31 Ekim-1 Kasım tarihlerinde Ankara’da, farklı siyasi geçmişlerden kadınların katılımıyla düzenlenecek “Kadınlar yan yana geleceği konuşuyor” konferansı öncesinde Prof. Dr. Büşra Ersanlı, Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirmelerde bulundu.
Demokrasi, adalet, eşit yurttaşlık, toplumsal cinsiyet eşitliği ve barışın siyasal sorumluluğunun ele alınacağı konferansta, kadınların ortak mücadele olanaklarının tartışılması hedefleniyor.
Barış tartışmalarının siyasi açıklamalar ve silahların susması ekseninde yürütüldüğü bir dönemde konuşan Ersanlı, kalıcı barışın toplumsal ve hukuki koşullarının sağlanması gerektiğine dikkat çekti.
İnsanların hak ve özgürlüklerini güvence altında yaşayabildiği, hukukun uygulandığı ve eşit yurttaşlığın hayata geçirildiği bir düzenin kurulmasının önemini vurgulayan Ersanlı, mevcut hukuki yükümlülükler yerine getirilmeden toplumsal güvenin oluşturulamayacağını belirtti.
Ersanlı: Hukuki adımlar gecikiyor
Çözüm sürecinde hukuki adımların geciktiğini ifade eden Ersanlı, siyasi tutukluların durumunun çözüme kavuşturulmasının toplumsal desteğin güçlendirilmesi açısından önemli olduğunu söyledi. Cezaevinden çıkan kişilerin toplumsal ve siyasal yaşama yeniden katılabilmeleri için zamana ve desteğe ihtiyaç duyduğunu belirten Ersanlı, sürecin farklı kuşakların anlayabileceği yeni bir dille anlatılması gerektiğini kaydetti.
Kalıcı barışın yalnızca silah bırakmaya indirgenemeyeceğini vurgulayan Ersanlı, hak ve özgürlüklerin önündeki engeller kaldırılmadan demokratik bir toplumsal düzenin kurulamayacağını dile getirdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmamasını ve mevcut anayasal hükümlere uyulmamasını eleştiren Ersanlı, hukuk kurallarına bağlılığın yeni anayasa tartışmalarının da temel koşulu olduğunu söyledi.
Ersanlı, barışın gelişebilmesi için toplumsal olgunluğun ve insani yaklaşımın önemine işaret ederek şöyle konuştu:
“Barış belli bir olgunluk ve insani bir yaklaşımla gelişir. Sadece silah bırakmak barış demek değildir. Çatışmasızlık insanlara alan tanır ve bu alan çok önemlidir. Barış, huzur içinde yanındaki insana güvenerek işleyen bir süreçtir. O da uzun bir süreç ama biz buna razıyız. AİHM kararlarının uygulanmıyor oluşu ise kabul edilmeyecek olan tarafıdır. Beğenmediğimiz bir anayasa var, ona bile uyulmuyor. Anayasasına uymayan bir iktidarla yeni anayasa nasıl yapılır? Bu konuşmaları 2011 yılında anayasa yapım komisyonundayken de yapmıştık. O çalışmalarımız ve önerilerimiz de dikkate alınmadı.”
Kürt sorununun çözümünde anadilinde eğitim vurgusu
Kürt sorununun çözümünde anadilinde eğitimin öncelikli başlıklardan biri olması gerektiğini belirten Ersanlı, kişinin kendi dilinde eğitim görmesinin özgüvenini ve kültürel gelişimini desteklediğini ifade etti.
Anadilini yalnızca bir iletişim aracı olarak görmediğini belirten Ersanlı, dilin kişinin düşünsel dünyasını ve toplumla kurduğu bağı şekillendiren temel unsurlardan biri olduğuna dikkat çekti.
Anadilinde eğitimin özgüven üzerindeki etkisine işaret eden Ersanlı, eğitim yoluyla kültürel ve zihinsel dünyası gelişen kişilerin eşitlik ve adalet arayışlarının da güçleneceğini söyledi. Kadınların toplumsal dönüşümdeki rolüne de değinen Ersanlı, şöyle konuştu:
“Anadilinde eğitime önem veriyorum çünkü özgüven sağladığı için. Özgüveni artan, kültürel ve zihinsel dünyası eğitimle gelişen insanların eşit ve adil olma dürtüsü de artar. Ülkenin yüzde 50’sinin kadın olduğu düşünüldüğünde bunu yapabilecek güce onlar sahip. Anadil ile bağlantılı anadil bir mucizedir ve o mucize mutlaka toplumsallığa yardım eder.”
Ersanlı, 2016 yılında “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini imzaladıkları için görevlerinden uzaklaştırılan barış akademisyenlerinin ve Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) ihraç edilenlerin görevlerine iade edilmesi gerektiğini de belirtti. Hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasının demokratikleşme açısından önemine dikkat çeken Ersanlı, bu yöndeki adımların toplumsal güvenin sağlanmasıyla da bağlantılı olduğunu ifade etti.
Kadına yönelik şiddet ve erkek egemen siyaset eleştirisi
Kadına yönelik şiddeti toplumsal ve kurumsal hiyerarşilerle ilişkilendiren Ersanlı, erkek egemen siyaset anlayışının kadınların yaşamlarının farklı alanlarında baskıyı derinleştirdiğini söyledi. Şiddetin etkilerinin yalnızca kadınlarla sınırlı kalmadığını belirten Ersanlı; çocukların, hayvanların ve doğanın da şiddetten etkilendiğine dikkat çekerek toplumsal yaşamın şiddetten arındırılması çağrısında bulundu.
Basına yönelik baskıların, belediyelere dönük operasyonların ve kayyım uygulamalarının sürmesini de eleştiren Ersanlı, bu politikaların toplumsal dayanışma ve birlikte hareket etme olanaklarını zayıflattığına işaret etti. Siyasetin yalnızca oy hesapları üzerinden yürütülmesinin barış ve güven ortamı yaratmak için yeterli olmayacağını belirten Ersanlı, toplumsal sorunların çözümünde eşitlikçi bir yaklaşımın önemini vurguladı.
Mevcut tablonun kaygı verici olduğunu ancak umudunu koruduğunu ifade eden Ersanlı, kadınların hiyerarşiden uzak ve eşitlikçi bir zeminde bir araya gelmesinin önemine dikkat çekti. Ankara’da gerçekleştirilecek konferansın da kadınların ortak bir gelecek kurma arayışına katkı sunmasını beklediğini söyledi.




