Demokratik Kurumlar Platformu, Abdullah Öcalan’ın 9 Ekim 1998’de Suriye’den çıkarılmasının 28’inci yılı dolayısıyla İstanbul Saraçhane’de basın açıklaması düzenledi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek ile çok sayıda kişinin katıldığı yürüyüşe polis müdahale etti. Müdahalede bir kişi yaralandı.
Kitle uzun süre abluka içinde Kürtçe marşlar ve şarkılar söyledi. Burada söz alan DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Çınar, polisin biber gazlı müdahalesini kınayarak 9 Ekim’de yaşananların toplumun her kesimini etkilediğini ifade etti.
Abdullah Öcalan’ın fiziki olarak özgür olması gerektiğini vurgulayan Arife Çınar, çözüm sürecini işaret ederek tüm toplumun birlikte mücadele etmesi gerektiğinin altını çizdi.
Ardından yapılan açıklamada, basın metninin Kürtçesini Kenya Korkmaz, Türkçesini Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul İl Eş Sözcüsü Didem Yılmaz okudu.
9 Ekim’de yaşananların yalnızca Kürtlerin değil, tüm Ortadoğu’daki “barış umudunu” hedef aldığının belirtildiği açıklamada şunlar ifade edildi:
“Emperyalist – egemen güçlerin ve derin devlet odaklarının öncülüğünde yürütülen bu uluslararası komplo; milliyetçiliği ve düşmanlığı körükleyerek Türkiye’de ve bölgede belki de yüz yıl sürecek derin bir Kürt-Türk savaşının fitilini yakmayı ve Ortadoğu’yu kendi çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn etmeyi amaçlamıştır. Fakat Uluslararası güçlerin ve bölgesel aktörlerin hesapları Sayın Öcalan’ın iradesini ve Kürt halkının özgürlük mücadelesini tasfiye etmeye yetmemiştir. 9 Ekim’de başlayan süreç, 15 Şubat 1999’da İmralı tecridiyle ağırlaştırılmış; Sayın Öcalan 28 yıldır özgürlüğünden yoksun bırakılmıştır. Fakat geçen 28 yıl, komployu başarıya ulaştırmamıştır.”
‘Statükocu yapıların bölge hesaplarını altüst etmiştir’
Açıklamada, “27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile muazzam bir karşılık vermiş ve komplonun arkasındaki savaşı derinleştirme oyununu boşa çıkarmıştır. Bugün başta Rojava ve Rojhilat olmak üzere bölgede derinleşen savaşlar, çatışmalar ve krizler, bu komplonun ve bölgesel müdahale mantığının doğrudan devamıdır. Sayın Öcalan, Türkiye ve Ortadoğu halklarının bu girdaptan ve krizlerden ancak diyalog, müzakere ve demokratik uzlaşı yoluyla kurtulabileceğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Geliştirdiği Demokratik Cumhuriyet paradigması ile, halkları karşı karşıya getirmek isteyen küresel güçlerin ve statükocu yapıların bölge üzerindeki hesaplarını altüst etmiştir” ifadeleri kullanıldı.
Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü, toplumsal barışın tesisi ve demokratik bir geleceğin inşasının Abdullah Öcalan’ın statüsünün anayasal güvence ile belirlenmesi ve sürece doğrudan öncülük etmesi ile mümkün olduğunun altı çizilen açıklamada, “Sayın Öcalan’ın sürece sunduğu katkı, yaptığı çağrılar ve ortaya koyduğu çözüm perspektifi ortadayken, onun özgürlüğünü geleceğe ertelemek demokratik çözümün mantığıyla bağdaşmamaktadır. Sürecin toplumsallaşması ve kalıcılaşması için Sayın Öcalan’ın özgür çalışma ve siyaset yürütme koşullarına kavuşması artık ertelenemez bir gerekliliktir. Demokratik Kurumlar Platformu olarak, halkların kaderine ipotek koymaya çalışan bu uluslararası komployu bir kez daha lanetliyor; tüm demokratik kamuoyunu, başta Kürt halkı olmak üzere bu coğrafyada yaşayan tüm halkları, kadınları, gençleri ve toplumsal muhalefeti, geliştirilen baskı politikalarına karşı omuz omuza durmaya ve demokratik çözümün önünü açmak için ortak mücadeleyi büyütmeye; Demokratik Cumhuriyeti birlikte kurmaya davet ediyoruz.” ifadeleri kullanıldı. (Yeni Yaşam)
Diyarbakır’da 9 Ekim protestosu: ‘Abdullah Öcalan’ın statüsünün netleşmesi gerekiyor’




