Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, birden fazla kişinin hayatını kaybetmesine yol açabilecek büyük çaplı bir hibrit saldırı ihtimaline karşı hazırlıklarını hızlandırdı.
Almanya’nın doğalgaz ve elektrik altyapılarına yönelik son aylarda arka arkaya gerçekleşen sabotaj eylemleri ve ağustosta Leipzig Havalimanı’na yönelik saldırı girişiminin ardından Avrupa Birliği’nin güvenlik mimarisinde yeniden yapılanmanın sinyalleri veriliyordu.
Almanya ve AB’nin Rusya’yı sorumlu tuttuğu bu saldırıların ardından, Ukrayna’ya yönelik son iki haftada şiddeti artan İHA saldırıları da Rusya ve Ukrayna arasındaki müzakere sürecinden çıkacak olumlu bir sonuca dair beklentileri düşürdü.
AB’nin Rusya’ya karşı tüm kıtada güvenlik alarmına geçmesinin bu hazırlıkları hızlandırdığı düşünülüyor.
Brüksel’de gizli görüşmeler
Öte yandan, AB’nin güvenlik alanında ne ölçüde rol oynaması gerektiği ve bu çabaların NATO açısından gereksiz olup olmadığı konusunda da görüş ayrılıkları var.
Son haftalarda 27 üye ülkenin büyükelçileri arasında yapılan kapalı toplantıların, ağustos ayında Leipzig Havalimanı’nda patlayıcı yüklü bir insansız hava aracının bulunmasının ardından yoğunlaştığı belirtiliyor.
POLITICO’nun beş AB diplomatı ve yetkilisine dayandırdığı habere göre, Brüksel’de yürütülen gizli görüşmelerde olası bir saldırının ardından acil müdahale ekiplerinin görevlendirilmesi, etkilenen ülkeye AB kaynaklarından mali destek sağlanması ve birlik liderlerinin kamuoyuna nasıl açıklama yapacağı başlıkları ele alınıyor.
‘Avrupa giderek artan bir tehditle karşı karşıya’
Avrupa Adalet Komiseri Michael McGrath yaptığı açıklamada, “Avrupa demokrasileri giderek artan sayıda tehditle karşı karşıya. Tehditleri öngörme ve tespit etme, erken uyarıyı iyileştirme ve demokratik dayanıklılığımız test edildiğinde Avrupa’nın hızlı ve kolektif bir şekilde yanıt verebilmesini sağlama kapasitemizi güçlendiriyoruz” dedi.
AB’de endişeler artıyor
Leipzig Havalimanı’ndaki şüpheli insansız hava aracı olayının yanı sıra Polonya’da Starlink iletişimini sağlayan bir yer istasyonunda çıkan şüpheli yangın, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık’taki ticari ulaşım merkezlerine yönelik kundaklama planı ve hava sahası ihlalleri son dönemde Avrupa hükümetlerindeki endişeleri artırdı.
Bir AB yetkilisi, AB diplomatları ve bakanları arasındaki görüşmelerin acil müdahale ekiplerinin konuşlandırılması, etkilenen devlete yardım etmek için AB fonlarından kaynak yaratılması ve AB kurum liderlerinin nasıl iletişim kurması gerektiği üzerinde yoğunlaştığını söyledi.
‘Ciddi bir şeye hazırlıklı olmalıyız’
Üst düzey bir AB diplomatı “Ciddi bir şeye hazırlıklı olmalıyız. Ne yazık ki Leipzig bize çok ciddi bir olayın, birden fazla can kaybına neden olan bir şeyin söz konusu olmadığını gösterdi.” derken ikinci bir AB yetkilisi ise şunları ekledi: “Rusya’nın eyleminin kapsamı ve ölçeği göz önüne alındığında, er ya da geç kayıpların yaşanması kaçınılmaz. Henüz hiç olmamış olması ise tam bir şans.”
Avrupa Hibrit Tehditlerle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi Direktörü Teija Tiilikainen ise, “Rusya‘nın hazırlığımızı ve karşı önlem alma istekliliğimizi test etmek için giderek daha fazla ölümcül araç kullandığı göz önüne alındığında, bir noktada kayıpların yaşanacağı oldukça açık” diyerek kasıtlı ya da kasıtsız can kayıplarının yaşanabileceği konusunda uyardı.
‘Can kaybı, harekete geçme baskısını arttırır’
Bir NATO diplomatı da, “Bir müttefik hayatının bir noktada kaybedilmesinden çok korkuyoruz,” dedi ve bu durumun harekete geçme baskısını arttıracağını belirtti. Ancak bazı Avrupa başkentleri, AB’nin yeni güvenlik mekanizmaları oluşturmasının karar alma süreçlerini karmaşıklaştırabileceği ve NATO’nun temel görevlerini tekrarlayabileceği görüşünde.
RUSI araştırma kuruluşunda seçkin bir araştırmacı ve eski NATO sözcüsü olan Oana Lungescu, “Bu durum her seviyedeki karar vericiler için çok kafa karıştırıcı olabilir ve karar alma süreçlerini yavaşlatma riski taşır” dedi ve olası bir kitlesel can kaybı durumunda NATO’nun istihbarat paylaşımı ve askeri caydırıcılığa, AB’nin ise sivil müdahale ve kriz yönetimine odaklanması gerektiğini söyledi.
Hassas istihbarat bilgilerinde güvenlik endişesi
Birçok diplomat, AB’nin güvenli iletişim eksikliği ve büyükelçi toplantılarında paylaşılan hassas bilgilerin sızdırılabileceği şüphesinin başka bir sorun olduğunu söyledi. Macaristan’ın eski dışişleri bakanının liderler düzeyindeki görüşmelerin içeriğini Rus mevkidaşıyla paylaştığına dair haberler, bu endişeleri daha da artırdı ve başkentlerin gerçekten hassas bilgileri NATO formatlarıyla sınırlamasına yol açtı.
‘Avrupa Güvenlik Konseyi oluşturulması planlanıyor’
Doğu Avrupa’daki bir ülkeden diplomat, “Hükümetim, Coreper’de, hatta liderler odasında hassas istihbarat paylaşımına çok şüpheyle yaklaşıyor. Ya medyada ortaya çıkıyor ya da doğrudan Moskova’ya gidiyor” dedi.
Eski Alman Savunma Bakanı ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise Strazburg’daki Avrupa Parlamentosu’nda yıllık Avrupa Birliği’nin Durumu konuşmasında, AB’nin güvenlik kapasitesini artırmak amacıyla yeni bir acil güvenlik protokolü ve bir “Avrupa Güvenlik Konseyi” kurulmasını gündeme getirdi. İki diplomata göre kasım ayı başında yayımlanması beklenen “Avrupa Güvenlik Stratejisi”nde “Avrupa Güvenlik Konseyi” oluşturma önerisinin yer alması planlanıyor.
Ancak bazı diplomatlar, bu çabaların kurulmasının aylar süreceğini ve halihazırda AB içinde var olan işlevlerin potansiyel olarak tekrarlanmasına yol açacağını savunarak karşı çıktı.
Bir üst düzey diplomat, karmaşıklığı artıran yeni formatlar yaratmak yerine AB’nin halihazırda sahip olduğu kriz müdahale araçlarını güçlendirmesi gerektiğini söyleyerek, “Acil güvenlik protokolü konusunda çok rahatsızız. Zaten mevcut mekanizmalarımız var. Bir kriz olursa; pandemi ve diğer krizler sırasında çok iyi işleyen Entegre Politik Tepki (IPCR) mekanizması var” diye konuştu.
‘AB sivil müdahaleye odaklanmalı’
Lizbon Antlaşması kapsamında kurulan IPCR, AB’nin dönüşümlü başkanlığını yürüten ülkenin, etkilenen bir ülkenin talebi üzerine NATO, BM veya diğer uluslararası kuruluşlardan uzmanların katıldığı acil toplantılar düzenlemesine olanak tanıyor.
Büyük bir hibrit saldırı durumunda, en iyi yolun belirlenmesi sorumluluğu yine saldırıdan etkilenen ülkeye ait olmaya devam ediyor. Fransa, 2015 Bataclan saldırılarının ardından AB’nin karşılıklı yardım maddesinin kullanıldığı tek örnek oldu. Ancak eski NATO sözcüsü Oana Lungescu, bunun Paris’in aldığı “politik bir karar” olduğunu ve Fransa ile Belçika arasında terör soruşturmalarının koordinasyonundan öteye giden büyük bir karşılıklı yardıma yol açmadığını belirtti.
Toplu can kaybı yaşanan bir olayda kimin ne yapacağı konusunda karışıklığı önlemek için, Lungescu her iki tarafın görev paylaşımı yapması gerektiğini söyledi: NATO istihbarat paylaşımı ve askeri caydırıcılıkla ilgilenirken, AB sivil müdahaleye odaklanmalı.
Hibrit saldırı nedir?
Hibrit saldırı, geleneksel askeri yöntemlerin yanı sıra siber saldırılar, dezenformasyon, ekonomik yaptırımlar ve vekalet savaşları gibi çeşitli taktiklerin bir arada kullanıldığı; çoğunlukla ülkelerin güvenlik kapasitesini zayıflatmayı amaçlayan karmaşık ve çok boyutlu bir saldırı türü olarak tanımlanıyor.
AB ülkelerinin liderleri ve temsilcileri, son aylarda gerçekleşen Karadeniz‘de insansız hava araçlarıyla gemi batırmak, hava sahası ihlalleri yapmak, kritik altyapılara sabotaj düzenlemek ve ticari ulaşım merkezlerine yangın çıkarıcı cihazlar yerleştirmek gibi eylemlerin tamamından Rusya’yı sorumlu tutuyor ve bu eylemleri “hibrit savaş” kapsamında değerlendiriyor.




