CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin, aralarında Ekrem İmamoğlu, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de bulunduğu 12 kişinin “Seçim Kanunu’na muhalefet” suçundan, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davaya devam edildi.
Akçadağ: ‘İsimleri hatırlamıyorum, kimin söylediğini hatırlamıyorum’
Duruşmada tanık Emirhan Akçadağ dinlendi. Akçadağ, büyük kurultaydan önce İncek’te Turan Taşkın Özer’e ait olduğunu düşündüğü villada Turan Taşkın Özer, Gökhan Zeybek ve Ekrem İmamoğlu gibi isimlerin toplantı yaptıklarını söyledi. Akçadağ, “Buraya jammer getiriyorlardı. Marriott Otel’i de delegelerle görüşmek için kullanıyorlardı. Delegelerin kaldığı otelleri, Rıza Akpolat’ın talimatıyla biz ödedik” dedi.
Kurultay salonunda da özel görüşmeler yapıldığı iddiasında bulunan Akçadağ, “Kurultay salonunda maddi menfaat teklifleri konuşuluyordu, bunları duyuyorduk. Okul bursu verilenler oldu, isim olarak birebir içinde olmadığım için bilmiyorum ancak salonda duyuluyordu, bunlar konuşuluyordu. Ancak isimleri hatırlamıyorum, kimin söylediğini hatırlamıyorum, üzerinden 3 yıl geçti çünkü” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu’nun avukatı Çağlar Çağlayan’ın Tüzük Kurultayı’nda da delegelerin ağırlandığını sorması üzerine Akçadağ, “Sonuçta siyasi bir çevre, ağırlama olmuş olabilir” dedi. “O halde ne farkı var” sorusuna ise “Bu kurultay diğer kurultaylardan farklıydı. Kurultayda duymuştuk konuşulanları çünkü bunları” yanıtını verdi.
‘Birebir şahit olduğum bir şey yok’
Akçadağ, özel görüşmelerin yapıldığı ileri sürülen odaya ilişkin soruya ise, “Ben tekrar ediyorum birebir şahit olduğum bir şey yok. Seçimleri de hatta buradan izlemişlerdi. Ama bu odada özel görüşmelerin yapıldığı söyleniyordu net duydum. Salonun içinde ise maddi menfaat iddialarına ilişkin kart, telefon kutusu gibi şeyleri görmedim” diye konuştu.
‘Ne gördüm, ne duydum ne de şahit oldum’
Duruşmada dinlenen Batman delegesi Çetin Kızılbulut da kurultaylarda kimsenin kimseye baskı yapmadığını belirterek, “Birilerine maddi menfaat teklifine dair de ne gördüm, ne duydum ne de şahit oldum ne de bana böyle bir teklifte bulunuldu” dedi.
Aksaray delegesi Ali Abbas Ertürk de kurultay günü herhangi bir usulsüzlük görmediğini belirterek, “Herhangi bir bilgim yok. O dönem Aksaray delegesiydim. Özgür Karabat’ı sadece kamuoyundan milletvekilimiz olarak bilirdim. Kurultay günü bir usulsüzlük yapıldığını görmedim” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu’nun avukatı Çağlayan: ‘Tanıklar, iddiaların tamamının yalan olduğunu ifade etti’
Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Çağlar Çağlayan, dinlenen tanıklara ilişkin beyanda bulundu.
Çağlayan, “Bugün dinlenen tanıklarla ilgili de beyanda bulunmak gerekiyor. Hem bugün dinlenen Ali Abbas Ertürk ve Çetin Kızılbulut hem de daha önce dinlenen tanıklar, kendilerine yöneltilen iddiaların tamamının yalan olduğunu ifade ettiler” dedi. Akçadağ’ın anlatımlarına ilişkin de değerlendirme yapan Çağlayan, “Böyle konuşuluyordu, bu çok söyleniyordu” şeklindeki ifadelerin kullanıldığını, ancak bunların kim tarafından söylendiğinin belli olmadığını söyledi. Çağlayan, Akçadağ’ın daha önceki kurultaylarda da belediye başkanları tarafından insanların ağırlandığını söylediğini belirterek, “Ama sonunda ısrarla, ‘Bu başkaydı’ şeklinde bir ifadede bulunuyor” dedi.
‘Tanık, duymadığı ve görmediği şeyleri çıkarımla bir sonuca bağlıyor’
Çağlayan, Akçadağ’ın Turan Taşkın Özer’in odasına Gökhan Zeybek ve İstanbul İl Başkanı’nın girdiğini söylediğini hatırlatarak, “Bunlar İstanbul siyaseti içerisinde yer alan kişiler. Birbirleriyle herhangi bir yerde görüşmelerinden daha doğal bir şey yokken, para verildiğine, alındığına, oyların satın alındığına ilişkin ortada herhangi bir somut olay yok. Tanık, duymadığı ve görmediği şeyleri çıkarımla bir sonuca bağlıyor” diye konuştu.
Çağlayan, kurultay salonundaki odaların CHP Genel Merkezi tarafından planlama dahilinde siyasetçilerin kullanımına tahsis edildiğini belirterek, Özgür Özel’e tahsis edilen odada siyasi görüşmeler yapılmasının olağan olduğunu söyledi. Çağlayan, “Oysa burası CHP Genel Merkezi tarafından yapılan planlama dahilinde Sayın Özgür Özel’in kullanımına tahsis edilmiş bir yer. Tanık ise burada gizli görüşmeler yapılıyormuş gibi anlatıyor” ifadelerini kullandı.
‘Akçadağ’ın tanıklığı kabul edilebilecek durumda değil’
Marriott Otel’de delegelerle görüşülmesine de değinen Çağlayan, insanların siyasi talepleri olabileceğini belirterek, “Eğer Marriott Otel’de bir salonu il başkanı misafir ağırlamak ve görüşme yapmak için kullanıyorsa bu ne görüşmesi olabilir? Elbette siyasi bir görüşme olabilir. Herkesin bir tarafı, bir siyasi tercihi var” dedi. Çağlayan, HSK seçimlerini örnek göstererek adayların hâkimlerle görüşerek kendilerini tanıttıklarını ve oy istediklerini söyledi.
“İnsanlar bir yerde görüşmek zorunda. Eğer çatısı olan her yerde yapılan görüşmeyi delege pazarlığı, rüşvet pazarlığı olarak kabul edersek hiçbir seçimin içinden çıkamayız” diyen Çağlayan, ortada rüşvet pazarlığı olduğuna ilişkin bir görgü bulunmadığını ifade etti.
Çağlayan, Akçadağ’ın tanıklığına ilişkin, “Haliyle Emirhan Akçadağ’ın tanıklığı, ceza hukuku bakımından doğrudan görgüye dayalı bir tanıklık olarak kabul edilebilecek durumda değil. Ceza hukukunda esas olan görgü tanıklığıdır. Burada ise duyuma dayalı bir anlatım dahi somutlaştırılamıyor” dedi. Akçadağ’ın bir kişinin ismini dahi veremediğini belirten Çağlayan, şunları kaydetti:
“Sonuç olarak bu tanık, söz konusu kurultayı kendi zihninde diğer kurultaylardan farklı bir yere koyuyor. Kesinlikle bir oy pazarlığı, rüşvet pazarlığı yapıldığı yönünde bir kanaat ortaya koyuyor. Ancak anlattığı olaylarla vardığı sonuç birbirini desteklemiyor. Doğrudan gördüğü veya duyduğu somut bir olay ortaya koyamıyor. Kurultay davası söylemler üzerinden işin içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Bu yüzden kimseye bir ceza verilmesi mümkün değildir.”
Savcı mütalaasını sundu
Duruşmada Cumhuriyet savcısı, tevsii tahkikat talebinin olmadığını belirterek esas hakkındaki mütalaanın hazır olduğunu söyledi. Savcı, dinlenmeyen tanıkların mevcut deliller ve dosyanın geldiği aşama göz önünde bulundurularak dinlenmesinden vazgeçilmesini talep etti.
Savcı mütalaasında, 4-5 Kasım 2023’te yapılan CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel’in genel başkan adayı olduğunu, Ekrem İmamoğlu’nun divan başkanlığına seçildiğini ve oylama sonucunda Özgür Özel’in genel başkan seçildiğini belirtti.
Mütalaada ayrıca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin 21 Mayıs 2026 tarihli kararıyla kurultayın iptal edilerek mutlak butlanla malul olduğuna dair karar verildiği belirtildi.
Savcı; Baki Aydöner, Ekrem İmamoğlu, Erkan Aydın, Mehmet Kılıçarslan, Metin Güz elkaya, Nihat Yeşiltaş, Özgür Çelik, Rıza Akpolat ve Serhat Can Eş’in fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek Özgür Özel’in seçilmesi için yasaya aykırı faaliyet yürüttüklerini ileri sürdü.
Mütalaada, “bazı delegelere Özgür Özel lehine oy vermeleri karşılığında yakınlarının belediyelerde işe alınmasının taahhüt edildiği, belediyelere yazılan müzekkere cevaplarında yedi il ve ilçe belediyesinde 24 delege yakınının işe alındığının anlaşıldığı” ifade edildi. Savcı, ayrıca bazı delegelere market alışveriş kartları dağıtıldığını ve bu kartların suç tarihindeki mali değerinin 1 milyon 500 bin TL olduğunu ileri sürdü.
Mütalaada, “bazı delegelere kurultay günü iPad/iPhone marka tablet ve telefon dağıtıldığı, bazı delegelere kurultay öncesinde nakit para verildiği ve karşılığında Özgür Özel lehine oy kullanmalarının ve oy pusulasının fotoğrafının istenildiği” iddia edildi Savcı, bazı delegelere Özgür Özel’in desteklenmesi karşılığında üçüncü kişiler üzerine İBB iştiraki KİPTAŞ üzerinden usule aykırı olarak ev verildiğini de öne sürdü.
9 kişi için ceza, Cemil Tugay dahil 3 kişi için beraat talebi
Savcı, Baki Aydöner, Ekrem İmamoğlu, Erkan Aydın, Mehmet Kılıçarslan, Metin Güz elkaya, Nihat Yeşiltaş, Özgür Çelik, Rıza Akpolat ve Serhat Can Eş’in atılı suçu işlediklerinin sabit olduğunu belirterek, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 112’nci maddede düzenlenen “oylamaya hile karıştırılması” ve TCK’nin 37/1 ve 53/1’inci maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarını talep etti. Söz konusu madde bir yıldan 3 yıla kadar hapis cezasını öngörüyor.
Cemil Tugay, Hüseyin Yaşar ve Özgen Nama hakkında ise atılı suça iştirak ettiklerine dair “her türlü şüpheden uzak yeterli delil bulunmadığı” gerekçesiyle ayrı ayrı beraat kararı verilmesi istendi.
‘Dosyada ihale iddiası yok, ihaleden ceza istedi’
Mütalaaya karşı söz alan İmamoğlu’nun avukatı Çağlar Çağlayan, şöyle konuştu:
“Bugün bir kere daha gördük ki bir telefon dahi ortada yok ama telefon vermekten ceza isteniyor. Bir tane kör kuruşun birinin birine verdiği belli değil ama ceza isteniyor. Dosyada market kartları var mı? Nasıl rakam verdi Cumhuriyet savcısı? Sanıkların aleyhine ifade veren tanıkların beyanlarını kabul edeceğiz, lehe olanları uzay boşluğuna göndereceğiz. Dosyada ihale iddiası yok, ihaleden ceza istedi Cumhuriyet savcısı. Böyle bir şey olabilir mi?
İstanbul’daki dosyalarda ise iddianame düzenlenmiş olması ceza istemi için yeterli sayılmıştır. Mütalaaya katılmıyoruz, süre talep ediyoruz.”
Diğer sanık müdafileri ile CHP vekili Avukat Merve Yaren Hançerkıran da mütalaaya karşı beyanda bulunmak üzere süre talep etti.
Duruşma 11 Kasım’a ertelendi
Mahkeme, esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunmak üzere mağdur vekili ile sanık müdafilerine gelecek celseye kadar süre verdi. Duruşma 11 Kasım 2026 saat 10.00’a ertelendi.
Davanın geçmişi
4-5 Kasım 2023’te düzenlenen kurultayla ilgili iddianame 3 Haziran’da hazırlanmıştı. İddianamede, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu mağdur, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş İSE müşteki sıfatıyla yer alıyor.
İddianamede, şunlar yer alıyor:
“4-5 Kasım 2023 tarihinde Ankara Spor Salonu’nda yapılan Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan Kurultayı’nda oy kullanan bir kısım kurultay delegelerine, genel başkan adayı Özgür Özel lehine oy kullanmaları için bir kısım delegeye para verdikleri, bir kısmına değişik il ve ilçelerde belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği adaylığı teklif ve taahhüt ettikleri, bir kısım delege ve yakınlarını CHP’li belediyeler ile bu belediyelere bağlı şirket ve iştiraklerinde işe yerleştirdikleri, bir kısım delege ve yakınlarına çok sayıda market alışveriş kartları dağıttıkları, kurultayda oy kullanan bu delegelerden kullandıkları oyların fotoğrafını cep telefonlarıyla çekerek kendilerine göndermelerini istedikleri, kurultay salonunda 1. tur oylama sonucunda 2. tur oylamaya geçilmesini geciktirerek Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylıktan çekildiğine yönelik gerçeğe aykırı açıklamalarda bulundukları, bu şekilde kurultay delegelerinin iradelerini fesada uğratarak, genel başkan adayı Özgür Özel’in genel başkanlık seçimini kazanmasına yönelik faaliyet yaptıkları anlaşılmıştır.”
Tugay hakkında da ceza talep edilmişti
Kurultayda “para karşılığı oy kullandırıldığı” iddialarına ilişkin aralarında İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ve AK Parti’ye katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın da aralarında bulunduğu 12 sanık hakkında “oylamaya hile karıştırma” suçundan 1 yıldan 3’er yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianame, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilmişti.
Kılıçdaroğlu yönetimi temyiz başvurusunu geri çekmişti
Öte yandan CHP, butlan kararına ilişkin Yargıtay’a yaptıkları temyiz başvurusunu geri çektiğini açıklamıştı. D
Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve bazı delegeler tarafından 38’inci Olağan Kurultay’a şaibe karıştırıldığı iddia edilmiş; delegelerin oylarını rüşvet karşılığında satın alındığı öne sürülerek farklı mahkemelerde dava açılmıştı.
Bu davalar 42’nci Asliye Hukuk Mahkemesi’nde birleştirilmişti.
Davada, aralarında Ekrem İmamoğlu, Özgür Çelik, Cemil Tugay ve Rıza Akpolat’ın da olduğu 12 sanık yargılanıyor.
Davada, oylamaya hile karıştırma suçunu işlediği iddia edilen 12 sanığın 3 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
AYM’den YENİ Parti hakkında karar: İsminin kaldırılması talebine ret




