İran’a yönelik savaşın ardından Hürmüz Boğazı’ndaki krizin küresel enerji piyasaları üzerindeki etkileri tartışılırken, Kızıldeniz’in stratejik çıkış noktası Babül Mendep Boğazı çevresindeki gelişmeler de yeniden gündeme geldi.
Yemen’de etkili olan Husiler ya da kullandıkları adla Ensarullah Hareketi, özellikle İsrail’e yönelik eylemleri ve Kızıldeniz’deki gemi trafiğine yönelik saldırılarıyla uluslararası kamuoyunun yakından takip ettiği aktörlerden biri haline geldi.
Husiler geçtiğimiz günlerde (11 Eylül) Kızıldeniz’in stratejik çıkış noktası Babül Mendep Boğazı’nı ele geçirdi.
Hürmüz krizinin ardından dünyadaki enerji arzı piyasalarını bir kez daha etkileyen bu hamle Yemen’de İran destekli olduğu söylenen bu grubu kamuoyunun gündemine soktu.
Peki Husiler kimdir, nasıl ortaya çıktı ve Yemen’de nasıl bu kadar güçlü bir konuma ulaştı?
Husilerin Kızıldeniz’deki eylemleri, Gazze’de 7 Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından uluslararası ticaret ve enerji piyasalarının da gündemine girdi.
Ensarullah, 30 Ekim 2023’ten itibaren İsrail’e giden gemileri hedef almaya başladığını açıklarken, Kızıldeniz’deki saldırılar nedeniyle çok sayıda ticari gemi Süveyş Kanalı yerine Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu güzergâhına yöneldi.
Gemilerin daha uzun bir rotaya yönelmesi ulaşım sürelerini ve maliyetlerini artırırken, ortaya çıkan ek maliyetler çeşitli emtia fiyatlarına da yansıdı.
Böylece Yemen’deki Husiler, yalnızca bölgesel bir aktör olmaktan çıkarak küresel ticaret ve enerji arzı tartışmalarının da önemli başlıklarından biri haline geldi.
Husiler kimdir?
Ensarullah, Yemen’de Şiiliğin Zeydilik koluna mensup silahlı bir hareket. Hareket, kurucusu Hüseyin Bedreddin el-Husi’nin adından dolayı kamuoyunda “Husiler” olarak anılıyor.
Hüseyin Bedreddin el Husi’nin ölümünün ardından Ensarullah’ın liderliğini oğlu Abdülmelik el-Husi yürütüyor.
Hareket, 1990’lı yıllarda dönemin Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih’in yönetimine karşı yürütülen mücadele içerisinde ortaya çıktı. Zeydiler, Yemen nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturduğu tahmin edilen ve Şiiliğin bir koluna mensup topluluk olarak ülkenin siyasi ve toplumsal tarihinde uzun bir geçmişe sahip.
Zeydilerin Yemen’deki varlığı Osmanlı dönemine kadar uzanıyor. Osmanlı yönetimi bölgeden tamamen çekilmeden yedi yıl önce, 1911’de Saada bölgesindeki Zeydi lideriyle bir anlaşma imzalayarak bölgeyi özerk bir yapı olarak kabul etmişti.
Husi hareketinin temelleri nasıl atıldı?
1926’da Saada’da doğan Bedrettin el-Husi, bölgedeki güçlü Zeydi ailelerinden Husi ailesinin bir üyesiydi. Daha sonraki dönemde kurulacak Husi hareketinin ruhani lideri haline gelen Bedrettin el-Husi’nin çevresinde şekillenen cemaat, İsrail ve ABD karşıtı bir söylem geliştirdi.
Hareket, ABD ile yakın ilişkileri nedeniyle Körfez ülkelerine yönelik eleştiriler de yöneltti. 1979 İran İslam Devrimi ise hareket üzerinde önemli bir etki yarattı. Husi hareketi, devrimin liderlerinden Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin söylemlerinden etkilendi. Hareketin İran’la yakınlaşmasının temelleri de bu dönemde atıldı.
Yemen’deki bölünme ve iç savaş
Yemen’in güneyi ve kuzeyinde 1960’lardan itibaren iki ayrı devlet bulunuyordu. Bu iki yapı 1990’da tek bir yönetim altında birleşti. Ancak birleşmenin ardından ordular tamamen ortak bir yapı altında birleştirilemedi.
1994’te Yemen’de iç savaş çıktı. Bu süreçte Husiler ile diğer Zeydi gruplar arasında da sorunlar yaşandı. Bedrettin el-Husi ve oğlu Hüseyin el-Husi bu dönemde İran’a gitti.
1994 sonrasındaki süreçte Ensarullah’ın İran’la ilişkileri daha da gelişti. İran Devrim Muhafızları’nın harekete eğitim, silah, askeri ekipman ve mali destek sağladığına ilişkin çok sayıda haber ve değerlendirme yayımlandı.
İran’ın bu dönemde Saada başta olmak üzere Husilere yakın Zeydilerin yaşadığı bölgelerde çeşitli “eğitim merkezleri” oluşturduğu ve bu merkezlerde eğitimler verdiği de aktarıldı.
2004’te Hüseyin el-Husi’nin öldürülmesinin ardından hareketin başına oğlu Abdülmelik el-Husi geçti. Abdülmelik el-Husi, o tarihten bu yana Ensarullah’ın liderliğini sürdürüyor.
Arap Baharı Husilerin önünü açtı
2010’da Tunus’ta başlayan ve Arap Baharı olarak adlandırılan halk ayaklanmaları Yemen’e de yayıldı.
Husilerin çatıştığı Ali Abdullah Salih yönetimi bu süreçte iktidardan çekildi. Salih, 1978’den itibaren Kuzey Yemen’i, 1990’daki birleşmenin ardından ise birleşik Yemen’i yönetmişti.
Salih’in yerine Riyad yönetiminin desteklediği Mansur Hadi geçti.
Ortaya çıkan siyasi boşluk ve ülkedeki karmaşadan yararlanan Ensarullah, uzun yıllar sonra ilk kez Saada’dan başlayarak çeşitli bölgelerde doğrudan kontrol sağlamaya başladı.
İran, bu dönemde Ensarullah’a destek verdiği yönündeki haberleri reddetse de hareketin etkisi giderek genişledi. Ensarullah, 21 Eylül 2014’te Yemen’in başkenti Sanaa’nın kontrolünü ele geçirdi.
Husilerin başkentteki ilerleyişinde, yeniden siyasi nüfuz kazanmak isteyen eski rakipleri Ali Abdullah Salih ile yaptıkları işbirliği de etkili oldu.
Ancak Salih daha sonra yeniden taraf değiştirerek Suudi Arabistan’a yakınlaşmaya çalıştı. Ali Abdullah Salih, 2017’de öldürüldü.
Sanaa’nın ele geçirilmesinin ardından İran’la ilişkiler
Ensarullah’ın Sanaa’da kontrolü sağlamasının ardından hareketin bir heyeti İran’a gitti. Bu ziyaretler sırasında iki taraf arasında çeşitli alanlarda anlaşmalar imzalandı.
Anlaşmalar arasında uçuşların artırılmasına yönelik sivil havacılık düzenlemeleri, Hudeyda Limanı’nın genişletilmesi, enerji hatları ve suya erişim gibi alanlarda İran desteğinin sağlanması ile ticaret ve sanayi alanlarında Yemenli kadroların İranlı uzmanlar tarafından eğitilmesine yönelik düzenlemeler yer aldı.
2015’in başında ev hapsinde bulunan Cumhurbaşkanı Mansur Hadi ve hükümeti, ülkeyi Ensarullah’ın kontrolündeki Sanaa’dan yönetemediklerini açıklayarak istifa etti.
Şubat 2015’te Ensarullah, Yemen meclisini feshettiğini duyurdu.
Mansur Hadi ise 21 Şubat’ta güneydeki Aden kentine kaçtığını ve ülkeyi buradan yöneteceğini açıkladı. Hadi, Ensarullah’ın hamlesini “darbe” olarak nitelendirerek Aden’i geçici başkent ilan etti. Bu dönemde bazı ülkeler büyükelçiliklerini Aden’e taşıdı.
Suudi Arabistan Yemen’e müdahale etti
Mart 2015’te Suudi Arabistan, sınırında İran’la yakın ilişkileri bulunan Ensarullah’ın güç kazanması ve Yemen’in geniş bir bölümünde kontrol sağlaması üzerine ülkede askeri operasyon başlattı.
Suudi Arabistan öncülüğündeki müdahale sırasında Ensarullah, kısa süreliğine kontrol ettiği Aden’den çıkarıldı.
Buna karşın hareket, Saada’dan başlayarak Yemen’in kuzeybatısında ve ülkenin batısındaki sahil kesiminde etkinliğini korudu. Bu alan, Yemen’in en kritik limanlarından biri olan Hudeyda Limanı’nı da kapsıyor.
Ensarullah, sonraki yıllarda Suudi Arabistan’a ve İsrail’e yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları gerçekleştirdi.
Kızıldeniz’deki saldırılar Husileri küresel gündeme taşıdı
Husilerin küresel ölçekte daha fazla gündeme gelmesinde, Gazze’de 7 Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Kızıldeniz’deki eylemleri belirleyici oldu.
Ensarullah, İsrail’e yönelik ambargo uygulamak amacıyla 30 Ekim 2023’ten itibaren İsrail’e giden gemileri Kızıldeniz’de engellemeye başladığını açıkladı.
Kızıldeniz’deki saldırılar nedeniyle birçok ticari gemi, Süveyş Kanalı güzergâhını kullanmak yerine Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu’nu dolaşmaya başladı. Bu değişiklik, sefer sürelerini ve taşımacılık maliyetlerini artırırken, maliyet artışlarının farklı ürün ve emtia fiyatlarına yansımasına neden oldu.
Kızıldeniz ile Akdeniz arasındaki deniz ulaşımının en kritik noktalarından biri olan Babülmendep Boğazı çevresindeki hareketlilik, bu nedenle yalnızca Yemen’deki savaşın değil, küresel ticaret ve enerji arzının da önemli başlıklarından biri haline geldi.
Husiler bugün Yemen’de ne kadar güçlü?
Ensarullah, Yemen’in kuzey ve batısında geniş bir alanı kontrol etmeyi sürdürüyor. Hareketin kontrolündeki bölgeler arasında başkent Sanaa ile ülkenin batısındaki kritik Hudeyda Limanı’nın bulunduğu alan da yer alıyor.
Yemen’deki güç dengesi ise yalnızca Husiler ile hükümet güçleri arasındaki mücadeleden ibaret değil. Ülkede farklı siyasi, askeri ve bölgesel aktörlerin dahil olduğu çok katmanlı bir çatışma ve güç paylaşımı süreci bulunuyor.
Ensarullah’ın İran’la ilişkileri de hareketin bölgesel konumunun önemli unsurlarından biri. İran yönetimi geçmişte Husilere doğrudan destek verdiği yönündeki suçlamaları reddetse de, İran ile Ensarullah arasındaki siyasi ve askeri ilişkiler uzun süredir bölgesel güç dengelerinin temel başlıkları arasında yer alıyor.
Husilerin bölgesel etkisi, özellikle Kızıldeniz’deki saldırılarla birlikte Yemen sınırlarının ötesine taşındı. Hareketin İsrail ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ile Kızıldeniz’deki gemi trafiğine yönelik eylemleri, Ensarullah’ı Orta Doğu’daki çatışmaların doğrudan taraflarından biri haline getirdi.
Ensarullah, ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve başlamasının ardından ABD tarafından yeniden “terör” örgütleri listesine alındı.
Böylece Yemen’deki hareketin statüsü ve İran’la ilişkileri, bölgedeki çatışmaların yanı sıra ABD’nin Orta Doğu politikası açısından da gündemdeki başlıklardan biri oldu.
Hürmüz’den sonra ikinci kriz noktası Babül Mendep: Dünü ve bugünüyle Yemen’de neler oluyor?




