geçmesinin önemli olduğunu belirten Çakmak, “Bizler kimliğimizle bu süreci tanıyıp değerlendirirken bu sürecin hukuk zeminine çekilmesi yönünde beklentimiz vardı. Bir güvence istiyorduk. O yüzden yasa tasarısının Meclis’ten geçmiş olması bizler için hukuki anlamda kıymetli” dedi.

Kürt meselesinin çözümü konusunda bir kapının aralandığını ifade eden Çakmak, şöyle devam etti:

“Temel beklentimiz o kapının hukuk zemininin de açık kalması ve Kürtlerin o hukuk kapısından içeri girmesidir. Beklentimiz hak ve özgürlüklerinin hukuksal ve anayasal düzlemde tartışılmaya başlanması ve hukuk zemininde korunmaya alınmasıdır. Halen yolun başındayız. Yasa eksik, eleştirilecek yönleri de var, hukuk tekniği anlamında da doğru bulmadığımız şeyler vardı ama o hukuk kapısının aralanması açısından kıymetli. Bizler eksiklikleri yasal zeminde yasaya kavuşturarak, toplumsal, demokratik alanda mücadele ederek giderebiliriz. Şu an önceliğimiz çok uzatılmadan yasada bulunan tespit ve teyit mekanizmasının işletilmesidir. Çünkü halen yasadan beklenen amaçlar gerçekleşmediği için süreç açısından risk durumu barındırmaktadır. Bir an önce zamana yayılmadan bu yasanın yürürlüğe girip, amaçların karşılanıp bundan sonraki tartışılacak konuların gündeme gelmesi gerekiyor.”

2005 ve öncesi maddesi

Yasadan 2005 yılı öncesinde yargılanan kişilerin muaf tutulmasına değinen Çakmak, “Bu sadece Sayın Öcalan değil, örgütün üst düzey yöneticilerinin de bu yasadan yararlanmaması için getirilen bir kısıtlama ve sınırlamadır. Bu tümden bir engellenmeyse, hukuksal zeminde de karşılığı olmayan sorunsallar yaratacak bir durum. Bu kapsam dışılığın olmaması gerekiyor” dedi.

‘Cesur adım atmak zorundasınız’ 

Abdullah Öcalan’ın statüsünün de belirlenmesi gerektiğini ifade eden Çakmak, devletin sürecin ruhuna uygun davranmadığını söyledi:

“Yürütülen süreç, yüzyıllık bir meselenin çözülmesi açısından tarihsel öneme sahipse ülkenin kendi iç barışını sağlamaya yönelikse, devlet olarak; yüzyıllık yöntemden farklı bir yöntem deniyorsanız zora, silaha dayalı bir yöntem değil de hukuk zemininde bir yöntem deniyorsanız, o zaman siz bu noktada cesur adımlar atmak zorundasınız. O adımlar Sayın Öcalan’ın süreç içerisinde rol ve misyonuna uygun bir tanımlamanın hukuksal zeminine yansıtılması, umut hakkının uygulanması ve fiziki anlamda özgür çalışma koşullarıdır. Sayın Öcalan, bu süreç içerisindeki sorumluluğunu bu şekilde yerine getirilebilir.” 

‘Umut hakkı’ 

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (AK BK) “umut hakkı”nı aralık ayındaki toplantısında gündeme almasına da değinen Çakmak, şunları söyledi:

“Geç kalınmış bir karar olarak görüyoruz. Komite’nin bu süreci yayma gibi bir hali var. Bunun siyasi dengeler ve Türkiye ile kaynaklı ilişkilerden olduğunu düşünüyoruz. Çünkü haziran ayında bu süre doluyordu ama haziran oturumu için herhangi bir tasarrufta bulunulmadı. Eylül ayı oturumu için de herhangi bir tasarrufta bulunulmadı. Bütün bunlar zamana yayma olarak görünüyor. Avrupa Konseyi bir anayasasının olduğunu söylüyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) dayanağına teşkil edilen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) anayasasıdır. Anayasanın bir maddesinin uygulanamaması, onlar açısından bir meşruluk sorunu doğurur. Konseyin tavrı, Avrupa Birliği (AB) projesinin ciddi bir anlamda sorgulanmaya başlandığını, güç kaybettiğini de gösteriyor. ‘Umut hakkı’nın Aralık’ta görüşülmeye başlanması umut verici bir durum. Ama AB de Türkiye’ye söylediği yargı bağımsızlığı meselesinde eleştirdiği pozisyona kendisini getiriyor. AB, kendi yargı bağımsızlığı mekanizmasının ciddi anlamda zedelendiğini, sorunsallıklar yarattığını görüyor ve eleştiriyoruz.” –

”Umut hakkı süreçten bağımsız uygulanmalı’ 

‘Umut hakkı’nın Kürt meselesinin çözümü için yürütülen süreçten bağımsız uygulanması gerektiğini vurgulayan Çakmak, “İlk olarak olması gereken fiziki özgürlüktür. Yasa değişiklikleri uygulanmaya başlandığında Sayın Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşabilmesine dair bir mekanizmanın işletilmesi, halen içerisinde bulunduğu tecrit koşullarının esnetileceği, bununla birlikte kendisine iletişim noktasındaki kanalların açılacağı, insanların kolayca ulaşabileceği, sürece dair yol ve yöntemlerin daha rahat tartışılabilmesi gerekir. Bırakalım bu tartışmaların bir tarafı olarak kendisi bu sorulara cevap versin. Bundan korkmayalım. Eğer devlet yol ve yöntem noktasında kendisine başvurabiliyorsa kendisini ifade edebilme noktasında önündeki engellerin kaldırılması gerekiyor. Bu yönüyle umut hakkı önemli bir yerde duruyor” şeklinde konuştu.

‘Başvuru yapmaya hazırız’ 

Yasa kapsamında teyit ve tespit mekanizmasının işlemesi ve ilk şartın yerine getirilmesinin ardından mahkemelere tutsak müvekkilleri için başvuru yapmaya başlayacaklarını dile getiren Çakmak, “Geçen hafta bir mahkeme, bir dosya ile ilgili bir karar vermeden önce süreç yasasının yürürlüğe girmesini bekleyeceğini dile getirdi. Hukuk alanına bu yasanın bir ilgi yarattığı da görülüyor. Bu yönüyle Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararından sonra yasa yürürlüğe girecek ve bizler başvurular yapacağız” dedi.

Başvuruların ardından mahkemelerin ivedi şekilde karar vermesi gerektiğinin altını çizen Çakmak, “Hakkında soruşturma, ceza davası, kesinleşen mahkûmiyet hükmü verilen; ister hapishanede olsun, ister örgütün kırsalında olsun, ister dünyanın dört bir yanında olsun başvurular olacaktır. İnsanlar, bununla ilgili başvuruları kendileri ve vekilleri aracılığıyla yapabilirler” ifadelerini kullandı.

‘Yasayı bekliyoruz’ 

Yasanın çıkmasının ardından cezaevlerindeki müvekkillerine ziyaret gerçekleştirdiklerini söyleyen Çakmak, “Mahpus arkadaşların başvurulara teşkil edecek dava dosyaları ile ilgili bilgileri kendilerinden aldık. Kimlerin başvurudan yararlanıp yararlanmayacağını hapishanede kendilerine anlattık. Bir liste oluşturmaya çalışıyoruz. Rojava ve Rojhilat’tan getirilip Türkiye’de yargılaması yapılıp hiçbir şekilde hiçbir avukatın haberinin olmadığı mahpuslar var. Tahminimiz 4 bine yakın tahliyenin olacağı yönünde. Avrupa’dan gelenler haklarında soruşturma ve kovuşturması olanları da kattığımızda 100 binlere varan bir sayının olacağını ön görüyoruz. Daha fazla da olabilir çünkü elimizde olmayan veriler de var. Basından ve devlet yetkililerinden aldığımız verilere bakılırsa sonbahar içerisinde bu yasanın pratiğe gireceği ön görülüyor. ÖHD olarak tüm başvurularımızı yapmaya hazırız” diye konuştu. (MA)