İspanya’da 87 yaşındaki Maricarmen Abascal’ın 70 yıldır yaşadığı evden tahliye edilmesinin ardından Madrid Belediyesi’ne bağlı Samur Social çalışanları, kiracıların zorla tahliye işlemlerine katılmayacaklarını açıkladı. İtfaiyeciler ve çilingirler de farklı dönemlerde benzer kararlar alırken, Maricarmen’in tahliyesi ülkedeki konut krizine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Madrid Belediyesi’ne bağlı acil sosyal hizmet birimi Samur Social çalışanları, önceki gün düzenlenen büyük protestoların ardından kiracıların zorla tahliye işlemlerine katılmayı bırakacaklarını açıkladı.
İspanya’da evden zorla tahliyelerin sık yaşandığı bir dönemde itfaiyeciler ve çilingirler gibi farklı meslek grupları da geçmişte benzer biçimde tahliye süreçlerine katılmayı reddetmişti.
El Salto gazetesinin haberine göre Samur Social işçi komitesi, kararın sabah vardiyasının ardından alındığını ve vardiya çalışanlarının işçi temsilcilerinden bu konuda tutum belirlemelerini istediğini bildirdi.
Komite üyelerinden biri gazeteye yaptığı açıklamada, tahliyelere katılmama kararının kurulun bir süredir gündeminde olduğunu belirterek, bu tutumu personele duyurmak amacıyla bir yazı hazırlandığını ve tüm çalışanlara dağıtıldığını söyledi.
Komite tarafından dağıtılan metinde, yaşananların münferit bir olay olmadığı ve konutu metalaştıran politikalarla bağlantılı olduğu belirtildi. Çalışanlar, Samur Social personelinin bu politikaların “yama”sı olmadığını ve barınma hakkının ihlalini örtbas etmeyi kabul etmediklerini ifade etti.
Metinde ayrıca, “Bir süre önce itfaiyecilerin yaptığı gibi, tahliyelere katılmak istemedik, çünkü belediye tarafından bir araç olarak kullanılmak istemiyoruz” ifadelerine yer verildi.
Samur Social, niteliği ve yetkileri bakımından resmi bir belediye hizmeti olarak faaliyet gösteriyor. Ancak hizmetin işletilmesi özel bir şirket olan Grupo 5’e verilmiş durumda.

İspanya’da itfaiyeciler de tahliyelere karşı çıkıyor
İspanya’da zorla evden çıkarmalara karşı tutum alan meslek grupları arasında itfaiyeciler de bulunuyor.
2013 yılında A Coruña’da bazı itfaiyeciler, 85 yaşındaki Aurelia Rey’in evinden çıkarılması işlemine müdahale etmeyi reddetti. İtfaiyeciler, mahkeme kararıyla gerçekleştirilen bir tahliyenin görevleri kapsamındaki acil durumlardan biri olmadığını belirtti.
Bu karar farklı kentlerdeki itfaiye teşkilatlarında da karşılık buldu. Aynı yıl Zaragoza’da itfaiye personel kurulu, evden çıkarmalara katılmama kararı aldı. Dönemin Zaragoza Belediye Başkanı Juan Alberto Belloch da itfaiyecilere destek verdi.
2025 yılında ise “Evden Çıkarmalara Karşı İtfaiyeciler” adlı ulusal bir platform kuruldu. Platform, itfaiye teşkilatlarının yalnızca acil durumlarda müdahale etmesini ve mahkeme kararıyla gerçekleştirilen evden çıkarmaların itfaiyenin olağan görev prosedürleri arasında yer almamasını talep ediyor.
Çilingirler de tahliye işlemlerine katılmama kararı aldı
Zorla tahliye süreçlerine meslek gruplarından gelen itirazlar itfaiyecilerle sınırlı kalmadı.
Aralık 2012’de sektördeki şirketler ve serbest meslek sahiplerinden oluşan Pamplona Çilingirlik Meslek Mensupları Meclisi, tahliye işlemlerinde iş birliği yapmama kararı aldı. Meclis, tahliyelerde görev alan diğer meslek mensuplarını da benzer bir tutum almaya çağırdı.
Madrid ve Valensiya’da da bazı çilingirler bireysel olarak tahliyelere katılmama kararı aldı. Daha sonra Güvenlik Çilingirleri Birliği (UCES), üyelerinin belirli tahliye işlemlerine katılmayacağını duyurdu.
2012 yılında Birleşik Polis Sendikası da bazı tahliyelere katılmayı reddeden polis memurlarını savunmayı gündeme getirdi. Ancak mahkeme emrine uymamanın disiplin cezalarına yol açabileceği yönündeki kaygılar nedeniyle bu girişim sonuçsuz kaldı.
Cazalla de la Sierra, Montoro, Peligros ve Albox gibi Endülüs belediyelerinde tahliye işlemlerinde iş birliği yapmayı reddeden yerel polis memurlarına ilişkin münferit vakalar da bulunuyor.
Maricarmen’in 70 yıllık evinden tahliyesi
87 yaşındaki Maricarmen Abascal’ın tahliyesi, İspanya’daki konut krizinin ve barınma hakkı ile gayrimenkul piyasası arasındaki çatışmanın sembollerinden biri haline geldi.
Maricarmen, yıllarca düzenli olarak kirasını ödediği evinde yaşamaya devam etti. Ancak binanın 2018 yılında Urbagestión adlı gayrimenkul şirketine geçmesinin ardından kendisinden 500 euro olan mevcut kirasının yerine önce 2 bin 650 euro talep edildi. Daha sonra bu tutar 1.650 euro olarak belirlendi.
1.650 euroluk kira da Maricarmen’in emekli maaşının üzerindeydi.
Maricarmen’in babası 1956 yılında “renta antigua” olarak bilinen eski tip kira sözleşmesini imzaladı. Anne ve babasının ölümünün ardından sözleşme Maricarmen’e geçti. Ancak mevcut hukukta bu tür kira sözleşmelerinin kuşaklar arasında devredilmesine ilişkin sınırlamalar bulunuyor.
Yüzde 50 engelli olan Maricarmen’in durumunda mahkeme, sözleşmenin ikinci kez devredilmesinin ardından kira ilişkisinin devam etmesine yönelik yasal korumanın uygulanamayacağı yönünde karar verdi.

Urbagestión’in mülkü satın almasının ardından başlayan hukuk mücadelesinde tahliye kararı dört kez gündeme geldi. İlk tahliye girişimi Ekim 2025’te gerçekleşirken, sonraki girişimler Haziran 2026’da ertelendi.
Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi de Haziran ayında tahliyenin durdurulması ve Maricarmen için uygun bir barınma çözümü sağlanması yönünde çağrı yaptı. Buna rağmen tahliye 23 Eylül’de gerçekleştirildi.
Tahliye sonrası Madrid’de binlerce kişi sokağa çıktı
Tahliye sabahında yüzlerce kişi Maricarmen’in yaşadığı binanın önünde toplandı. Kiracılar sendikası ve dayanışma grupları, tahliyeyi engellemek amacıyla gece boyunca binanın çevresinde bekledi.
Polis, binaya girişleri engelleyen kalabalığa müdahale etti. Maricarmen ise sağlık ekiplerinin eşliğinde sedyeyle evinden çıkarıldı.
Tahliyenin ardından dayanışma eylemleri Madrid’le sınırlı kalmadı. Kiracı örgütlerinin çağrısıyla Barcelona, Valencia, Sevilla, Toledo, Malaga ve Oviedo başta olmak üzere çok sayıda kentte gösteriler düzenlendi.
Madrid’de yaklaşık 10 bin kişi, Madrid Bölge Başkanı Isabel Díaz Ayuso ile ilişkilendirilen ve kamu kaynaklarıyla satın alınan tartışmalı bir konutun önünde toplandı.
Eylemlerde “Maricarmen hepimiziz”, “Bugün Maricarmen, yarın biz” ve “Maricarmen için Ayuso’nun çatı katı” sloganları atıldı.
Gösterilerde Maricarmen’in evine dönmesi talebinin yanı sıra kira artışlarının sınırlandırılması, tahliyelerin durdurulması ve barınma hakkını güvence altına alacak politikaların hayata geçirilmesi çağrıları yapıldı.
Kiracı Sendikaları Konfederasyonu, merkezi hükümetin konut alanındaki düzenlemelerinin hayata geçirilmesini ve kira veya ipotek ödemeleri nedeniyle tahliye riskiyle karşı karşıya kalan kişilerin korunmasını istedi.
Madrid’de kira fiyatları rekor seviyeye ulaştı
Maricarmen’in tahliyesi, İspanya’da konut maliyetlerinin yükseldiği bir dönemde gerçekleşti.
Madrid’de kiralık konutların metrekare fiyatı Ağustos 2026’da 23,3 euroya yükselerek ilgili serideki en yüksek seviyeye ulaştı. Kira fiyatları bir yıl içinde yüzde 5,1 arttı.
Bu fiyat üzerinden 80 metrekarelik bir konutun aylık kirası yaklaşık 1.864 euroya denk geliyor.
Tahliyeler de ülkedeki konut krizinin önemli göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. İspanya Yargı Genel Konseyi verilerine göre 2025 yılında 24 bin 540 tahliye gerçekleştirildi.
Bu tahliyelerin 18 bin 317’si, yaklaşık yüzde 75’i, kira ilişkilerinden kaynaklanan işlemler kapsamında gerçekleşti. Madrid’de aynı yıl 2 bin 267 tahliye kaydedildi.
Konut piyasasındaki dönüşüm kiracıları etkiliyor
Konutun giderek daha yüksek fiyatlarla alınıp satılan bir varlığa dönüşmesi, kiracıların aynı evde yaşamaya devam etmesini yalnızca kira ödeme gücüne değil, mülk sahibinin o konuttan elde etmek istediği gelire de bağlı hale getiriyor.
Maricarmen’in yaşadığı süreçte de onlarca yıldır aynı evde yaşayan bir kiracının ödediği kira ile gayrimenkul şirketinin talep ettiği yeni bedel arasındaki fark, bu çatışmayı görünür hale getirdi.
Maricarmen, tahliyenin ardından geçici olarak yakınlarının yanında kalacak.
Ancak Maricarmen’in evinden çıkarılmasıyla birlikte Madrid’deki konut mücadelesi sona ermedi. Binlerce kiracının katıldığı eylemler, barınma hakkı, kira artışları ve konutun piyasa koşulları içinde giderek daha yüksek maliyetlere ulaşmasına ilişkin tartışmaların sürdüğünü gösterdi.




