Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali kapsamında düzenlenen Masterclass’ta izleyicilerle bir araya gelen Oscar ödüllü İranlı yönetmen Asghar Farhadi, sinemaya yaklaşımını ve yapım sürecini paylaştı.
Etkinlik öncesinde Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Güngör Geçer tarafından Farhadi’ye Yaşam Boyu Başarı Ödülü takdim edildi.
Yönetmenin Türkiye prömiyerini yapan son filmi “Paralel Hikâyeler” de festivalde izleyiciyle buluştu.
Masterclass etkinliğine katılanlara, senaryo yazmanın inceliklerini anlatan Farhadi, metinlerini önceden belirlenmiş kavramlar üzerinden kurgulamadığını belirtti.
Farhadi, yazım sürecine zihninde kalan bir görüntü ya da duyguyla başladığını aktardı. Hikayenin sonunu baştan planlamadığını ifade eden usta yönetmen, ilk taslağı bitirdikten sonra metni “Bu senaryo bana ne anlatıyor?” sorusuyla yeniden ele aldığını söyledi.
‘Amerika bu film için doğru yer değildi’
“Paralel Hikayeler’in” hazırlıklarına ilk olarak ABD’de başlandığını ve büyük bir bütçe ayrıldığını belirten Farhadi, mekan arayışları sırasında filmin ruhuyla ABD arasında bağ kuramadığını hissettiğini söyledi.
“Kalbim bana hep, ‘Bu filmi burada yapmayacaksın’ diyordu” ifadelerini kullanan yönetmen, kararından vazgeçmeyerek projeyi Fransa’ya taşıdığını anlattı.
Yaratıcı süreçte duyguların belirleyici olduğunu vurgulayan Farhadi, sette önceden yapılan planlara katı bir şekilde bağlı kalmadığını belirtti. Kamerayı yerleştirirken teknik hesaplardan ziyade duygularına dayandığını ifade eden yönetmen, “Kamerayı beynimle değil, hislerimle yerleştiriyorum” dedi.
‘Sinema yarış alanı değildir’
Genç sinemacıların başarı odaklı hareket etmelerinin yaratıcılığı zedelediğini savunan Farhadi, “Ben başarmak için film yapmıyorum” diyerek şunları kaydetti: “Ne kadar başarılı olacağınızı düşünüyorsanız sinema sizin için bir yarış alanıdır. Sinema yarış alanı değildir.” Farhadi, fenomen filmi “Bir Ayrılık”ı yazarken de uluslararası bir başarı hedeflemediğini, “Belki ‘Nasıl başarılı olabilirim?’ diye düşünseydim hiç başarılı olamazdım” sözleriyle örneklendirdi.
‘Tek bir gerçeklik yok’
Gerçeklik kavramının göreceli olduğuna dikkat çeken Farhadi, insanların aynı olaya farklı arka planlarla baktığını vurguladı. Algıların kişiye özel olduğunu belirten yönetmen, “Biz gerçeklikte yaşamıyoruz, gerçeği kafamızda oluşturduğumuz şekilde yaşıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Medya ve sosyal medyada gerçeklik
Kurgulanmış görüntülerin doğrudan gerçek kabul edilmemesi gerektiğini ifade eden Farhadi; belgesellerin ve sosyal medya paylaşımlarının hayatı olduğundan farklı sunduğunu söyledi. Eksik kalan parçaların hayal gücüyle tamamlandığına değinen yönetmen, aşk ilişkilerini örnek vererek “Hayal gücü güçsüz olan insanlar âşık bile olamazlar” dedi.
Yazım aşamasında tüm kitleyi memnun etmeye çalışmanın üretimi kısıtladığını belirten Farhadi, genç senaristlere tek bir kişiyi odak noktasına almalarını tavsiye etti.“Bir izleyici seçin” diyen yönetmen, geneli hedeflemenin ancak film tamamlandıktan sonraki aşama olduğunu aktardı.
‘Kötü filmler, başında size her şeyi anlatan filmlerdir’
Sahnelerin hikâyeyi ilerletme, karakteri tanıtma ve atmosfer kurma işlevlerini aynı anda taşıması gerektiğini savunan Farhadi, gereksiz bilgi aktarımından kaçınılması gerektiğini vurgulayarak “Kötü filmler genellikle filmin başında size her şeyi anlatan filmlerdir” dedi.
Özgün bir sinema dili oluşturmada çocukluk merakının da kritik rol oynadığını belirten Farhadi, “Çocukluğunuzu kullanırsanız filminiz size benzer” diyerek kendi yapımlarında da çocukluk izlerinin yer aldığını ifade etti.
Kieślowski ile ‘Paralel hikâyeler’ üzerinden diyalog
Son filmi “Paralel Hikâyeler”in Polonyalı yönetmen Krzysztof Kieślowski sinemasıyla kurduğu bağa değinen Farhadi, yapımın yalnızca bir saygı duruşu olmadığını, “Dekalog” sonrası Kieślowski ile sinematik bir diyalog kurma amacı taşıdığını söyledi. Farhadi, bu doğrultuda Kieślowski’nin uzun yıllar birlikte çalıştığı besteci Zbigniew Preisner ile iş birliği yaptığını ekledi.




