Bin yıllık kayıtlar Avustralya’daki yangın riskinin geçmişini ortaya koydu

Araştırmaya göre Britanya sömürge yönetimiyle birlikte gelen arazi değişiklikleri, geleneksel kültürel yakma uygulamalarının sona ermesi ve ormanların yoğunlaşması, yangın riskini artırdı.

Bin yıllık kayıtlar Avustralya’daki yangın riskinin geçmişini ortaya koydu
Bin yıllık kayıtlar Avustralya’daki yangın riskinin geçmişini ortaya koydu
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 8 Ekim 2026 23:49
  • Güncellenme: 8 Ekim 2026 22:29

Avustralya’da orman ve çalılık yangınlarının nedenlerine ilişkin yeni bir araştırma, ülkenin bugünkü yangın krizinin geçmişine ışık tuttu. Melbourne Üniversitesi’nden bilim insanlarının yürüttüğü çalışma, Britanya sömürge yönetimi döneminde ormanlarda meydana gelen değişikliklerin iklim değişikliğinin etkilerini artırdığını ve arazileri yangınlara daha açık hale getirdiğini gösterdi.

Nature dergisinde yayımlanan araştırmada, Doğu Gippsland bölgesindeki Croajingolong Milli Parkı’nın son bin yıllık bitki örtüsü, yangın ve erozyon geçmişi yeniden ortaya çıkarıldı. Avustralya’nın güneydoğusunda yer alan park, yangına en yatkın ormanlık alanlardan biri olarak biliniyor.

Kültürel yakma yangın riskini sınırlıyordu

Araştırmanın yazarlarından Melbourne Üniversitesi’nden Michael-Shawn Fletcher, iklim kayıtlarının sömürgeleştirme öncesinde de Avustralya’da büyük yangınlar sırasında görülenlere benzer tehlikeli hava koşullarının yaşandığını gösterdiğini belirtti.

Fletcher, buna rağmen yerli toplulukların uyguladığı kültürel yakma yöntemlerinin araziyi açık tuttuğunu ve büyük ölçekli yangınların önlenmesine katkı sağladığını söyledi.

Fletcher, “İklim kayıtları, sömürgeleştirme öncesinde bölgede Kül Çarşambası ve Kara Cumartesi yangınları sırasında görülenler kadar tehlikeli hava koşullarının yaşandığı dönemlerin tekrarlandığını gösteriyor. Ancak kültürel yakma sayesinde açık tutulan arazi, bölgeyi felaket boyutundaki yangınlardan koruyordu” dedi.

Sömürgeleştirmeyle birlikte bu uygulamaların sona ermesinin orman yapısını değiştirdiğini belirten Fletcher, ormanların bölge genelinde genişleyip yoğunlaştığını ve bunun arazide daha fazla yanıcı maddenin birikmesine yol açtığını ifade etti.

Fletcher, “Sömürgeleştirme bu uygulamayı sona erdirdiğinde orman, bölge genelinde genişleyip yoğunlaşarak arazide yanıcı madde birikmesine yol açtı. Yangınların kontrolünü iklime bırakan da bu dönüşüm oldu” diye konuştu.

Sömürge döneminde okaliptüs örtüsü dört kat arttı

Araştırmaya göre Britanya’nın 1788’de başlayan sömürgeleştirme süreci, bölgede okaliptüs ağaç örtüsünün yaklaşık dört kat artmasına ve arazi yapısının seyrek ağaçlı açık alanlardan yoğun ormanlara dönüşmesine neden oldu.

Çalışmada bu değişimlerin insan kaynaklı iklim değişikliğinin başlamasından önce gerçekleştiğine dikkat çekildi. Bulgular, güneydoğu Avustralya’daki okaliptüs ormanlarının bugün yangınlara karşı taşıdığı kırılganlığın önemli ölçüde sömürge döneminde gerçekleşen arazi kullanım değişikliklerinin mirasıyla bağlantılı olduğunu ortaya koydu.

Fletcher, Avustralya’daki yangın krizine ilişkin tartışmaların büyük ölçüde iklim değişikliği üzerinde yoğunlaştığını belirterek, araştırmanın bu tabloya tarihsel bir boyut eklediğini söyledi.

“Çalışmamız, iklim değişikliği başlamadan çok önce çevreyi etkileyen orman genişlemesi ve yoğunlaşmasını gösteriyor” diyen Fletcher, yangın riskinin şekillenmesinde arazi yapısındaki değişikliklerin de dikkate alınması gerektiğine işaret etti.

Göl tortularındaki odun kömürü izleri incelendi

Araştırmacılar, geçmişte meydana gelen yangınların sıcaklığını ve niteliğini belirlemek için göl tortularında korunan odun kömürü kalıntılarını analiz etti.

İncelemeler, sömürgeleştirme öncesinde yerli toplulukların uyguladığı kültürel yakma yöntemleriyle oluşan daha düşük sıcaklıktaki yangınların zamanla yerini daha yüksek sıcaklıklı orman yangınlarına bıraktığını gösterdi.

Yüksek sıcaklıklı yangınların artması, okaliptüslerin kapladığı alanın dört katına çıkmasıyla birlikte daha önce seyrek ağaçlı olan bölgelerin yoğun ormanlara dönüşmesine ve arazide daha fazla yanıcı maddenin birikmesine neden oldu.

Araştırmacılara göre bu süreç, yangınların doğal koşullara ve iklimdeki değişimlere daha fazla bağımlı hale gelmesinin önünü açtı.

Yerli topluluklar kültürel yakmanın yeniden canlandırılmasını istiyor

Araştırmanın sonuçları, Avustralya’daki yerli toplulukların geleneksel arazi yönetimi uygulamalarının yangın riskinin azaltılmasındaki rolüne ilişkin tartışmayı da yeniden gündeme getirdi.

Yerli liderler, bulguların kültürel yakma geleneğinin yeniden canlandırılmasının ve geleneksel toprak sahiplerinin kendi topraklarını yönetmesini desteklemenin gelecekteki orman yangını riskini azaltmada önemli bir bileşen olduğunu gösterdiğini belirtti.

Gunaikurnai topluluğunun ileri gelenlerinden Russell Mullett Amca, atalarının “towera”, yani ateşle doğduğunu söyledi.

Mullett, “Towera olmazsa topraklar Gunaikurnai halkı, hayvanlar ve bitkiler için son derece tehlikeli hale gelir” dedi.

Bu tür bilimsel çalışmaların geleneksel arazi yönetiminin desteklenmesi açısından önemli kanıtlar sunduğunu belirten Mullett, “Bu tür çalışmalar, topraklar için towera arazi yönetimi girişimlerini desteklemek adına somut bilimsel kanıtlar sunuyor” ifadelerini kullandı.

Kaynak