• Ana Sayfa
  • Gündem
  • AYM’den Doğan Pekdoğan davasında ihlal ve yeniden soruşturma kararı

AYM’den Doğan Pekdoğan davasında ihlal ve yeniden soruşturma kararı

AYM, polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Doğan Pekdoğan’ın ölümüne ilişkin soruşturmanın etkili yürütülmediği ve delillerle örtüşmediğine hükmetti. 

AYM’den Doğan Pekdoğan davasında ihlal ve yeniden soruşturma kararı
AYM’den Doğan Pekdoğan davasında ihlal ve yeniden soruşturma kararı
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 1 Ekim 2026 16:01
  • Güncellenme: 1 Ekim 2026 16:05

AYM, polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Doğan Pekdoğan’ın ölümüne ilişkin soruşturmanın etkili yürütülmediği ve delillerle örtüşmeyen sonuca varıldığına hükmetti.
Anayasa Mahkemesi (AYM) Amed’in Rezan (Bağlar) ilçesinde 7 Aralık 2016’da polislerin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Doğan Pekdoğan’ın ölümüne ilişkin soruşturmanın etkili yürütülmediğine hükmetti.  24 yaşındaki Doğan Pekdoğan, 7 Aralık 2016 gecesi Rezan ilçesindeki Göletli Park civarında polislerin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirmişti.

Yargı sürecinde ne oldu?

Olayın ardından hazırlanan polis tutanağında, polise yönelik “roketatarlı saldırıda bulunan kişinin görüldüğü”  ihbarı üzerine eşkâle uyan Pekdoğan’ın polisleri görünce kaçmaya çalıştığı, kendisine “Dur, polis” diye seslenildiği ve bir polisin havaya iki el ateş ettiği iddia edildi. Tutanakta, bunun ardından Pekdoğan’ın belinden çıkardığı tabancayı polislerin üzerine doğrulttuğu ve beş polisin ateş açtığı ileri sürüldü. Olay yerinde yaşamını yitiren Pekdoğan’ın üzerinden ise Browning marka bir tabanca bulunduğu kaydedildi.

Yapılan otopside Pekdoğan’ın vücuduna 16 ateşli silah mermi çekirdeğinin isabet ettiği tespit edildi. Bunların 13’ünün vücudun ön kısmına, 3’ünün ise sırt ve diğer arka bölgelere isabet ettiği belirlendi. Olay yerinde ise 13 kovan bulundu. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma kapsamında Pekdoğan’ın yanında bulunduğu iddia edilen tabanca ile çevredeki kovan ve mermi çekirdekleri incelendi. İncelemede, olay yerinde bulunan kovan ve mermi çekirdeklerinin Pekdoğan’ın yanında bulunan Browning marka tabancadan atılmadığı belirlendi. 13 kovanın dört farklı silahtan çıktığı, bunlardan 12’sinin olayda görev yapan polislerin üçüne ait MP-5 ve Uzi marka silahlardan ateşlendiği tespit edildi.

Savcılık hukuka uygun buldu

Savcılık 10 aylık soruşturmamın ardından 26 Eylül 2017’de kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verdi. Pekdoğan’ın “PKK/KCK adına güvenlik güçlerine yönelik silahlı eylem gerçekleştirmeye çalıştığı” iddia edilen kararda, polislerin müdahalesiyle bu eylemin engellendiği ileri sürüldü. Savcılık, polislerin Pekdoğan’a yönelik silahlı saldırısını “meşru müdafaa” olarak değerlendirdi ve polisler hakkında kamu davası açılmasına gerek olmadığına karar verdi.

Avukatların dosyayı inceleme talebi reddedildi

Ailenin avukatının soruşturma dosyasını inceleme ve belgelerden örnek alma talebi, “soruşturmanın amacının tehlikeye düşebileceği” gerekçesiyle kısıtlandı. Savcılığın 26 Eylül 2017 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı kararı aileye yaklaşık üç yıl sonra, 19 Ekim 2020’de tebliğ edildi. Kararı öğrenen Pekdoğan ailesi, Diyarbakır 2’nci Sulh Ceza Hakimliği’ne itiraz başvurusunda bulundu. Mahkeme 10 Mayıs 2021’de itirazı reddetti.

AYM’ye başvuru 

Nihai kararı öğrenen baba Tahsin ve anne Azize Pekdoğan, avukatları aracılığıyla 21 Haziran 2021’de AYM’ye başvurdu. Başvuruda, Pekdoğan’ın herhangi bir örgüte üye olmadığı, örgüt üyesi olduğu varsayılsa dahi meşru müdafaa şartlarının oluşmadığı, 16 ateşli silah mermisiyle öldürme şeklinde gerçekleşen olayda müdahalenin orantısız olduğunu belirtildi. Ayrıca soruşturmanın etkili, bağımsız ve tarafsız bir şekilde yürütülmediğinden, kısıtlama kararı nedeniyle de soruşturmaya etkili bir şekilde katılamadıklarını belirten aile, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın dahi üç yıl sonra tebliğ edildiğine dikkat çekerek ölüm olayı ve sonrasında sorumluların bulunamaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ifade etti.

Başvuruyu 5 Mayıs’ta karara bağlayan AYM, Pekdoğan’ın polislerin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirmesine ilişkin başvuruyu yaşam hakkının usul boyutu kapsamında değerlendirdi. Mahkeme, soruşturma kapsamında olay yeri incelemesi, otopsi ve kriminal incelemelerinden elde edilen delillerin tamamının; olayın nasıl gerçekleştiğini ortaya koyacak şekilde değerlendirilmediğine dikkat çekti.

‘Kovanlar polis silahından çıktı’

Yapılan değerlendirmede, savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında Pekdoğan’ın polise 4-5 el ateş ettiği kabul edildiği ancak soruşturma sürecinde yapılan incelemelerde olay yerinde elde edilen kovan ve çekirdeklerin Pekdoğan’ın yanında bulunan tabanca ile değil polislere ait silahlar ile eşleştiğine dikkat çekildi. AYM, Pekdoğan’ın ateş ettiğine dair soruşturma kapsamında delil bulunmadığını belirterek “meşru müdafaa şartlarının oluşup oluşmadığının daha titiz incelenmesi” gerektiğini belirtti.

Değerlendirmede ayrıca, olay yerini gören kamera kaydı tespit edilemediğinin polis tarafından tutanak altına alındığı ancak olaya dair tanık olup olmadığının araştırıldığına dair bir belgeye ulaşılamadığı belirtildi. AYM, polisin silah kullanması sonucu meydana gelen ölüm olayın tanık beyanlarının önemine dikkat çekti.

‘Ayrıntılı otopsi raporu istenmesi gerekirdi’

Otopsi raporunda Pekdoğan’ın vücudundan 16 el ateşli silah mermi çekirdeği çıktığına işaret eden AYM, “Atış sayısı dikkate alındığında öldürücü bir güç kullanıldığı aşikardır. Olay yerinde bulunan 6 kolluk personelinden 5’i silahını kullandığını beyan etmiş, nitekim olay yerinde bulunan kovanların olayda görev yapan güvenlik görevlilerin MP-5 ve Uzi markalı makineli tabancalarının üçünden atıldığı tespit edilmiştir. Atışların -incelemeye elverişli olanlarının- uzak atış mesafesinden yapıldığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla D.P.ye bitişik atış yapıldığına dair bir delil veya emare yoktur. Ancak D.P.ye isabet eden mermi çekirdeklerinin 13 adedinin boyun, omuz bölgesi, kollar ve gövde gibi vücudun ön yüzeyine isabet ettiği; 3 adedinin ise vücuda sağ dirsek, gövde sol arka aksiller ve sırt bölgesinden giriş yaptığı anlaşılmıştır. Kişinin sırtından da isabet aldığı gözetildiğinde; adli tabip tarafından ölü muayene ve otopsi tutanağında dile getirilen mermi çekirdeklerinin vücutta seyirleri konusunda ayrıntılı rapor istenmesi hâlinde cesede ait radyografilerinin gönderilmesi gerektiği yönündeki mütalaa daha da önem kazanmaktadır. Bu hususta, radyografilerin temini suretiyle rapor istenmesi gerekirdi” diye belirtti.

Polis ve kovan sayısı çelişkisi

Polis beyanlarına göre olay yerinde en az 18 kovan bulunması gerekirken yalnızca 13 kovan bulunduğu belirtilen değerlendirmede, olay yerinin titizlikle incelenmediği kaydedildi. Olay yerinde bulunan bir kovanın ise hangi silahtan ateşlendiğinin tespit edilmediği belirtilen değerlendirmede, “Dahası olay yerindeki 6 güvenlik görevlisinden 5’i maktule yönelik silah kullandığını beyan etmesine rağmen olay yerinde bulunan 13 kovanın 4 farklı silahtan atıldığının tespit edilmesi de giderilmesi gereken başka bir çelişkidir” ifadelerine yer verildi.

‘Araştırma talebinin üzerinde durulmadı’

Ayrıca olay günü baba Tahsin Pekdoğan’ın, olay günü polis tarafından aranarak önce hastaneye çağrıldığı, hastaneye gittiğinde ise buradan TEM Şubeye yönlendirildiği ve burada oğlunun gözaltında olduğu bilgisi verilmesi nedeniyle araştırma talebinin de üzerinde durulmadığı kaydedildi.

Aile ve avukatlarının dosya içeriğini inceleme ve belgelerden örnek alma yetkilerinin kısıtlanmasının da dosyada diğer bir eksiklik olduğu vurgulana değerlendirmede,  “Soruşturma dosyasına erişim Cumhuriyet savcısınca kısıtlanmış, sonrasında da kaldırılmamıştır. Başsavcılıkça verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda kararın bir örneğinin başvurucu Tahsin Pekdoğan’ın vekiline tebliği öngörülse de tebliğe çıkarılmamış ve kısıtlama kararı nedeniyle başvurucular, bu karardan yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra haberdar olabilmişlerdir” denildi.

‘Sonuç delillerle örtüşmüyor’

AYM, değerlendirme sonucunda soruşturma sürecine ilişkin tespit ettiği eksikliklerin, ölüm olayını aydınlatabilme ve var ise sorumluları belirleme konusunda öneminin altını çizdi. Pekdoğan’ın polise ateş açtığı yönündeki kabulün, yapılan incelemeler ve polis beyanları ile örtüşmediği belirtilen değerlendirmede şu tespite ulaşıldı: “Başvurucunun sırtında da giriş yarasının bulunduğu gözönünde tutulduğunda Başsavcılığın sonuca varmadan önce olayın gerçekleşme koşullarının tespiti için olay yerinde keşif yapması ve böylece kolluk görevlilerinin olay esnasındaki konumlarını tespit etmesi de mümkündür. Olayda soruşturma makul bir özenle yürütülmemiş, soruşturma açısından kritik önemi olan deliller somut olayın koşullarında özen yükümlülüğüne uygun olarak toplanmamış, soruşturma sürecinde toplanan deliller ile örtüşmeyen bir sonuca ulaşılmıştır. Yukarıda toplanması gerektiği ifade edilen delillerin toplanması sonrası delillerin kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analize tabi tutulması ile bir kanaate ulaşılması gerekir.”

İhlal ve yeniden soruşturma kararı

AYM, kararında Anayasa’nın 17’nci maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğini açıkladı. AYM, ihlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla kararın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ve yeniden soruşturma yapılmasına hükmetti. Mahkeme, yeniden soruşturmanın amacının AYM’nin işaret ettiği eksikliklerin giderilmesi ve delillerin yeniden değerlendirilmesi olduğunu belirtti.

AYM, ailenin Pekdoğan’ın Kürt olması nedeniyle ayrımcılığa uğradığı yönündeki başvurusunu ise bu iddiayı destekleyen somut bulgu bulunmadığı gerekçesiyle kabul edilemez buldu.

AYM, ayrıca başvurucular Azize ve Tahsin Pekdoğan’a 200 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi. (MA)