Davranış analisti ve çocuk gelişim uzmanı Tanyel Süzer, çocuklara dönük hak ihlallerinin artması ve artan şiddete dikkat çekmek amacıyla 12 Eylül tarihinde Türkiye-İran sınırından Kilis’e kadar “Yaşam Hakkı Yürüyüşü” başlattı.
Sınır boyunca yürüyüş gerçekleştirmeyi planlayan Tanyel Süzer, bu yürüyüşle birlikte son yıllarda Ortadoğu’da yaşanan savaşlarda yaşam hakları ellerinden alınan ve hedef olan çocuklara dikkat çekmeyi amaçlıyor.
Yürüyüş kapsamında sınır bölgelerinde yaşanan çocukların karşı karşıya kaldığı sosyal ve ekonomik sorunlara da dikkat çeken Tanyel Süzer, bin kilometrelik yürüyüşü boyunca geçtiği kentlerde çocuklar ve ebeveynlerle bir araya gelerek farkındalık çalışmaları düzenliyor.
Her gün 25 kilometre yol
Her gün 25 kilometre yol yürüyen şuan yürüyüş rotasını Şırnak’ın Cizre ilçesinde sürdüren Tanyel Süzer ile yürüyüşün amacı, yola çıkma gerekçesi ile yolda tanık olduklarını MA’ya anlattı.
Uzun yıllar sivil toplum alanında çocuklar, genç kadınlar ve engelli bireylerle çalışmalar yürüttüğünü belirten Tanyel Süzer, son 3-4 yıldır çocuk hakları alanında politika geliştirme üzerine yoğunlaştığını ifade etti.
Çocukların önlenebilir nedenlerle yaşamını yitirmesi, istismar vakalarının cezasız kalması ve sağlık alanında yaşanan ihlallerin kendisini yürüyüşe yönelttiğini belirten Tanyel Süzer, “Son yıllarda gerçekten sayısız çocuğun önlenebilir kazalarda ölmesi, istismarın bu kadar cezasız kalması ve özellikle ‘Yenidoğan Çetesi’ beni çok tetikledi. Baş etmekte çok zorlandım. Yaşanan birçok olay ‘Bir şey yapmam lazım’ diye düşünmeme neden oldu. Tek başıma ne yapabilirim diye düşündüm. Birilerini örgütlemek çok zor geldi ve böyle bir yürüyüş fikri çıktı” dedi.
Yürüyüşün amacı
Tanyel Süzer, yaklaşık bin kilometrelik güzergahı özellikle sınır kentlerinden oluşturmasının nedenini ise bu bölgelerde çocuk nüfusunun fazla olması, kırsal alanlarda eğitim ve sosyal yaşama erişimin sınırlı kalması ve savaşların yarattığı göç hareketlerinin çocukların yaşamına etkisi olarak açıkladı.
İran sınırından başlamasının da sembolik bir anlam taşıdığını ifade eden Tanyel Süzer, “Sınır şehirlerinde çocuk nüfusunun çok fazla olduğunu biliyordum. Özellikle kırsal bölgelerde eğitime erişimin, sosyalleşmeye erişimin çocuklar için pek de mümkün olmadığını biliyordum. Seçtiğim rotada üç ülkeyle komşuyuz ve o üç ülke de savaşa sürüklendi. Oradaki göç de bizi etkiledi. İran sınır kapısından başlamamın sebebi de yürüyüşe başlamadan önce Amerika’nın İran’da bir okulu bombalaması ve kız çocuklarının öldürülmesiydi. Biraz sembolik olarak sınırın diğer tarafındaki çocukların da çok değerli olduğunu vurgulamak istiyordum” diye konuştu.
Çocuklarla bir araya geliyor
Yürüyüş sırasında geçtiği köylerde çocuklarla bir araya geldiğini ve bölge halkının kendisini beklediğinden daha sıcak karşıladığını söyleyen Tanyel Süzer, çocukların yaşamlarına ilişkin gözlemlerinin ise kendisini üzdüğünü belirtti. Sınır hattında savaş ve göç nedeniyle çocukların yaşamlarının da doğrudan etkilendiğini belirten Tanyel Süzer, savaşlardan kaçmak zorunda kalan çocukların yaşadıkları sorunların da görünür kılınması gerektiğini söyledi. Şırnak’ta çocukların maruz kaldığı hak ihlallerini hatırlatan Tanyel Süzer, “İstismar her yerde çok yaygın. Ortaya çıkma olasılığı da literatürde dörtte bir oranında ihbar edildiği söyleniyor ama muhtemelen gerçeklikte çok daha azı ihbar ediliyordur. Şırnak’la, Cizre’yle ilgili haberler yansımıştı, ben de biraz hatırlıyorum. 43 çocuğun bir okulda istismar edilmesi ve bu failin serbest bırakılması, daha sonra 23 çocuğun istismar edilmesi, ailelerin baskı altına alınması, özellikle bunun kamu gücünü elinde bulunduran insanlar tarafından bastırılmaya çalışılması gerçekten çok korkunç” diye konuştu.
‘Farkındalık oluşması lazım’
Çocuk istismarının önlenmesinde yalnızca olay sonrasında yapılacak müdahalelerin yeterli olmayacağını belirten Tanyel Süzer, ailelerin ve öğretmenlerin çocukların korunmasına ilişkin bilgi ve becerilerinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Özellikle kadınların ekonomik ve sosyal açıdan güçlendirilmesinin çocukların korunması açısından da önemli olduğunu ifade eden Tanyel Süzer, “Mesleği olmayan bir kadının evin içinde istismar olsa bile çocuğunu alıp gitme şansının gerçekten çok az olduğu bir gerçek. Bu durumlar biraz korkutuyor ama farkındalık oluşması lazım. Genç anne babalarda çocuklarını korumaya yönelik daha fazla eğilim görüyorum. ‘Önleyici beceriler neler, çocuklara hangi bağlamda güçlendirmeliyiz?’ Aslında ailelere ve öğretmenlere bunu öğretmemiz gerekiyor” dedi.
‘Çocukları aktif birer birey yapmak gerekiyor’
Çocukların kendi bedenlerini, sınırlarını ve haklarını bilmelerinin istismarın önlenmesinde önemli olduğunu vurgulayan Tanyel Süzer, çocukların yalnızca korunması gereken pasif bireyler olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Çocukların haklarını bilmeleri ve kendilerini koruyabilmeleri için erken yaşlardan itibaren desteklenmesi gerektiğini ifade eden Tanyel Süzer, “Biz biraz çocuk haklarını, aslında genel olarak insan haklarını, ‘hak’ kavramını bilen bir toplum değiliz. Yurttaşlık haklarımızı da temel insan haklarımızı da bilmiyoruz. Çocuklara da öğretmiyoruz. Çocukların güvenliğini sağlamak sadece bizim bir takım önleyici tedbirler almamızla olmaz. Çocukların kendilerini, bedenlerini nasıl koruyacaklarını anlatarak, öğreterek onları aktif birer birey yapmakla olur” diye konuştu.
‘Tüm çocuklardan sorumluyuz’
Çocukların yaşam hakkının yalnızca hayatta kalmakla sınırlandırılamayacağını vurgulayan Tanyel Süzer, çocukların eğitim, sağlık, oyun, sanat, kültür ve sağlıklı beslenme gibi temel haklara da erişmesi gerektiğini belirtti. Özellikle kırsal bölgelerde çocukların güvenli şekilde oyun oynayabileceği ve sosyalleşebileceği alanların bulunmamasına dikkat çeken Tanyel Süzer, “Onurlu bir yaşam istiyorsak eğitim hakkını, sağlık hakkını, oyun, sanat, kültür, sağlıklı beslenme hakkını, hepsini birden düşünmemiz lazım. Benim geldiğim bölgelerde gördüğüm en büyük eksik kırsalda bir çocuğun güvenle dışarıda olmasına imkan sağlayacak hiçbir şey yoktu gerçekten. ‘Çocuklar nasıl olsa kendiliğinden büyür’ demekle olmaz. Öncelikle bilimsel, nitelikli, pedagojik eğitime erişmeleri gerekiyor. Oyun hakkını, sağlıklı beslenme hakkını mutlaka devletin sağlaması gerekiyor” ifadesinde bulundu.
Yola çıktıktan sonra güvenlik açısından herhangi bir sorun yaşamadığını belirten Tanyel Süzer, “Yolda sadece su vermek için bile duran kamyon şoförleri oldu. O zaman çok mutlu oluyorum. Aslında bir amaçla yürüdüğümü pek çok insan anlıyor. Güvenlikle ilgili hiçbir sıkıntı yaşamadım. Çocuklar sadece ebeveynlerinin sorumluluğuna bırakılacak kadar da değersiz değildir. O yüzden toplum, devlet, hepimiz tüm çocuklardan sorumluyuz” şeklinde konuştu.




