Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir okulda yaşanan saldırının ardından okullarda öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin güvenliğine yönelik tehditlere dikkat çekti.
İzmir ve Ankara’da düzenlenen eylemlerde, okullardaki şiddetin münferit olaylar olarak ele alınamayacağı belirtilirken, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) şiddeti önlemeye yönelik politikalar geliştirmesi çağrısı yapıldı.
İzmir ve Ankara’daki açıklamalarda okul güvenliğinin yalnızca polis, kamera ve güvenlik görevlileri üzerinden ele alınamayacağı vurgulanırken, psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi, sınıf mevcutlarının azaltılması ve şiddetin toplumsal nedenleriyle mücadele edilmesi gerektiği belirtildi.
İzmir’de “eğitimde şiddete hayır” eylemi
Eğitim Sen İzmir şubeleri, Konak İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Eylemde “Eğitimde şiddete hayır, okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz” yazılı pankart açılırken, “Karanlığa teslim olmayacağız” sloganları atıldı.
Şubeler adına basın metnini Eğitim Sen İzmir 5 No’lu Şube Başkanı Savaş Candemir okudu. Candemir, yaşanan saldırının eğitim sisteminin içine sürüklendiği yapısal krizin ve derinleşen toplumsal şiddet ikliminin bir parçası olduğunu belirtti.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullardaki şiddeti önlemeye yönelik bir eğitim sistemi geliştirmek yerine öğrenci ve öğretmenlerin kıyafetleri üzerinden politikalar ürettiğini söyleyen Candemir, okul ve çevrelerinde öğrencilerin saldırıların hedefi haline geldiğini ifade etti.
Candemir, eğitim emekçilerinin her gün şiddet riskiyle karşı karşıya çalıştığını belirterek, “Bakanlığın eğitimin asıl ve hayati sorunu olan ‘güvenli okul, güvenli gelecek’ talebini görmezden gelmesi ve kamuoyunu tamamen şekilci meselelerle meşgul etmesi kabul edilemez” dedi.
Okullarda öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin yaşam hakkını ve güvenliğini tehdit eden sorunların görmezden gelindiğini belirten Candemir, MEB’in eğitim sisteminin gerçek ihtiyaçlarından ve sahadaki sorunlardan uzaklaştığını söyledi.
“Okullar polisiye yöntemlerle güvenli hale getirilemez”
Okullardaki saldırılara karşı çözümün psikolojik danışmanlık ve rehberlik öğretmenlerinin sayısının artırılması ve kalabalık sınıfların azaltılması olduğunu belirten Candemir, okulların aşırı güvenlikçi denetim alanlarına dönüştürülmesine karşı çıktı.
Candemir, eğitim kurumlarının toplumsal ve demokratik yapısının korunması gerektiğini belirterek, öğrencilerin potansiyel birer “suç öznesi” olarak görülmesinin sorunları derinleştirdiğini söyledi.
Kalıcı çözümün okulları yalnızca güvenlikçi bir anlayışa teslim etmekten geçmediğini ifade eden Candemir, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) hizmetleri ile sosyal hizmet uzmanlarının eğitim sürecinin merkezine alınması gerektiğini kaydetti.
Eğitim sisteminin uzun süredir devam eden sorunlarından biri olan kalabalık sınıf mevcutlarının azaltılması gerektiğini belirten Candemir, öğrenciler ve eğitim emekçileri için daha sağlıklı ve güvenli eğitim ortamları oluşturulması çağrısı yaptı.
Candemir ayrıca müfredatın yalnızca sınava ve rekabete dayalı bir yapıdan çıkarılması, öfke kontrolü ve akran zorbalığıyla mücadele gibi alanların yanı sıra kültür, sanat ve sporla desteklenen güçlü bir pedagojik yapının oluşturulması gerektiğini belirtti.
Candemir, “Okulların güvenliği polisiye yöntemlerle sağlanmaya çalışılmamalı” dedi.
Ankara’da MEB önünde eylem
Eğitim Sen Ankara Şubesi de okullarda güvenlik talebiyle Milli Eğitim Bakanlığı önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
Eylemde “Eğitimde şiddet politiktir” ve “Koruyamadığınız çocuklar için buradayız” yazılı dövizler taşındı. Eylem sırasında “Güvenli okul, güvenli gelecek istiyoruz” ve “Yusuf Tekin istifa” sloganları atıldı.
Açıklamayı Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Tülay Yıldırım okudu. Yıldırım, okullardaki güvenlik sorunlarının yalnızca kamera, polis ve güvenlik görevlileriyle çözülemeyeceğini belirterek, okulların öğrencilerin ve öğretmenlerin kendilerini güvende hissedeceği yaşam alanları olması gerektiğini söyledi.
“Okullardaki şiddet münferit değildir”
Yoksulluk, işsizlik ve geleceksizlik sorunlarının gençleri kuşattığını belirten Yıldırım, öğrencilerin sınav ve rekabet baskısı altında olduğunu, sınıf mevcutlarının arttığını ve rehberlik hizmetlerinin yetersiz kaldığını ifade etti.
Yıldırım, öğretmenlerin ekonomik ve mesleki açıdan değersizleştirildiğini, toplumsal yaşamda şiddet dilinin normalleştirildiğini ve dijital mecralarda çocuklar ile gençlerin yoğun şiddet içerikleriyle karşı karşıya kaldığını söyledi.
Akran zorbalığının da giderek arttığını belirten Yıldırım, “Okullardaki şiddet münferit değildir, sorun sistematiktir” dedi.
Yıldırım’ın ardından söz alan Eğitim Sen Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez de yaşanan saldırının öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğinin ne kadar hayati bir sorun olduğunu bir kez daha gösterdiğini belirtti.
“Hiçbir öğrenci şiddet tehdidiyle okula gitmemeli”
Okulların çocukların ve öğrencilerin korkuyla değil güvenle geldiği, kendilerini özgürce ifade edebildiği ve eğitim emekçilerinin güven içinde çalışabildiği yaşam alanları olması gerektiğini söyleyen Gülez, hiçbir öğrencinin okula giderken, hiçbir eğitim emekçisinin de görevini yaparken şiddet tehdidiyle karşı karşıya kalmaması gerektiğini vurguladı.
Okullarda ve okul çevrelerinde yaşanan şiddet olaylarının münferit vakalar olarak geçiştirilemeyeceğini belirten Gülez, şiddeti ortaya çıkaran nedenlerle mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.
Gülez, okul güvenliğinin pedagojik ilkeler doğrultusunda ele alınması ve bireysel silahlanmanın önüne geçilmesinin kamusal bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
Öğrenciler için güvenli okul, eğitim emekçileri için güvenli çalışma ortamı ve herkes için güvenli bir gelecek istediklerini belirten Gülez, bu sorumluluğun muhatabının Milli Eğitim Bakanlığı olduğunu söyledi.
Gülez, Bakan Yusuf Tekin’in yaşananların sorumluluğunu üstlenmesi ve vakit kaybetmeden istifa etmesi gerektiğini ifade etti.




