• Ana Sayfa
  • Gündem
  • AYM’den İstanbul Valiliği’nin eylem yasağı kararına hak ihlali

AYM’den İstanbul Valiliği’nin eylem yasağı kararına hak ihlali

Anayasa Mahkemesi, İstanbul Valiliği’nin 2020 yılında Suriye’ye yönelik askerî harekâtı eleştiren eylem ve etkinliklere yönelik genel yasak kararını anayasaya aykırı buldu. Yüksek Mahkeme, idarenin somut gerekçe sunmadan soyut güvenlik riskleriyle tüm toplantıları yasaklayamayacağını vurgulayarak hak ihlali kararı verdi.

AYM’den İstanbul Valiliği’nin eylem yasağı kararına hak ihlali
AYM’den İstanbul Valiliği’nin eylem yasağı kararına hak ihlali
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 22 Ekim 2026 13:33

Anayasa Mahkemesi (AYM), İstanbul Valiliği’nin Mart 2020’de Suriye’ye yönelik askerî harekâtı protesto etmek amacıyla düzenlenmek istenen eylem ve etkinliklere yönelik genel yasak kararında hak ihlali olduğuna hükmetti.

ANKA’nın haberine göre Yüksek Mahkeme, Valilik kararıyla Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

Başvurucuya net 5 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar veren AYM; kararın bir örneğini Adalet Bakanlığı’na, bilgi amaçlı olarak da İstanbul 10. İdare Mahkemesi’ne gönderdi.

Yargı süreci

İstanbul Valiliği, 1-10 Mart 2020 tarihleri arasında kentte yapılması planlanan ve Rojava’daki askerî harekâtı eleştirmeyi amaçlayan tüm eylem ve etkinlikleri yasaklamıştı. Valilik gerekçesinde, hassas bir dönemden geçildiği, eylemlerin toplumda infial yaratabileceği ve provokasyonlara yol açabileceği değerlendirmelerine yer vermişti.

DİSK’e bağlı Dev Sağlık-İş Sendikası yöneticisi Erdoğan Demir’in yasağın iptali istemiyle açtığı dava, ilk derece mahkemesi ve istinaf mercii tarafından reddedilmişti.

Yerel mahkeme, “suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike bulunması halinde toplantıların yasaklanabileceğini” belirterek kararı hukuka uygun bulmuştu. İç hukuk yollarının tüketilmesinin ardından konu Temmuz 2022’de bireysel başvuruyla AYM’ye taşınmıştı.

‘İdare, güvenlik kaygılarını somutlaştırmadı’

Gerekçeli kararında, toplantı kısıtlamalarında müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklandığını kanıtlama yükümlülüğünün idareye ait olduğunu vurgulayan Yüksek Mahkeme, şu tespitlerde bulundu:

“Yasaklama kararında genel nitelikteki ifadelere yer verilmiş ancak bu iddiaları destekleyebilecek somut ve ikna edici bilgi, belge veya veriler yargısal denetime elverişli şekilde ortaya konulmamıştır.

“İdarenin, etkinliğin barışçıl şekilde gerçekleştirilmesini mümkün kılabilecek daha hafif ve alternatif tedbirlerin varlığını değerlendirmeden doğrudan yasaklama yoluna gittiği anlaşılmıştır.

Yalnızca muhtemel güvenlik risklerine dayanılarak tüm toplantı ve gösterilerin yasaklanması anayasal bakımdan yeterli kabul edilemez. Aksi hâlde soyut mülahazalara dayanılarak hakka müdahale edilmesi, hakkın öngörülemez biçimde sınırlanmasına yol açar.”

‘Rahatsız edici düşünceler de ifade edilebilir’

Kararda, Anayasa ile sağlanan güvencenin yalnızca toplum genelince kabul gören görüşleri kapsamadığına dikkat çekildi. Devlet politikalarıyla çelişen, toplumu veya yetkilileri rahatsız eden, şok edici düşüncelerin de kolektif biçimde ifade edilmesine imkân tanınması gerektiği belirtildi. Toplantının barışçıl olmadığına veya şiddeti teşvik ettiğine dair somut bir tespit yapılmadığı, dolayısıyla yasak gerekçesinin anayasal açıdan yetersiz olduğu vurgulandı.

Öte yandan, yasaklama kararının hukuka uygunluğunu denetleyen İdare Mahkemesi’nin de kararın dayandığı gerekçelerin somut bir tehlike oluşturup oluşturmadığını incelemediği, denetimin yüzeysel bırakıldığı ifade edilerek hak ihlali tespiti yapıldı.

‘Bahar Kalkanı’ harekatı

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, İdlib’de rejim güçlerinin hava saldırısıyla 27 Şubat’ta 34 askerin hayatını kaybetmesi üzerine Türkiye’nin Esad’a 29 Şubat gece yarısı için verdiği süreyi öne çektiğini ve harekâtı 27 Şubat gecesi başlattığını açıklamıştı. Akar harekâtın adını da ‘Bahar Kalkanı’ olarak duyurmuştu. Harekat 5 Mart’a kadar sürmüştü.