• Ana Sayfa
  • Manşet
  • AP’de Kürt Konferansı: Şirin Ebadi’den Kürtlerin hakları ve Öcalan’ın özgürlüğü çağrısı

AP’de Kürt Konferansı: Şirin Ebadi’den Kürtlerin hakları ve Öcalan’ın özgürlüğü çağrısı

Nobel Barış Ödülü sahibi İranlı insan hakları savunucusu Şirin Ebadi, Brüksel’de düzenlenen 20. Uluslararası Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmada, Kürtlerin anadilinde eğitim ve eşit yurttaşlık haklarının güvence altına alınması gerektiğini belirtti. Ebadi, Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması ve mücadelenin siyasi yollarla sürdürülmesi çağrısında bulundu.

AP’de Kürt Konferansı: Şirin Ebadi’den Kürtlerin hakları ve Öcalan’ın özgürlüğü çağrısı
  • Yayınlanma: 15 Ekim 2026 12:37

Kadın ve çocuk hakları alanındaki çalışmalarıyla 10 Aralık 2003’te Nobel Barış Ödülü’nü alan İranlı insan hakları savunucusu Şirin Ebadi, Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) tarafından Brüksel’de düzenlenen 20. Uluslararası Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler Konferansı’nın açılış konuşmasını yaptı.

Konferansın 20 yıllık geçmişini kutlayarak konuşmasına başlayan Şirin Ebadi, çalışmaların yalnızca Türkiye’de değil, Ortadoğu’nun bütün ülkelerinde Kürtlerin haklarının tanınmasına katkı sunmasını umduğunu ifade etti.

Siyasi koşulların zaman içinde değiştiğini ve buna bağlı olarak mücadele yöntemlerinin de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Ebadi, Abdullah Öcalan’ın silahlı mücadele yerine siyasi ve düşünsel mücadeleye yönelmesini desteklediğini söyledi. Ebadi, Kürtlerin haklarının tanınması, anadilde eğitim ve eşit yurttaşlık konularının yanı sıra İran’da Kürtlerin yaşadığı sorunlara da geniş yer verdi.

‘Silahlı mücadele dönemi sona erdi’

Siyasetin değişken ve dinamik bir alan olduğunu vurgulayan Şirin Ebadi, belirli bir dönemde uygun görülen yöntemlerin değişen koşullarda aynı sonucu vermeyebileceğini ifade etti. Ebadi, Abdullah Öcalan’ın silahlı mücadele kararı aldığı dönemde Türkiye’deki koşulların farklı olduğunu, ancak günümüzde koşulların değiştiğini belirtti.

Öcalan’ın yeni bir karar alarak silahlı mücadele yerine siyasi ve düşünsel mücadeleye yönelmesini cesaret gerektiren bir adım olarak değerlendiren Ebadi, bu tercihi doğru bulduğunu dile getirdi.

Ebadi, mücadele yöntemlerindeki değişimi şu sözlerle anlattı:

“Bir kurşun bir insanın kalbine isabet eder ve onu öldürür. Oysa kalemle yüzlerce insanın kalbine dokunabilir, onları etkileyebilir ve değiştirebilirsiniz.”

Ortadoğu’daki liderlerin ve siyasetçilerin bu değişimi anlamasının önemli olduğunu belirten Ebadi, uzun yıllar boyunca masum insanların hayatını kaybettiğini, ancak silahlı mücadelenin bu kayıplara karşılık kalıcı bir çözüm üretemediğini söyledi. Diyalog ve müzakerenin daha olumlu sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Ebadi, siyasi çözüm arayışlarının önemine dikkat çekti.

Suriye örneği ve Kürtlerin haklarının tanınması

Suriye’de Abdullah Öcalan’ın izlediği yaklaşımın etkilerinin görüldüğünü belirten Şirin Ebadi, Suriyeli Kürtlerin  entegrasyon yönünde bir tutum benimsediğini ifade etti.

Ebadi, bu tür adımların karşılığında devletlerin de Kürtlerin ve ülkelerinde yaşayan diğer etnik toplulukların haklarını tanıması gerektiğini vurguladı.

Bu hakların başında anadilinde eğitim özgürlüğünün geldiğini belirten Ebadi, farklı halkların kendi dillerini öğrenmesinin ve kullanmasının barış içinde bir arada yaşamanın temel koşullarından biri olduğunu söyledi.

Belçika örneğini veren Ebadi, ülkede Fransızca ve Flamancanın konuşulduğunu, iki dil topluluğunun barış ve dostluk içinde bir arada yaşayabildiğini hatırlattı. Belçika’nın Türkiye ve Suriye ile karşılaştırıldığında büyük bir ülke olmadığını belirten Ebadi, buna rağmen farklı dil topluluklarının bir arada yaşayabilmesinin önemli bir örnek oluşturduğunu ifade etti.

Şirin Ebadi, Kürtçenin resmî olarak tanınmasının olağan dışı bir talep olmadığını belirterek, Abdullah Öcalan’ın Türkiye’den ayrılmayı değil, Türkiye sınırları içinde Kürtlerin haklarının tanınmasını istediğini söyledi.

Kürtlerin ve Türklerin eşit haklara sahip olması gerektiğini vurgulayan Ebadi, bir Türk yurttaşının sahip olduğu hakların Kürt yurttaşlar için de geçerli olması gerektiğini dile getirdi.

“İran’da Kürtlerin anadilinde eğitim hakkı engelleniyor”

Konuşmasının önemli bir bölümünü İran’daki etnik toplulukların yaşadığı sorunlara ayıran Şirin Ebadi, ülkede Kürtler, Beluçlar, Azeriler ve Araplar olmak üzere dört büyük etnik topluluğun bulunduğunu belirtti.

İran İslam Cumhuriyeti’nin bu toplulukların dillerini tanımadığını ifade eden Ebadi, özellikle Kürtlerin 1979’dan itibaren baskı ve mağduriyetlerle karşı karşıya kaldığını söyledi.

Farsçanın ülkedeki ortak dil olduğunu belirten Ebadi, bunun diğer halkların kendi anadillerinde eğitim almasına engel oluşturmaması gerektiğini vurguladı. Kürtlerin ve Beluçların kendi dillerinde okuyup yazabilmesi, yaşadıkları bölgelerde anadillerini öğrenebilmesi gerektiğini ifade etti.

Ebadi, İran’da Kürtçenin yazılı olarak öğrenilmesinin önündeki engelleri anlatırken konuşmasını İngilizceye çeviren kişinin deneyimini örnek gösterdi. Kürtçe konuşabilen çevirmenin, yalnızca Farsça okuma yazma öğrendiği için Kürtçe okuyamadığını söylediğini aktaran Ebadi, bu durumun İran’daki Kürtlerin yaşadığı yaygın bir sorunu yansıttığını belirtti.

Anadilinde eğitim hakkının İran Anayasası’nda da yer aldığını ancak bu hükmün uygulanmadığını kaydeden Ebadi, Kürtlerin kendi dillerinde eğitim alma ve okuma yazma öğrenme haklarının fiilen engellendiğini ifade etti.

Kürtçe isimlere yönelik kısıtlamalar

İran’da Kürtlerin karşılaştığı sorunların eğitimle sınırlı olmadığını belirten Şirin Ebadi, çocuklara Kürtçe isim verilmesi ve iş yerlerinde Kürtçe isimlerin kullanılması konusunda da kısıtlamalar bulunduğunu söyledi.

Ebadi, Rojhilat’ta bir çocuğa Kürtçe isim verilmesine izin verilmezken aynı kişinin Tahran’da aynı ismi verebilmesini örnek gösterdi. Restoranların ve dükkânların da Kürtçe isim kullanamadığını belirten Ebadi, bu uygulamaların İran’daki bürokratik sistemin işleyişine ilişkin ciddi sorunlar ortaya koyduğunu ifade etti.

Kolberler geçimlerini sağlamak için ölüm riskiyle karşı karşıya

İran’da Kürtlerin yaşadığı ekonomik sorunlara da değinen Şirin Ebadi, Rojhilat bölgesine yatırım yapılmamasının iş olanaklarını sınırladığını belirtti.

Bölgenin Irak’a yakınlığı ve Saddam Hüseyin dönemindeki saldırıların tekrarlanabileceği gerekçesiyle yatırımların yetersiz kaldığını ifade eden Ebadi, bu durumun Kürt gençlerini geçimlerini sağlamak için kolberlik (sınır ticareti) yapmaya yönelttiğini söyledi.

Kolberlerin ağır yükleri sırtlarında taşıyarak zorlu dağ yollarından geçtiğini, sınırın bir tarafından diğer tarafına ürün götürüp sattığını veya karşı taraftan küçük miktarlarda mal getirerek geçimini sağlamaya çalıştığını anlatan Ebadi, bu kişilerin güvenlik güçlerinin silahlı müdahaleleriyle karşı karşıya kaldığını belirtti.

Ebadi, her yıl çok sayıda gencin yalnızca geçimini sağlamak amacıyla dağları aşarken vurularak hayatını kaybettiğini ifade etti. İran ile Irak FedereKürdistan Bölgesel Yönetimi arasındaki karla kaplı dağlarda yaşanan ölümlere dikkat çeken Ebadi, bölgedeki ekonomik koşulların ve güvenlik uygulamalarının ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi.

Şirin Ebadi Vakfı’nın internet sitesinde hazırladıkları hukuk eğitimi kitaplarının Kürtçe versiyonlarının da bulunduğunu belirten Ebadi, bu çalışmaların Kürtçe bilgiye ve eğitime erişim açısından önem taşıdığını kaydetti.

İran’da idamlar ve etnik ayrımcılık

İran’da idam cezasının yaygın biçimde uygulandığını belirten Şirin Ebadi, etnik topluluklara mensup kişilerin idam edilme oranlarının daha yüksek olduğuna dikkat çekti.

Ebadi, konuşmasında 2026 yılının başından itibaren en az 1.700 kişinin idam edildiğini belirterek, idam edilenler arasında özellikle Kürtler ve Beluçların önemli bir yer tuttuğunu söyledi. Bu tablonun etnik topluluklara yönelik kuşkucu ve ayrımcı yaklaşımla bağlantılı olduğunu ifade etti.

İran’da yaşadığı dönemde tanıdığı Kürtlerin, karşı karşıya kaldıkları durumu anlatmak için kullandıkları bir sözü de aktaran Ebadi, Rojhilat’ta doğan bir çocuğun nüfus cüzdanıyla birlikte 50 yıllık hapis cezası da aldığının şaka yollu söylendiğini belirtti.

Bu ifadenin, Kürtlerin yaşadığı ağır koşulları anlatmak için kullanıldığını kaydeden Ebadi, İran’da en uzun süredir cezaevinde bulunan kadın mahkûmun da genç yaşta ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Kürt bir kadın olduğunu söyledi.

‘Abdullah Öcalan neden hâlâ özgür bırakılmıyor?’

Konuşmasının son bölümünde Abdullah Öcalan’ın silah bırakma kararına ve yaptığı barış çağrısına değinen Şirin Ebadi, Öcalan’ın mücadelenin ve taleplerin siyasi yollarla dile getirilmesini istediğini hatırlattı.

Bu gelişmelere rağmen Öcalan’ın neden tamamen özgür bırakılmadığını anlamadığını belirten Ebadi, gelecek yıl düzenlenmesi planlanan 21. konferansta Öcalan’ın da katılımcılar arasında yer almasını ve düşüncelerini doğrudan dile getirmesini umduğunu ifade etti.

Ebadi, bu beklentisini şu sözlerle dile getirdi:

“Umarım gelecek yıl düzenlenecek 21. konferansta Sayın Öcalan da burada, aramızda olur ve kendi düşüncelerini bizzat kendisi dile getirir. Hatta umuyorum ki bir sonraki konferansta hepimizin yerine kendisi burada konuşur.”

Öcalan’ın özgürlüğü ve Türkiye’nin Avrupa Birliği süreci

Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşmasının hem Kürtler hem de Türkiye Cumhuriyeti devleti açısından yararlı olacağını belirten Şirin Ebadi, silahlı mücadele yerine siyasi faaliyetlerin önünün açılmasının Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecine de katkı sunabileceğini söyledi.

Ebadi, Öcalan’ın özgürlüğünün Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde yeni bir başlangıç noktası oluşturabileceğini ve uzun yıllardır devam eden sürecin hızlanmasına yardımcı olabileceğini ifade etti.

Şirin Ebadi konuşmasını barış ve demokratik çözüm temennisiyle tamamladı ve bir gün Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılımını ve Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşmasını birlikte kutlamayı umduğunu belirtti.