Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı “Barış, demokratik çözüm dediğimiz için bizi içeriye koyanlar, bugün söylediklerimizi pratikleştiriyor. Alparslan Türkeş’in 12 Eylül için bir lafı vardır, ‘Bizler içerideyiz, fikirlerimiz iktidarda’ diye. Barış noktasında bizim o gün söylediklerimiz bugün cari durumda” diye konuştu.
Medyascope’a konuşan Mızraklı eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile aynı hücrede kalan Dr. Selçuk Mızraklı, “Demirtaş ne zaman çıkacak? Bir öngörünüz var mı?” sorusuna da yanıt verdi.
Mızraklı, Demirtaş’ın ne zaman tahliye edileceğine ilişkin öngörüde bulunmanın mümkün olmadığını belirterek şunları söyledi:
“Milyon dolarlık soru diyorlar ya. Sizin sorunuz da milyon dolarlık soru gibi oldu. ‘Türkiye’de bunu bilebilecek kim var’ derseniz, belki bir kişi üzerine hepimiz spekülasyon yapabiliriz. Ama onun ötesinde kimsenin bilebilmesi, yorumlayabilmesi mümkün değil. Bu ülkede en yüksek mahkemenin haklarında vermiş olduğu karar olmasına rağmen içeride tutulan Selahattin Demirtaş var, Figen Yüksekdağ var, Kobani davasında yargılanan arkadaşlar var.”
‘Arkadaşlarımız. çatışmanın, şiddetin önüne geçmeye çalıştılar’
Selçuk Mızraklı, Demirtaş ve diğer siyasetçilerin hâlâ cezaevinde tutulmasının nedenine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Mızraklı, kendilerinin suç işledikleri için tutuklanmadıklarını savunarak, geçmişte dile getirdikleri barış ve demokratik çözüm çağrılarının bugün hayata geçirilmeye çalışıldığını söyledi.
Mızraklı şöyle konuştu:
“Denge değiştirici olacağını düşündükleri kişileri içeride tutmak istiyorlar. Bizleri niye içeriye koydular? Bizler suçlu olduğumuz için girmedik. Bizim üzerimize iftira üreten birileri nerelerden çıkıp da geldi? Bütün bu hikâyeye baktığımız zaman biz, barış, demokratik çözüm diye o gün de ısrarla söylüyorduk. O gün bunları söylerken bizi içeriye koyanlar, bugün söylediklerimizi pratikleştiriyor. Alparslan Türkeş’in 12 Eylül denemesi için bir lafı vardı, ‘Bizler içerideyiz, fikirlerimiz iktidarda’ diye. Barış noktasında bizim o gün söylediklerimiz bugün cari durumda. Şimdi tam da bu noktadan hareketle söylüyorum. Demirtaş, arkadaşlarımız, onlar da aynı şeyi söylediler. ‘Barışçıl, demokratik çözüm’ dediler. Arkadaşlarımız. çatışmanın, şiddetin önüne geçmeye çalıştılar. Ama bugün ısrarla içeride, adeta sürecin ipoteklerinden birileri gibi.”
Demirtaş ile çözdükleri bulmaca metaforu
Mızraklı, cezaevinden çıkmadan önce Selahattin Demirtaş ile çözdükleri ve içerisinde “MGK”, “kardeşlik”, “irade” ve “özgürlük” kelimelerinin yer aldığı bulmaca metaforu üzerinden yürütülen tartışmalar ile ilgili konuştu.
Meclis’in belki tarihindeki en kritik kararlardan birisini vererek, en nitelikli çoğunlukla çerçeve yasayı çıkardığını hatırlatan Mızraklı, “Meclis böyle bir karar veriyor da siz bu anayasada ve güçler ayrılığı sisteminde Meclis’in üzerinde bir irade tesis edebilir misiniz? Meclis kararının üzerinde bir irade, Meclis’in kendisinin oylarıyla verdiği ve kabul ettiği yerde orada MGK’nın olması size, yani ne diyeyim, Meclis iradesini sakatlayan bir tutum olarak gözükmüyor mu? Bunu siyasi partiler de dile getirdi. Ben de dile getiriyorum. Herkes de dile getirecektir. Yani bu yanlıştır çünkü. O karar verilir. Miatlı olarak çıkarılmış kaç tane kanun hatırlıyorsunuz? Veya kayıtlı şarta bağlanmış, ‘şu kurumun onayıyla olacak’ diye kayıtlı şarta bağlanmış bir tane kurum vardır, Cumhurbaşkanlığıdır. Onun onayıyla. Onun dışında başka bir şey hatırlamazsınız” dedi.
Demirtaş, aktif siyasete dönecek mi?
Beş yıl boyunca aynı hücrede kaldığı Selahattin Demirtaş’ın daha önce açıkladığı aktif siyaseti bırakma kararından vazgeçip siyasete dönüp dönmeyeceği sorusuna Dr. Selçuk Mızraklı şöyle yanıt verdi:
“Bu tür şeylerin vekâleten nakli söz konusu değildir. Hakikaten de siyasetin etiğine de uygun düşmez. Bizim o birlikte kalarak yaratmış olduğumuz değerlere de aykırıdır. Bunu söyleyeyim.
İkincisi, Ankara’dan gelenler kamuoyu nabzını araştırırlar, tutarlar, anlamaya çalışırlar ama onlar için şöyle bir şey vardır: Demirtaş’ın aktif siyasette bulunduğu durum ve aktif siyasette bulunmadığı durum. Onlar açısından bunun sonuçları nedir, üzerine yoğunlaşırlar. Yani hesaplarını, kitaplarını, yarına ilişkin diyelim ki kurgularını da onun üzerinden yaparlar.
Niye? Karşılarında oldukça güçlü, durum ve duruş değiştirebilecek ehliyette bir siyasi lider figürü var. Hal böyle olduğu andan itibaren bence asıl onlara sormak lazım: Sizin bu konudaki kararınız nedir? O kararın ötesinde Demirtaş dışarıda olmalıdır. Dışarıda ailesiyle, yuvasıyla ama yurttaşlarla, halkıyla, partisiyle buluşmalı.”
‘Siyaset sadece siyasal partinin içinde yapılmaz’
Mızraklı, yurttaşlara sorulması hâlinde yüzde 90’ının Demirtaş’ın yeniden siyaset yapmasını isteyeceğini belirterek, Demirtaş’ın cezaevinde geçirdiği yıllara rağmen siyasi faaliyetlerini farklı yollarla sürdürdüğünü söyledi:
“Niye? O ayrı bir siyasetçi kumaşına sahip. Hani eskiden derdik ya, sazdan başka bir şey çalmadı. O sazdan başka bir şey çalmadı ama 10 yıldır içeride olmasına rağmen teslim de olmadı. Kendisine dayatılan o çürütme veya koparma tehdidine de hiç kulak asmadan dışarıyla türlü türlü buluşma yolları seçti. Bu bazen romanda geçen bir paragraf olur. Bu bazen bir resme motiflenmiş bir umut olur. Bu bazen sazın tellerinden namesini bulan, oradaki güfte olur, beste olur. Yani siyaset sadece siyasal partinin içinde de yapılmaz.”
Mızraklı, Abdullah Öcalan için hazırlanan konuta ilişkin YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in bir kez daha gündeme getirdiği Demirtaş’ın evine gönderilmesi önerisine ilişkin soruyu da yanıtladı.
Öcalan ve Demirtaş üzerinden yapılan ayrıştırmaların yeni olmadığını belirten Mızraklı sürecin topluma daha doğru anlatılması gerektiğini söyledi.
Mızraklı şöyle devam etti:
“Böyle bir şeyi sürekli kulvarı açmaya, ayrıştırmayı yapmaya çalışan durum sadece bugüne mi özgü? Bir yıl önce, beş yıl önce, 10 yıl önce, 15 yıl önce hatırlarsınız: Şahinler, güvercinler, şahinler, güvercinler… Şimdi bütün bunlar, yani DEM Parti gerçekliğini veya HDP gerçekliğini bilmeyenler böyle fikir uçuşmaları yapabilirler. Ama biz aklı başında insanların fikir uçuşması yapma şansı yok, hakkı da yok. Topluma karşı açık, dürüst olmalıyız.
Şimdi bazı, bütün şu yaşadığımız dünyada cereyan eden işler yapılırken bizler birbirimizi tamamlarız. Her birimiz birer kişiliğiz. Her birimizin birer rotası vardır, düsturu vardır. Ama sürekli yanı başlarımızdan besleniriz, tamamlanırız. Toplum içindeki yaşayışın da temel esasında metaforudur da bu, o birbirini tamamlama hali.
Şimdi bu süreçte de ben şunu çok iyi gözlüyorum ki Sayın Öcalan’ın İmralı’da yürüttüğü bu süreci keşke dışarıda Demirtaş ve Demirtaş gibi birçok aktör olsa da, bir, toplumla bunu en doğru yollardan konuşabilse. Yani o toplumsal kabullerin, toplumsal kaygıların giderilmesi, toplumsal kabulün yükseltilmesi bağlamında keşke bunu biz çok daha önceden becerebilmiş olsaydık.”
İncinen Beşiktaş taraftarlarından affını istedi
Dr. Selçuk Mızraklı, son olarak Amedspor-Beşiktaş maçının ardından yaptığı sosyal medya paylaşımına yönelik eleştirilere yanıt verdi. Mızraklı, paylaşımında kullandığı “bacaklarının titremesi” ve “kanadın kırılması” ifadelerinin ironi ve metafor olduğunu belirterek, Beşiktaş taraftarlarından rencide olanlar varsa özür diledi:
“İroni ve metaforu kullanarak paylaşımımı yaptım. Türkiye’de çıkan çok sayıda spor sayfasını veya gazetelerin spor sayfalarını bilirsiniz. Ben size diyebilirim ki en az 50-100 kere ‘Kartalın kanadı kırıldı’ kavramını duymuşsunuzdur. ‘Kartalın pençeleri söküldü’ kavramını çok duymuşsunuzdur. Bunu duyduğumuzda, oralarda okuduğumuzda hiçbir şekilde tepki oluşmadı. Futbolun bunlar nazireleridir. Şimdi bununla beraber, benim özellikle, diyelim ki biraz da belki o anın duygu durumuyla bu söylediklerim başka mahallelerde, Amedspor dışı camiada, başta da Beşiktaş camiası, onu söyleyeyim, Beşiktaş taraftarları eğer onları rencide ettiyse beni bağışlamalarını talep ederim sadece. Hiç öyle bundan da kendimde bir eksilme falan hissetmem.”
(Medyascope)




