Saatlerin sessiz ittifakı
Raşe Pütün 19 Ekim 2026

Saatlerin sessiz ittifakı

Saatlerin sessiz ittifakı

 

Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde saatler yalnızca zamanı göstermez; insanın zaman,düzen ve hakikatle kurduğu ilişkiyi de anlatır. Hayri İrdal geçmişin tereddütleriyle yaşarken Halit Ayarcı geleceği bir kurumun çatısı altında yeniden kurmaya girişir.

Saatleri ayarlamak için bir enstitü kurulur. Peki ayarlanması gereken saatler midir, yoksa insanların doğru bildikleri mi?

Bir süre sonra saatin doğruyu göstermesi önemini yitirir. Herkesin aynı zamanı göstermesi yeterlidir.

Fakat hangisinin saati doğrudur?

Belki de Tanpınar’ın asıl ironisi burada saklıdır: Zamanı düzene sokmaya çalışan insan, sonunda hakikati de ayarlayabileceğine inanır.

Uzun yıllar toplumsal çürümeyi modernliğin içinde aradık. Geleneklerin çözülmesinden, inancın zayıflamasından, aile bağlarının kopmasından söz ettik. Geçmişi ahlakın, geleceği yozlaşmanın adresi saydık.

Sonra geçmiş bütün kutsallarıyla geri çağrıldı.

İnanç, aile, gelenek, merhamet, adalet, hakkaniyet…

Fakat bu değerleri en yüksek sesle savunanlar, onların anlamını yitirmesine izin verdi.

Adalet, kime uygulandığına göre değişen bir ölçüye; merhamet, güç sahibinin bağışlama yetkisine; hakkaniyet, siyasi yakınlığın sınırlarına dönüştü.

Gücün tuhaf bir dil yeteneği vardır. Yalnızca insanın yapabileceklerini değil, yaptıklarına verebileceği isimleri de çoğaltır.

Hayri İrdal’ın tereddüdünde hâlâ insana yakın bir şey vardır. Ancak onun geçmişi de kusursuz değildir. Eski dünyanın mahcubiyeti, kendi adaletsizliklerini örtmüş olabilir.

Halit Ayarcı içinse önemli olan kurduğu düzenin işlemesidir. Her çelişkiye bir açıklama, her itiraza bir gerekçe bulunabilir. Gerçeğin kendisiyle uğraşmak yerine, onun yerine geçecek bir sistem kurmak daha kolaydır.

Dünün mağduru, bugünün kudretini sorgulamaktan vazgeçtiğinde geçmişte ödediği bedellerin ahlaki anlamı da tartışmaya açılır.

Asıl değişim burada başlar. İnsan yaptığından değil, güçsüz kalmaktan utanır. Haksızlığın karşısında durmak yerine güçlü olanın yanında bulunmayı güvence sayar.

Vicdan bütünüyle susmaz; kalabalığın sesine karışır.

Saatler çalışıyor, seçimler yapılıyor, kurumlar görevlerini sürdürüyor. Her şey yerli yerinde görünür.

Enstitü artık yalnızca Tanpınar’ın romanında değildir. İnsanların, kurumların ve siyasetin içinde yaşamaya devam eder.

Artık saatlerin doğru olması gerekmez. Birbirini doğrulaması yeterlidir.

Belki de hakikati ayarlamanın en tehlikeli biçimi budur: Yanlışı gizlemek değil, onu herkesin alıştığı bir düzene dönüştürmek.

Ve bir gün insan, kendi kurduğu saatin sesini hakikatin sesi sanmaya başlar.

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.