TBMM’nin yeni yasama yılında Meclis Genel Kurulu’nun ilk oturumunda birleşim kapatıldı. Muhalefet milletvekilleri, birleşimin fon skandalının görüşülmesini engellemek için kapatıldığını savundu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, gündemdeki konuları görüşmek üzere TBMM Başkanvekili Celal Adan Başkanlığında toplandı. Siyasi partilerin grup başkanları ve grup başkanvekillerinin gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunmasının ardından gündeme geçildi. Genel Kurul’da tezkereler oylamaya sunuldu.
Milletvekilleri protesto etti
Oylama esnasında AK Parti’nin isteği üzerine karar yeter sayısı istendi. Sonrasında karar yeter sayısının bulunamaması üzerine TBMM Başkanvekili Celal Adan önce birleşime 10 dakika ara verdi. Ara sonrasında yapılan elektronik oylamada da yeter sayıya ulaşılamayınca birleşim kapatıldı.
Genel Kurul’un kapatılmasına muhalefet milletvekilleri tepki gösterdi. Kimi vekiller sıralara vurarak, AK Partili milletvekillerini protesto etti.
‘İktidar partisinin Meclis’ten kaçması tarihte ilk kez oluyor’
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, bugün fon soruşturması gündemiyle yapılan TBMM oturumunun alınan karar sonrası durumunu, paylaştığı bir video ile gösterdi.
Çandar paylaşımında “Milyarlık fon rezaleti konuşulmasın diye iktidar partisinin Meclis’ten kaçması herhalde tarihte ilk kez oluyor. Muhalefet konunun peşini bırakmayacak. Kaçış yok. Nereye kadar!” yazdı.
Ak Parti bugün Meclis’ten kaçtı. Görülmüş şey değil. Milyarlık fon rezaleti konuşulmasın diye iktidar partisinin Meclis’ten kaçması herhalde tarihte ilk kez oluyor. Muhalefet konunun peşini bırakmayacak. Kaçış yok. Nereye kadar! https://t.co/PhMWBoNz7J
— Cengiz Çandar (@CengizCandar) October 6, 2026
YENİ Partili Emir: ‘Nereye kadar kaçarlarsa kaçsınlar, o 100 milyar liranın hesabını verecekler’
Birleşimin kapatılmasına ilişkin konuşan YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, şu ifadeleri kullandı:
“20 günü aşkın süredir bu milletin 100 milyar dolarını çaldıktan sonra hiçbir soruya cevap vermeyen, mış gibi yapan, gerçek sorunları, sorumluları saklayan, hukuki ve siyasi sorumlulukları üstlenmeyen bir siyasi iktidar ile karşı karşıyayız. Ve nihayet bugün Meclis açıldı. Meclis’te biz bu fon vurgununu kimler yaptı, kimler göz yumdu, kimler bunun çerisinde, bunun siyasi sorumlusu Cumhurbaşkanı, diğer bakanlar niye hiçbir şey yapmadılar diye soracağımız sırada Meclis’ten kaçmayı tercih ediyorlar, kayboluyorlar. Ve bu tartışma burada yapılmasın diye, verecek cevapları olmadığı için, bu sözleri dinleyecek yüzleri kalmadığı için kaçıyorlar, Meclis’i kapatmaya çalışıyorlar. Bu fon krizinin faili bunlar, Meclis’i açması gereken bunlar. Milletimiz görsün bunları. Nereye kadar kaçarlarsa kaçsınlar, eninde sonunda o 100 milyar liranın hesabını verecekler. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını hiçbir AKP’li bakan da bürokrat da siyasetçi de asla bırakmayacağız. Bu milletin hesabından da vebalinden de kurtulamayacaksınız”
Gülistan Kılıç Koçyiğit: ‘Her yerde bu sürecin hesabını soracağız’
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de Genel Kurul’un kapanmasına ilişkin, “Gerçekten Türkiye’nin bütün kurumları çökmüşken, tam bir sistem krizi yaşanırken, devlet devlet olma özelliğini kaybetmişken, bütün kurumlara ve en başta da siyaset kurumuna güvensizlik tavan yapmışken, biz burada halk adına sorduğumuz sorulara ne yazık ki cevap alamadık. Bugün 5 grup, fon krizinin araştırılması için Meclis araştırma önergesi sunduk. AKP grubu, sırf bu önergeler konuşulmasın, sırf toplum hakikati bilmesin, milletvekilleri bu konuda söz kurmasın, Meclis bu sürecin üzerine gitmesin diye Meclis’i kapatmayı tercih etti. Biz bu tutumu asla kabul etmiyoruz. Her yerde bu sürecin hesabını soracağız” ifadesini kullandı.
Ne olmuştu?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK’a 17 Eylül’de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temin edilmesi talep edilmişti.
Müzekkerede, şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024’ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.
Ali Serhat Tüzün, Ali Yöney, Alper Tunga Sagu Burak, Burak Sevindik, Fırat Kerim Ersoy, Gökhan Koçyiğit, Gürsel Akça, İdris Çakır, Jeremy Etienne Debost, Mücahit Acaralp, Nil Özalp, Tuncer Köklü, Yasemin Yavuz Koçyiğit, Ali Göl, Hüseyin Emre Güner, İhsan Çimen, Mesut Yalım, Osman Sungur, Tahir Fatih Mutlu ve Erol Demirbaş’ın da tutuklanmasıyla fon krizindeki tutuklu sayısı 85’e yükselmişti.
Siyasi bağlantı ve nüfuz İddiaları
AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın, eşi İlyas Kaya ile birlikte “Özata Denizcilik” hisselerine 163 milyon TL yatırım yaptığı, nisan ayında gerçekleştirilen bu yatırımın ardından çiftin eylül ayı itibarıyla 2 milyar 200 milyon TL’nin üzerinde para çektiği ortaya çıkmıştı.
Türkiye’de gündeme gelen fon skandalının ardından kısa sürede 2 milyar TL’nin üzerinde kazanç sağladığı öne sürülen Kaya, gelen tepkilerin ardından AKP Genel Başkan Yardımcılığı ve MKYK üyeliği görevlerinden istifa etti. Savcılık kararıyla Kaya ve eşinin mal varlıklarına da tedbir konuldu.
Soruşturma derinleştikçe, bazı şüphelilerin kamu yetkilileri ve siyasi figürlerle olan bağlantılarını kullanarak yasal denetimlerden kaçındığı ve fon işlemlerine meşruiyet kazandırdığı iddiaları gündeme geldi. Muhalefet partileri, soruşturmanın sadece finansal aktörlerle sınırlı kalmaması gerektiğini savunarak, bürokratik ve siyasi koruma sağlayan isimlerin de adli sürece dahil edilmesini talep etti. Meclis bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulması yönünde önergeler verildi.




