• Ana Sayfa
  • Kadın
  • Diyarbakır’da kadınlar Rojin Kabaiş için yürüdü: ‘Kürt kadınlarının nasıl hedef haline getirildiğini gördük’

Diyarbakır’da kadınlar Rojin Kabaiş için yürüdü: ‘Kürt kadınlarının nasıl hedef haline getirildiğini gördük’

Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümünün ikinci yıl dönümü dolayısıyla Diyarbakır’da yürüyüş gerçekleştirildi. Yürüyüşün ardından yapılan açıklamada konuşan DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu “Yaşadığımız bu coğrafyada Gülistan Doku’dan Rojwelat Kızmaz’a, Rojin Kabaiş’e Kürt kadınlarının nasıl hedef haline getirildiğini, dosyaların kapatılmaya çalışıldığını bu dosyada da gördük” diye konuştu.

Diyarbakır’da kadınlar Rojin Kabaiş için yürüdü: ‘Kürt kadınlarının nasıl hedef haline getirildiğini gördük’
Diyarbakır’da kadınlar Rojin Kabaiş için yürüdü: ‘Kürt kadınlarının nasıl hedef haline getirildiğini gördük’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 27 Eylül 2026 17:28
  • Güncellenme: 27 Eylül 2026 18:47

Van’da 27 Eylül 2024’te kaybolan ve 18 gün sonra cansız bedeni bulunan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümün ikinci yıldönümü dolayısıyla Dyarbakır’da yürüyüş gerçekleştirildi.

Şeyh Said Meydanı’ndan Ulu Camii önüne gerçekleştirilen yürüyüşe, Rojin Kabaiş’in ailesinin yanı sıra çok sayıda kadın katıldı.

Polis yürüyüşü engellemek istese de daha sonra yürüyüş başladı.

Dersim’de 5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku da yürüşe katılanlar arasında.

Yürüyüşe katılanlar “Şüpheliler ortada, savcılık nerede?”, “Rojin’e ne oldu?”, “Rojin intihar etmedi”, “Rojin’in katiller nerede?” ve “Ateş düştüğü yeri değil, failleri yaksın” dövizleri taşıyan kadınlar, yürüyüş boyunca, “Deliller ortada, failleri yargıla”, “Jin, jiyan, azadî”, “Rojin isyanımızdır”, “Gülistan isyanımızdır”, “Adalet, adalet, Rojin için adalet”, “Amed uyuma, Rojin’e sahip çık” ve “Hak, hukuk, adalet” sloganları attı.

‘İnsanlara niye bu acıyı yaşatıyorlar?’

Alkış, zılgıt ve sloganlarla Ulu Camii önüne  kadar yapılan yürüyüşten sonra ilk olarak konuşan Rojin Kabaiş’in annesi Aygül Kabaiş, “Rojin’in 2 senesi doldu. Çok acı çekiyoruz. Niye katiller bulunmuyor? Kadınları öldürüyorlar, katilleri bulmuyorlar. Katilleri bulunsun istiyoruz. İnsanlara niye bu acıyı yaşatıyorlar?” diye sordu. Rojin’in oda arkadaşının bir şeyleri bildiğini belirten Aygül Kabaiş, konuşmasını istedi.
Üniversitenin, kızının kaybolduğunu kendilerine geç haber vermesine tepki gösteren Aygül Kabaiş, “Hem üniversiteden hem yurttan hem de oda arkadaşından davacıyız. Adalet istiyoruz” dedi.

 

‘DNA’ların kaynağı açıklığa kavuşturulmalı’

Ardından Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi’nden Helin Tapancı, ortak metni okudu. “Rojin Kabaiş’e ne oldu?” diye soran Helin Tapancı, etkili soruşturma yürütülmediğini belirtti. Helin Tapancı, “Rojin’in bedeninden alınan örneklerde iki farklı erkeğe ait DNA profillerinin tespit edilmiş olması karşısında, bu DNA’ların kaynağının ve Rojin’in ölümüyle herhangi bir bağlantısının bulunup bulunmadığının hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Biyolojik delillerin yanı sıra dijital materyallerin, kamera kayıtlarının, tanık anlatımlarının ve dosyaya yansıyan diğer tüm bulguların birbirleriyle ilişkili ve bütüncül biçimde değerlendirilmesi; üçüncü kişilerin olası rolünün herhangi bir ihtimal peşinen dışlanmadan araştırılması zorunludur. Rojin’in ölümüne ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından önem taşıyan işlemlerin önemli bir bölümünün ancak ailenin, vekillerinin ve dosyayı takip eden hukuk örgütlerinin ısrarlı talepleri sonucunda gündeme gelmiş olması, etkin soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmesi bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Rojin’in öğrencisi olduğu Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ile kaldığı yurdun sorumluluğu da bu süreçten bağımsız düşünülemez” şeklinde konutşu.

‘Kadınların yaşam hakkının korunması devletin pozitif yükümlülüğüdür’

Kadınların şüpheli ölümlerinin “intihar, kaza” diyerek kapatılmaya çalışıldığını gerçeğe ulaşma mücadelesinin kadınların ailelerine, kadın örgütlerine ve meslek örgütlerine bırakılmasının, kadınların yaşamlarının hangi ölçüde korunmaya değer görüldüğü sorusunu beraberinde getirdiğine dikkat çeken Helin Tapancı, şunları söyledi:

“Genç kadınların kaybolmasının ve şüpheli ölümlerinin olağanlaştırılmasına, kadınların yaşamlarının değersizleştirilmesine ve kadınların ölümünün ardından hakikate ulaşmanın dahi uzun bir mücadeleye dönüştürülmesine itiraz ediyoruz. Bir genç kadın kaybolduğunda kamu makamlarının yükümlülüğü beklemek değil, gecikmeksizin harekete geçmektir. Kadınların yaşam hakkının korunması bir tercih, idari takdir veya ailelerin ısrarına bağlı bir mesele değil; devletin pozitif yükümlülüğüdür.

Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın eksik kalan bütün yönlerinin tamamlanması, biyolojik ve dijital deliller başta olmak üzere dosyadaki tüm delillerin bütüncül biçimde değerlendirilmesi, üçüncü kişilerin olası rolünün etkili biçimde araştırılması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına elverişli bütün soruşturma işlemlerinin gecikmeksizin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte üniversite ve yurt yönetiminin süreçteki olası ihmalleri de soruşturulmalı; kamu görevlileri dahil olmak üzere ihmali, kusuru veya sorumluluğu bulunan kişiler varsa tespit edilmeli ve haklarında gerekli hukuki süreçler işletilmelidir.”

‘Rojin’in ailesi yalnız değildir’

Adalete erişimin ailelerin ısrarına, kadınların mücadelesine ve kamuoyu baskısına bağlı olmaması gerektiğini vurgulayyan Helin Tapancı, “Rojin’in ailesi yalnız değildir. Rojin’in nasıl ve hangi koşullarda yaşamını yitirdiği bütün yönleriyle açıklığa kavuşturulana, ölümünde üçüncü kişilerin rolü bulunup bulunmadığı tespit edilene, süreçteki olası ihmaller araştırılana ve varsa sorumlular hakkında etkili bir hukuki süreç işletilene kadar dosyanın takipçisi olmaya devam edeceğiz. Kadınların yaşam hakkının değersizleştirilmesine, şüpheli kadın ölümlerinin karanlıkta bırakılmasına ve ailelerin adalet arayışında yalnızlaştırılmasına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Rojin İçin Adalet Komisyonu adına konuşan Şeyma Nur Çoban, “Biz kadınlar ve aile gerçeklerin açığa çıkması için 2 yıldır mücadele etmekteyiz. Mücadele sonucu gerçeklere çok daha fazla yaklaşmış durumdayız. Deliller burada, iki yıldır mücadele veren biz kadınlar buradayız. Verdiğimiz mücadeleden vazgeçmiyoruz” dedi.

‘Kürt kadınlarının nasıl hedef haline getirildiğini gördük’

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu ise şöyle konuştu: “Yaşadığımız bu coğrafyada Gülistan Doku’dan Rojwelat Kızmaz’a, Rojin Kabaiş’e Kürt kadınlarının nasıl hedef haline getirildiğini, dosyaların kapatılmaya çalışıldığını bu dosyada da gördük. Ailelerin ısrarlı mücadelesiyle, kadınların bitmez tükenmez mücadelesiyle bu dosyaların kapatılmaması için ve katillerin yargılanması, hakikatin ortaya çıkması için mücadeleden başka seçenek bırakmıyorlar. Adalet Bakanlığı, ‘Biz bu dosyaları aydınlatacağız’ diyor. Deliller olmasına rağmen yürüyüşlerle, açıklamalarla dosyaları aydınlatmaya çalışıyoruz. 2 yıldır Rojin’in intihar değil, katledildiğini kanıtlamaya çalışıyoruz. Biliyoruz ki dün bunları yapanlar cezasızlık politikalarına güvenerek yaptılar. Mücadelemiz sürecek. Rojin’e, Rojwelat’a, Gülistan’a adalet demeye devam edeceğiz. Bunun mücadelesini hem sokaklarda hem mecliste hem de mahkemelerde hep birlikte vereceğiz.”

‘Rojin’in katili de Gülistan’ın katili de bulunacak’

Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, “Gülistan için adalet demek sadece bir slogandan ibaret değildir. 6 yıldır Gülistan’ı aramak zorunda kalmasaydık, Kabaiş ailesi de Rojin için adalet demek zorunda kalmayacaktı. Kadınların öldürülmemesi için bu katillerin cezalandırılması lazım. Şüpheli kadın ölümü yok, elini kolunu sallayarak gezen katiller vardır. Katiller bilsin ki Rojin’in katili de Gülistan’ın katili de bulunacak” ifadelerini kullandı.

(MA)

Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümünün üzerinden 2 yıl geçti: Kadınlardan adalet çağrısı