• Ana Sayfa
  • Gündem
  • BaBa ZuLa’dan barış süreci mesajı: ‘Anadilleri ve demokrasi özgür olmalı’

BaBa ZuLa’dan barış süreci mesajı: ‘Anadilleri ve demokrasi özgür olmalı’

Müzik grubu BaBa ZuLa üyeleri Murat Ertel, Esma Ertel ve Levent Akman, barış sürecine ilişkin değerlendirmelerinde Kürtçe başta olmak üzere ülkedeki tüm dillerin özgürce yaşatılması gerektiğini vurguladı. Silahların susmasının yanı sıra demokratik adımların da tartışılması gerektiğini vurgulayan grup üyeleri, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın özgürlüğünü gündeme getirdi.

BaBa ZuLa’dan barış süreci mesajı: ‘Anadilleri ve demokrasi özgür olmalı’
BaBa ZuLa’dan barış süreci mesajı: ‘Anadilleri ve demokrasi özgür olmalı’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 12 Ekim 2026 19:45
  • Güncellenme: 12 Ekim 2026 20:07

Psychedelic müziğin bilinen gruplarından BaBa ZuLa’nın üyeleri Murat Ertel, Esma Ertel ve Levent Akman, devam eden barış sürecine ve sanatçıların toplumsal sorumluluğuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kürtçe başta olmak üzere Türkiye’de konuşulan bütün dillerin özgür olması gerektiğini ifade eden grup üyeleri, demokrasi, hukuk ve adalet sağlanmadan kalıcı barışın kurulamayacağına dikkat çekti.

Yeni Yaşam’ın aktardığına göre, barışın yalnızca silahların susmasıyla sınırlı olmadığını vurgulayan müzisyenler, geçmişte yaşanan kayıpları hatırlatarak insanların ana dilleri, kültürleri ve temel haklarıyla özgürce yaşayabilmesi gerektiğini söyledi.

“AKP güven vermiyor. Barışın gelmesi için ilk önce demokrasinin, hakkın ve hukukun gelmesi gerekiyor” diyen grup üyeleri, Anadolu ve Mezopotamya’da binlerce insanın hayatını kaybettiğini belirterek barışın siyasi bir taviz olarak ele alınamayacağını ifade etti.

BaBa ZuLa: “Kendi coğrafyamızın müziklerini yaşatıyoruz”

Anadolu, Mezopotamya ve İstanbul’un çok kültürlü ve çok dilli mirasını müziklerine taşıyan BaBa ZuLa üyeleri, küresel kültürün etkilerine rağmen içinde bulundukları coğrafyanın kültürünü tanımaya ve yansıtmaya önem verdiklerini anlattı.

Grup üyeleri, kültürün küresel ölçekte yönlendirilmeye çalışıldığı bir ortamda yerel kültürlerin ve müziklerin korunmasının önemine işaret etti. Kendi coğrafyalarının yemeklerini yediklerini, müziklerini dinlediklerini ve bunları samimi bir biçimde eserlerine yansıtmaya çalıştıklarını belirten müzisyenler, dünya müziğine açık olduklarını ancak önceliklerinin yaşadıkları coğrafyanın müzikleri olduğunu dile getirdi.

İstanbul’un bu kültürel çeşitliliğin önemli bir örneği olduğunu söyleyen grup üyeleri, kentin Asya ve Avrupa’yı birleştiren, Anadolu’yla birlikte Balkanlar, Yunanistan, Akdeniz ve Türkiye ile bağlantı kuran konumuna dikkat çekti. Müzisyenler, bu çok yönlü kültürel yapının kendileri için çekici olduğunu, ABD gibi büyük bir gücü temsil eden ülkelerin ise kendilerine aynı zamanda uzak geldiğini ifade etti.

“Sanatçıların politik olması engellenmeye çalışılıyor”

BaBa ZuLa üyeleri, sanatçıların politik söz kurmasının ve toplumsal meseleler karşısında tutum almasının engellenmeye çalışıldığını belirtti. Bu durumun yalnızca Türkiye’de değil, yurt dışında da görüldüğünü ifade eden grup üyeleri, demokrasi söylemiyle öne çıkan ülkelerde dahi sanatçıların politik açıklamalarının tepkiyle karşılanabildiğini söyledi.

Müzisyenler, Almanya’da Filistin’de yaşananlar ve İsrail’e yönelik eleştiriler hakkında konuşan sanatçıların tepki gördüğünü, İngiltere’de de sanatçıların bu konularda konuşmasının engellenmeye çalışıldığını dile getirdi.

Grup üyeleri, Berlin Film Festivali’nde yönetmen Wim Wenders’in sanatçıların politik olmaması ve kendi işlerini yapması gerektiği yönündeki açıklamasını da eleştirdi. Kendi müzikal tarzlarını başından beri koruduklarını belirten BaBa ZuLa üyeleri, politik söz üretmekten vazgeçmeyeceklerini vurguladı.

Sanatın ve sanatçıların toplumu etkileyen önemli unsurlar arasında yer aldığını belirten müzisyenler, sanatçıların toplumsal ve politik meselelerde söz kurmasının önemine dikkat çekti.

“Farklı halkların dilleri yaşatılmalı”

Anadilinde eğitim ve dil özgürlüğüne ilişkin görüşlerini de paylaşan BaBa ZuLa üyeleri, ortak bir dilin kullanılmasının farklı halkların kendi dillerini yaşatmasına engel olmaması gerektiğini ifade etti.

Farklı halkların dillerinin, kullanıldıkları sürece ait oldukları bölgelerde yaşamaya devam ettiğini belirten grup üyeleri, Türkiye’deki kültürel çeşitliliğin kutuplaşma konusu haline getirilmesini eleştirdi. Anadolu ve Mezopotamya’nın farklı halkların bir arada yaşadığı bir coğrafya olduğuna dikkat çeken müzisyenler, ülkedeki farklı etnik toplulukların kendilerine özgü dillerinin korunması gerektiğini söyledi.

Grup üyeleri, Türkiye’nin kültürel zenginliğinin çok dillilik ve çok kültürlülükten kaynaklandığını vurgulayarak farklı dillerin yaşatılmasının toplumsal yaşamı zenginleştireceğini dile getirdi.

Kürtçe, Süryanice, Arapça ve Lazca için özgürlük çağrısı

Kürtçenin özgür olması gerektiğini belirten BaBa ZuLa üyeleri, dil özgürlüğünün yalnızca Kürtçeyle sınırlı tutulmaması gerektiğini söyledi. Müzisyenler, farklı bölgelerde yaşayan halkların kendi dillerinde eğitim alabilmesi ve bu dillerin çocukların yaşamına dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.

Doğu’da yaşayan Azerilerin çocuklarına Azerice öğretilmesini isteyen grup üyeleri, Mardin’deki Süryanilerin kendi dillerinde eğitim alabilmesi gerektiğini belirtti. Adana’daki Arap Alevilerinin Arapça öğrenmeye devam edebilmesi ve Lazcanın da öğretilmesi gerektiğini dile getiren müzisyenler, farklı dillerin ülkenin kültürel zenginliğinin bir parçası olduğunu vurguladı.

Çocuklara İngilizce ve İspanyolca gibi yabancı dillerin öğretildiğini hatırlatan BaBa ZuLa üyeleri, aynı yaklaşımın bu coğrafyada yaşayan halkların dilleri için de benimsenmesi gerektiğini söyledi. Grup üyeleri, Kürtçe ve diğer yerel dillerin çocukların yaşamına dahil edilmesinin önemine dikkat çekti.

Müzisyenler, çok dilliliğin ve çok kültürlülüğün toplumu bir arada güzelleştiren unsurlar olduğunu belirterek farklı dillerin korunması ve öğrenilmesi çağrısında bulundu.

“Demokrasiyle ilgili adımları konuşmalıyız”

Barış süreci ve silahların susmasına ilişkin değerlendirmelerinde iktidarın somut adımlar atması gerektiğini söyleyen BaBa ZuLa üyeleri, öncelikle demokrasi, hak, hukuk ve adalet alanlarında ilerleme sağlanmasını istedi.

“AKP güven vermiyor. Barışın gelmesi için ilk önce demokrasinin, hakkın ve hukukun gelmesi gerekiyor” diyen müzisyenler, adaletin sağlanmasının toplumsal barış için temel koşul olduğunu belirtti. Silahların susmasının yanı sıra demokratik adımların da tartışılması gerektiğini vurgulayan grup üyeleri, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın özgürlüğünü gündeme getirdi.

Demirtaş’ın ve onun temsil ettiği politik kesimin cezaevlerinden çıkması gerektiğini ifade eden müzisyenler, geçmiş yıllarda yaşanan çatışmalarda çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini, ailelerin acı çektiğini ve çocukların yaşamlarının altüst olduğunu hatırlattı.

Ölümlerin sona ermesinden duydukları memnuniyeti dile getiren grup üyeleri, hayatını kaybeden insanların geri getirilemeyeceğini vurguladı. Binlerce insanın Anadolu ve Mezopotamya’da yaşamını yitirdiğini belirten müzisyenler, silahların susmasının önemli olduğunu ancak cezaevinde tutulan kişilerin ve onları destekleyen kesimlerin barış sürecinin dışında bırakılmaması gerektiğini söyledi.

“Temel haklar tanınırsa barış toplumsallaşır”

BaBa ZuLa üyeleri, kalıcı barışın sağlanabilmesi için herkesin haklarını ve hukukunu güvence altına alan eşitlikçi bir sistemin kurulması gerektiğini ifade etti. Sanatçılar olarak barışın dilini kurmaya ve toplumun farklı kesimlerini birleştirmeye çalıştıklarını belirten müzisyenler, hukukun bir baskı aracı olarak kullanılmasının toplumsal güvenin oluşmasını engellediğini söyledi.

Adaletin toplumun bütün kesimleri için sağlanması gerektiğini vurgulayan grup üyeleri, barışın yukarıdan aşağıya verilen bir taviz ya da siyasi bir lütuf olarak görülemeyeceğini dile getirdi.

Müzisyenler, toplumsal barışın insanların temel haklarıyla, ana dilleriyle ve kültürleriyle adil bir hukuk düzeni içinde özgürce yaşayabilmesi anlamına geldiğini belirtti. Bu koşulların sağlanmasıyla barışın toplumun bütün kesimleri tarafından benimsenebileceğini ve kalıcı hale gelebileceğini ifade etti.