• Ana Sayfa
  • Gündem
  • ‘Ailem güvende’ söylemi ne anlama geliyor? SAMER’den rapor

‘Ailem güvende’ söylemi ne anlama geliyor? SAMER’den rapor

SAMER, “Ailem Güvende” adı altında gerçekleştirilen operasyonlar ve gözaltılara dair sosyal medya paylaşımlarını analiz ederek bir rapor yayımladı. Raporda, aileyi koruma söylemi ile toplumun farklı kesimlerinin kendilerini güvende hissetmesi arasında belirgin bir algı mesafesi bulunduğu vurgulandı.

‘Ailem güvende’ söylemi ne anlama geliyor? SAMER’den rapor
‘Ailem güvende’ söylemi ne anlama geliyor? SAMER’den rapor
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 29 Eylül 2026 11:48

SAMER Saha Araştırmaları Merkezi, “Ailem Güvende” adı altında onlarca dernek, vakıf ve iş yerine yapılan baskınlar ile pek çok kişinin gözaltına alınmasının ardından, sanal medya üzerinden farklı kesimlerden gelen tepkilere ilişkin bir rapor hazırladı.

Raporun, X platformunda derlenen bin 300 farklı paylaşımın nitel analiziyle hazırlandığı belirtildi.

Raporda, baskınların kamuoyunda ve sosyal medyada nasıl karşılandığı, hangi gerekçelerle desteklendiği ile hangi toplumsal ve siyasal itirazlarla eleştirildiği; tematik ve söylemsel çerçeveler üzerinden incelendiği kaydedildi.

Raporda, incelenen paylaşımların, “Ailem Güvende” söyleminin yalnızca aile ve ahlakın korunmasına ilişkin bir güvenlik politikası olarak algılanmadığı, aynı zamanda devletin güvenlik, adalet ve toplumsal önceliklerinin sorgulandığı daha geniş bir siyasal tartışma alanına dönüştüğü ifade edildi.

Paylaşımların; aile güvenliği, kadın ve çocukların şiddetten korunması, suç ve cezasızlık algısı, özel hayata müdahale, örgütlenme ve ifade özgürlüğü ile ekonomik ve sosyal güvence gibi farklı boyutlarla ilişkilendirildiği belirtildi.

Raporda, “Bu çerçevede raporun öne çıkan çıkarımı, ‘aileyi koruma’ söylemi ile toplumun farklı kesimlerinin kendilerini fiilen güvende hissetmesi arasında belirgin bir algı mesafesi bulunduğudur” denildi.

Devlet neyi önceliyor?

Raporda, incelenen eleştirel paylaşımların; güvenliğin yalnızca belirli yaşam biçimlerini veya ahlaki değerleri korumaya yönelik operasyonlarla sağlanamayacağını, kadınların, çocukların ve aile bireylerinin şiddetten korunması, adalete erişim, ekonomik güvence ve temel hakların kullanılabilmesi gibi alanların da güvenlik anlayışının parçası olması gerektiğini savunduğu kaydedildi. Raporda, paylaşımlarda hükümet ve sistem eleştirilerinin temelinde, devletin güvenlik ve ahlak politikalarında hangi sorunları öncelikli gördüğü ve kamu gücünü hangi alanlarda yoğunlaştırdığı sorusunun bulunduğu ifade edildi.

‘Devlet müdahalesi kavramlarla meşrulaştırılıyor’

Raporda, incelenen destekleyici paylaşımların aile, din, kültür ve toplumsal değerlerin korunmasını öncelerken; eleştirel paylaşımlarda ise aynı kavramların devlet müdahalesini meşrulaştırmak için kullanılabileceği ve buna karşılık gündelik yaşamda hissedilen bazı güvenlik, adalet ve ekonomik sorunların yeterince karşılanmadığının ileri sürüldüğü aktarıldı. Raporda şu ifadelere yer verildi:

“Sosyal medya söyleminde ‘Ailem Güvende’ ifadesi tek anlamlı bir güvenlik göstergesi olmaktan çıkmakta; devletin koruma sorumluluğunun kapsamı, güvenliğin kimler için ve hangi koşullarda sağlandığı ve kamu politikalarının öncelikleri üzerine bir tartışma başlığına dönüşmektedir. Bu bulgu, aile ve güvenlik politikalarının yalnızca ahlaki değerler üzerinden değil, aynı zamanda şiddetten korunma, eşit yurttaşlık, adalet, ekonomik güvence ve temel haklar bağlamında da değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.”

Araştırmanın tüm detaylı analizlerine şuradan ulaşabilirsiniz.