Emek gündeminin feminist çerçevede tartışılacağı “Kadın Emeği Konferansı” İstanbul’da düzenlenecek. Feminist aktivist Selin Top, “Dünyayı döndüren bizim emeğimiz” diyerek, konferansa katılım çağrısı yaptı.
Emek gündeminde yaşanan tabloya dair hem eleştirel ve hem de özeleştirel yaklaşan kadınlar, İstanbul’da 17-18 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek “Kadın Emeği Konferansı’na hazırlanıyor.
Kadın emeği politikasının bugününün ve yarınının tartışılacağı konferansa, feminist/kadın hareketinin geniş bileşenleri, emek ve sendikal örgütlenmelerin yanı sıra çok sayıda kadın katılacak.

Konferansın gündem maddeleri
Eyüp sultan Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek 2 günlük konferansın ilk gününde “Ücretli-ücretsiz emek kıskacı” forumu kapsamında “Patriyarka kapitalizm ve kadın emeği”, “Ev içi emek ve bakım emeği”, “Ücretli emek ve istihdam politikaları”, “Doğum odaklı aileci nüfus politikaları bağlamında kadın emeği” başlıkları tartışılacak.
Konferansın ikinci gününde ise “Kadın emeğinin örgütlenmesi ve feminist politika” forumu kapsamında şu sorulara yanıt aranacak:
- “Tarihten günümüze feminist politikalar ve talepler neler oldu?
- Feminist politika kapsamında emek örgütlerinin kadın emeği politikalarına etkisi nedir?
- Bugünkü kadın emeği politikası nasıl olmalı?”
Top, konferansa duyulan ihtiyacı ve kadın emeğine dönük politikalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Hem Türkiye’nin hem dünyanın ciddi bir totaliterleşmeye doğru gittiğini ve bu süreçte sermayenin de yeniden şekillendiğini” ifade eden Selin Top, patriyarkal kapitalizm başlığının eksik kaldığını söyleyerek, “Yeni dünyayı analiz ederken en çok unutulan yerin ev içi olduğunu görebiliyoruz. Baskıcı rejimlerle karşı karşıya olduğumuz cenderede hepimizin yoksullaştığı, emeğimizin değersizleştirildiği bir yerde yapılan analizlerin hiçbirinde patriyarkanın olmadığını ve bunun unutulduğunu görüyoruz. Bu alanın eksiklerini birlikte konuşmak ihtiyacı ile konferansı düzenleme kararı aldık” dedi.
‘Ne oluyor’u, konuşmak istedik’
2003, 2010 ve sonraki yıllarda kadınların emek politikasına dair yaptığı çalışmalar ve kampanyaları hatırlatan Selin Top, “O yıllarda yapılan tartışmalar çok kıymetliydi. Ondan sonra feministlerin doğrudan bir kadın emeği konferansı olmadı. Bu anlamıyla eleştirilerimiz ve özeleştirilerimiz oldu. Bugüne geldiğimizde ise bunun şu an çok ciddi bir ihtiyaç olduğunu fark ettik. 2010’ların sonlarına doğru dünyada feminist grevler çok yaygınlaştı. Bu grevler sonucunda ortaya çok bütünlüklü bir politika konuldu ve bununla beraber bakım krizi de tanımlanıyordu. Biz o dönemi takip ettiğimizde kapitalizmin sadece hane içerisinden faydalandığı tezinde ciddi bir eksiklik olduğunu gördük. Bu yüzden perspektifi daha geniş yerden ele aldık. Bugün değişen dönüşen sermaye ve devletlerin yeniden yapılandığı süreçte kadınların emeğine ne oluyor, ücretlendirilmeyen karşılıksız emeğimize ‘ne oluyor’u, konuşmak istedik” ifadelerini kullandı.

‘Dünyayı döndüren emeğimiz görülmüyor’
“Dünyayı döndüren bizim emeğimiz ama bu emek görülmüyor” diyen Selin Top, sermayenin, patriyarkanın ve devletlerin siyasetlerini bu “görünmeyen emek” üzerinden şekillendirdiğine vurgu yaptı.
Selin Top, şöyle devam etti:
“Bu konferans, sağ popülizm yükselirken feminist mücadelede hedefimizi koyabilmemiz için bugünün analizini hep birlikte yeniden yapalım çağrısıdır. Konferansta özellikle ev içi emeğimizi konuşacağız. Ev içinde dönen işlerin tamamını bir şekilde bakım emeği çatısı altında eriten birtakım analizler var. Biz bu analizin yetersiz olduğunu düşünüyoruz çünkü sadece bakım emeğine odaklanıldığında ev içerisinde dönen diğer devasa iş yükü sınırlandırılmış oluyor. Yakın zamanda çeşitli sermaye grupları, akademide de birçok kişinin bakım emeğini tartıştığını görüyoruz. Bakım emeğinin ev içi diğer işlerden koparılması bu durumun cinsiyetsizleştirilmesine neden oluyor. Kadın ve erkek arasındaki sömürü ilişkisinin üstünü kapatmış oluyor. Biz bu konferansla bunu tekrar hatırlatmak istiyoruz.”

‘Türkiye’de kadın istihdamı yüzde 31’e düştü’
Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, konferansta ele alınacak başlıklardan birinin de kadın istihdamı olacağını belirten Selin Top, Türkiye’de kadın istihdamının yüzde 31, sigortalı çalışan kadınların oranının ise yüzde 19’lara kadar gerilediğini sözlerine ekledi. Asgari ücret tartışmasına feminist bir yerden bakılması gerektiğini söyleyen Selin Top, “Çünkü kadınların asgari ücret ve altında ücret aldığını biliyoruz. Çünkü hala emeğimiz ikincil görülüyor. Kadının hala birincil işinin evi döndürmek olduğu düşünülüyor. Günün sonunda biz evdeki iş yükünden de kaynaklı emeğimiz ve bedenimizle her şekilde sömürülmüş oluyoruz. Hem sermaye hem devlet hem de patriyarka tarafından sömürülüyoruz. Bunun arkasından özellikle aileci politikalar ve nüfus politikalarının kadın emeği eksenindeki değerlendirmelerini yapacağız. Feministlerin bugüne kadarki emek siyasetleri, bu siyasetin içerisindeki ayaklardan birisi de sendikalardır. Feministlerin sendikalara dönük politikaları neler oldu, şu an bunun neresindeyiz gibi başlıklarımız olacak. Bugün bu kadar totaliter rejimlerde yaşarken sosyal politikalar hala anlamlı mı? Böyleyse hala neleri talep etmemiz gerekiyor? Bizim taleplerimiz sadece ev işlerinin kamusallaştırılması üzerinden olamaz. Bu çok kısıtlayıcı bir çerçeve olur. Hem örgütlendiğimiz yerlerin kadın emeği siyasetlerini nasıl dönüştürebiliriz, devletten ne gibi kamusallaştırma taleplerimiz olabilir hem de erkeklerin ev içi işlere dahil olması nasıl sağlanabilir? Yani ev işlerinin cinsiyetsizleştirilmesi nasıl gerçekleştirilebilir gibi tahayyüllerimizi paylaşacağız. Bugüne kadar tartıştığımız perspektiften ufak girişler yapacağız ama esasında konferansa gelen arkadaşlarımızın tartışmalarıyla beraber olgunlaştıracağız” dedi.
Nafaka hakkı ve ekonomik şiddet
Kadınların nafaka hakkının sınırlandırılmasına da tepki gösteren Selin Top, bu hakkın gasp edilmesinin ekonomik şiddeti doğuracağını kaydetti. Selin Top, “Biz nafaka hakkımızı tartışırken ev içi emeğimizle çok paralel şekilde tartışıyoruz. Nafaka, erkeklerin ev içi emeğimizi nasıl sömürdüğünün itirafıdır. O yüzden bu hakkımız için de mücadelemiz sürüyor. Konferansta Türkiye ve dünyada aileci politikalar ve nüfus politikalarının kadın emeğine nasıl yansıdığını konuşacağız. Çünkü aileci politikalar tam olarak emeğimizi daha ucuza sömürebilmek için var. Nafaka da bu başlıklardan birisi. Kadınlar emeğinin ve bedeninin sömürüldüğü o şiddet dolu hanelerden çıkmaya çalışırken ‘lanet olsun’ diyerek çoğunun almadığı, almak istediği zaman erkeklerin zaten ödemediği, ödediği zaman ise çok komik ödediği rakamlardan bahsediyoruz. Emek alanı bizim en kilit gördüğümüz alanlardan birisi çünkü devlet de sistem de sırtını aileye dayıyor. Bu heteroseksist dayatma içerisinde beklenen şey ev içerisinde hiçbir şeye sesimizi çıkarmadan bütün emeğimizin sömürülmesine ikna olmamız. Ücretli çalışan kadınlar için de kreş ve kamusal destek sağlanmıyor. Konferansta bunların hepsine birlikte kafa yoracağız” ifadelerini kullandı. (MA)




