Yemen’de 2022 ateşkesinin geçen temmuzda tamamen çökmesinin ardından ülkede tırmanan çatışmalar, eylül ayından bu yana Suudi Arabistan’ın petrol tesislerine ve havalimanlarına yönelik arka arkaya düzenlenen saldırılarla etki alanını genişletiyor.
Aden ve Mukalla’daki havalimanlarına balistik füze saldırısı
Bu hafta, Suudi Arabistan destekli Yemen Başkanlık Konseyi güçleri ile Husiler (Ensarullah hareketi) arasında tırmanan çatışmalar yeni ve tehlikeli bir boyuta ulaştı.
Husiler, Yemen hükümet güçlerinin geçici merkezi olan Aden ve Mukalla kentlerindeki havalimanları ile askeri üsleri balistik füzelerle hedef aldı.
Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Albay Macid Abdullah El Nazili yaptığı açıklamada, Husilerin Aden Uluslararası Havalimanı’na bir, Mukalla’daki El Rayyan Havalimanı’na üç balistik füze fırlattığını; Taiz’in Basha bölgesindeki bir sünger fabrikasının da saldırıların hedefi olduğunu bildirdi.
El Nazili, Husilerin son saldırılarını “Milislerin tarzı budur: Cephede ne zaman bozguna uğrasalar, terör ve saldırganlıklarını vatandaşların üzerine kusarlar” sözleriyle değerlendirdi.
Husiler’den bir hafta içinde Aden’e üçüncü saldırı
Husi Sözcüsü Yahya Seri ise Aden’deki Bedir Kampı’nda bulunan Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona ait harekat odasının balistik füze ile “hassas bir şekilde” vurulduğunu iddia etti.
Bu saldırı, Husilerin son bir hafta içinde Aden’e düzenlediği üçüncü büyük saldırı oldu.
Öte yandan Yemen hükümet güçleri, Taiz kenti yakınlarında Husilerin başlattığı geniş çaplı taarruzun püskürtüldüğünü ve bölgede şiddetli çatışmaların sürdüğünü bildirdi. Suudi liderliğindeki koalisyon da Kehbub dağlık bölgesinde ise yoğun bombardıman altında savunma yapıldığını ve durumun “son derece tehlikeli” olduğunu açıkladı.
El Maliki: Husilerin havalimanı saldırılarında 19 kişi öldü
Yemen içindeki çatışmalar sürerken, Suudi Arabistan Koalisyon Sözcüsü Turki El Maliki ise, topraklarına yönlendirilen 5 silahlı insansız hava aracının (SİHA) hava savunma sistemlerince imha edildiğini duyurdu. Önleme eylemlerinin Doğu Vilayeti ile İslam’ın kutsal kentlerinden kabul edilen Medine bölgesinde gerçekleştiğini bildirdi.
Husiler ise Suudi Arabistan topraklarının içlerine yönelik herhangi bir operasyon yapmadıklarını öne sürerek suçlamaları reddetti.
Ancak Koalisyon Sözcüsü El Maliki, bu ay Husilerin Riyad ve Abha havalimanlarına düzenlediği saldırılarda en az 19 kişinin öldüğünü, 300’den fazla kişinin ise yaralandığını açıkladı.
İngiltere ve Fransa’dan Suudi Arabistan’a savunma kalkanı
Bölgedeki saldırıların tırmanması üzerine İngiltere ve Fransa, Suudi Arabistan ile savunma bağlarını derinleştirerek bölgeye askeri güç konuşlandırma kararı aldı.
İngiltere Savunma Bakanı Wes Streeting, Husilerin Riyad Havalimanı’nı hedef alan saldırılarını “aşağılıkça” olarak niteledi. İngiltere Savunma Bakanlığı; Hava Kuvvetleri’ne (RAF) ait Typhoon savaş uçaklarını devriye uçuşları yapmak üzere Suudi Arabistan’a göndereceğini, askeri danışmanlar görevlendireceğini ve A400M nakliye uçaklarıyla lojistik destek sağlayacağını açıkladı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da Kızıldeniz kıyısındaki kritik enerji limanı Yanbu’yu korumak amacıyla Suudi Arabistan’a asker, radar ve hava savunma sistemleri sevk edilmeye başlandığını duyurdu.
‘Suudi uçaklarının önü açılacak’
Süreçle ilgili değerlendirmede bulunan King’s College Harp Çalışmaları Bölümü Kıdemli Uzmanı Nawaf Obaid, İngiltere’nin Typhoon uçaklarının Suudi hava savunmasını tahkim edeceğini, bu sayede Suudi Hava Kuvvetleri’ne ait Eurofighter jetlerinin Yemen’deki saldırı operasyonlarına odaklanması için alan açılacağını belirtti. Obaid, Fransa’nın katkısının ise özellikle Yanbu limanının korunması açısından kritik olduğunu vurguladı.
Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü (RUSI) uzmanlarından Urban Coningham ise İngiltere ve Fransa’nın rollerine dikkat çekti. Fransa’nın rolünün daha çok ihracat altyapısını korumakla sınırlı olduğunu belirten Coningham; İngiltere’nin ise saldırı füzelerini düşürme misyonunun yanı sıra Yemen hava sahasına giren Suudi jetlerine havada yakıt ikmali desteği vereceğini kaydetti.
Avrupa, çatışmalara dahil mi oluyor?
Analistler, Avrupa ülkelerinin bu adımlarla küresel enerji pazarları için hayati önem taşıyan Suudi petrol ihracatını korumayı ve ABD’nin doğrudan askeri müdahalede isteksiz kaldığı bir dönemde Körfez’deki nüfuzunu artırmayı hedeflediğini ifade ediyor. Ancak bu durumun ciddi riskler barındırdığı uyarısı yapılıyor.
RUSI Araştırmacısı Coningham, Husilerin özellikle İngiltere’nin havada yakıt ikmali gibi adımlarını “taarruz desteği” olarak yorumlayabileceğini ve İngiliz güçlerini doğrudan hedef alabileceğini vurguladı. Uzmanlar; Suudi Arabistan’da konuşlu İngiliz veya Fransız personelinin olası bir Husi saldırısında hayatını kaybetmesi durumunda, Avrupa kamuoylarında bu ülkelere doğrudan misilleme yapılması yönünde baskı oluşabileceğini ve Avrupalı güçlerin Yemen’deki ucu açık çatışmanın içine çekilme riski taşıdığını belirtiyor.




