Başkasında aradığımız kendimiz
Raşe Pütün 26 Eylül 2026

Başkasında aradığımız kendimiz

Başkasında aradığımız kendimiz

 

Mansur Yavaş tartışması, Türkiye’de demokrat ve sol seçmenin siyasal olarak kendisini nereye yerleştirdiğini, oy verdiği siyasal yapılardan ne beklediğini ve bu yapıların nasıl bir gelecek tahayyül ettiğini gösteren daha büyük bir soruya işaret ediyor.

Bugün yaşanan hayal kırıklığının bir nedeni açık: Demokrat ve sol seçmenin bir bölümü, kendi siyasal beklentilerini kendisinden farklı bir siyasal kimliği olan bir aktörün üzerine yerleştirdi.

Mansur Yavaş ise kendi siyasal çizgisinde tutarlı kalıyor. Dolayısıyla sorun onun kendi siyasal kimliğini koruması değil.

Asıl sorun, demokrat ve sol seçmenin kendi siyasal öznesini büyütmek yerine, başka bir siyasal alandan gelen bir figürde kendisini araması. Başka bir siyasal alandan gelen bir lideri büyütürseniz, bir gün onun “Ben size ait değilim” diyen siyasal duruşuyla karşılaşmanız kaçınılmazdır.

O halde mesele Mansur Yavaş’tan önce, onu büyüten siyasal zemindir.

Asıl soru: Kendi siyasal alanınız nerede?

CHP ve özellikle Yeni Parti açısından daha zor soru burada başlıyor.

Bir siyasal yapı kendisini merkeze, merkez sola, hatta merkez sağa açılarak daha geniş bir seçmen kitlesine ulaşabilir. Bu bir siyasal tercihtir. Ancak demokrat ve sol seçmenin oyunu isterken, onun siyasal taleplerini ne ölçüde taşıdığı da sorgulanmalıdır.

Bugün muhalefetin önemli tartışmalarından biri, iktidara ulaşmak için sağ seçmenden oy alabilecek bir lider arayışı.

Fakat mesele yalnızca “Kim daha fazla oy getirir?” sorusuna sıkıştığında, siyasetin kendisi küçülüyor.

Asıl soru, CHP ve Yeni Parti’deki sol damarın, iktidar olmak için neden sürekli sağ siyasetin içinden lider arayışına onay verdiği; buna karşılık sol, demokrat ve Kürt siyasetinden gelen bir siyasal öznenin Türkiye’nin ortak geleceğine aday olabileceği bir siyasal alanda neden el yükseltmediğidir.

Sağ seçmeni yalnızca ekonomik çıkarları üzerinden okumak da yeterli değil. Seçmenin siyasi hafızası, aidiyetleri, değerleri, devletle ve toplumla kurduğu ilişki de oy davranışında önem taşıyor.

Mesele, demokrat ve sol seçmenin oy verdiği siyasal yapıların farklı siyasal kimlikleri taşıyan yeni özneler çıkarabilme kapasitesidir.

Elif Eralp sorusu

Tam burada Elif Eralp sorusu ortaya çıkıyor.

Elif Eralp’i önemli kılan, kimliğini siyasetin sınırı haline getirmeden, o kimlikten yeni bir siyasal söz üretebilmesidir.

Türkiye’de demokrat ve sol seçmenin oy verdiği siyasal yapılar neden kendi Elif Eralp’lerini yaratamıyor?

Belki de mesele aday bulamamak değil, yeni adayların ortaya çıkmasına izin vermeyen bir siyasal kültürün varlığıdır.

Sağdan bir lider bulmanın kolaylığına sığınılırken, demokrat ve sol seçmenin oy verdiği siyasal yapıların kendi içlerinden yeni siyasal figürler çıkaramaması yeterince sorgulanmıyor. Oysa mesele yeni bir Mansur Yavaş bulmak değil. Mesele, demokrat ve sol seçmenin oy verdiği siyasal yapıların kendi siyasal figürlerini yaratabilmesi.

Belki de Yeni Parti’nin ve CHP’nin sol ve demokrat seçmenleri yanlış adreste bir araya geliyor.

“Yanlış adresteyim” diyen seçmenlerin sorularından biri de bu olmalı: Kendi siyasal öznesini yaratamayan bir yapıya neden kendi geleceğimizi emanet ediyoruz?

Seçmenin önündeki asıl soru

Bugün demokrat ve sol seçmenin önünde yalnızca “Kime oy vereceğim?” sorusu yok.

Daha büyük bir soru var: Nasıl bir siyaset istiyorum ve oy verdiğim siyasal yapının bunu üretmesini istiyor muyum?

Yeni kuşakların siyasette yalnızca mevcut aktörlerin yanında görünmesini değil, kendi sözünü kurmasını istiyor muyum?

Kendi siyasal dilimin, değerlerimin ve gelecek tahayyülümün siyasette karşılık bulmasını istiyor muyum?

Başkasında aradığımız kendimiz

Belki artık demokrat ve sol seçmenin Mansur Yavaş’ın siyasal kimliğiyle kurduğu mesafeye takılıp kalmak yerine, aynayı kendisine çevirme zamanı.

Elif Eralp sorusu da burada önem kazanıyor. Çünkü yeni bir siyasal söz, eski aktörlerin etrafında dönerek kurulamaz.

Yeni siyasal söz, yeni siyasal özneler ortaya çıktığında mümkün olur.

Ve belki artık gönlü kırık demokrat ve sol seçmenin ihtiyacı başka bir siyasal alandan gelecek bir lidere tutunmak değil; kendi sözünü kuracağı, kendi öznesini yaratacağı ve kendi içinden lider çıkaracağı bir siyasal oluşumdur.

Çünkü siyaset, başkasında kendini aramakla değil, kendin olmaya cesaret ettiğin yerde başlar.

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.