• Ana Sayfa
  • Manşet
  • İstanbul Barosu’ndan gazetecilere yönelik yargı baskısına tepki

İstanbul Barosu’ndan gazetecilere yönelik yargı baskısına tepki

İstanbul Barosu ve Basın ve İletişim Hukuku Komisyonu, fon krizini haberleştiren gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalar ile Halk TV’ye kayyım atanmasına tepki gösterdi.

İstanbul Barosu’ndan gazetecilere yönelik yargı baskısına tepki
İstanbul Barosu’ndan gazetecilere yönelik yargı baskısına tepki
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 22 Ekim 2026 17:53

İstanbul Barosu ve Basın ve İletişim Hukuku Komisyonu, gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalar ile Halk TV’ye kayyım atanmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bir hafta içinde yaşanan gelişmelerin basın özgürlüğü ve toplumun haber alma hakkı üzerindeki baskıyı artırdığı belirtilen açıklamada, gazetecilik faaliyetinin suç olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı.

Baronun açıklamasında gazeteci Bahadır Özgür’ün gözaltına alınmasına, Murat Ağırel ve İsmail Saymaz hakkında ev hapsi kararı verilmesine, Ağırel’in daha sonra tutuklanmasına ve gazeteci İsmail Arı’nın tutuklanmasına dikkat çekildi. Aynı soruşturma kapsamında Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı’nın da tutuklu bulunduğu hatırlatıldı.

‘Gazetecilik faaliyeti suç olarak nitelendirilemez’

Fon krizini araştıran ve kamuoyuna duyuran gazeteciler hakkında yürütülen soruşturmaların basın özgürlüğü açısından kaygı verici olduğu belirtilen açıklamada, araştırma yapmanın ve haber yayımlamanın gözaltı ya da tutuklama gerekçesi olamayacağı ifade edildi.

Açıklamada, “Gazetecilik faaliyeti suç olarak nitelendirilemez” denilerek kamuoyunu ilgilendiren mali ilişkilerin araştırılmasının ve bir soruşturma hakkında haber yapılmasının tek başına suç oluşturmayacağı kaydedildi.

Fon krizi kapsamında toplumda endişe yaratan olaylarla bu olayları araştırıp haberleştiren gazetecilerin faaliyetlerinin birbirine karıştırılmaması gerektiği vurgulanan açıklamada, tartışılması gerekenin haberin kendisi değil, haberleştirilen olay olduğu belirtildi.

Kayyım uygulamasının basın özgürlüğüne etkisine dikkat çekildi

Gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve adli kontrol tedbirlerinin yanı sıra basın kuruluşlarına kayyım atanmasının da basının bağımsızlığına ilişkin kaygıları artırdığı ifade edildi. Bu müdahalelerin eleştirel basının ekonomik ve hukuki varlığını daraltma tehlikesi taşıdığına dikkat çekildi.

İstanbul Barosu, ceza soruşturmalarının ve tutuklama tedbirlerinin eleştirel haberleri baskılamak ya da basın üzerinde sansür kurmak amacıyla kullanılamayacağını vurguladı.

Anayasa ve AİHS hükümleri hatırlatıldı

Açıklamada, Anayasa’nın 13’üncü ve 19’uncu maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 5’inci maddesinin kişi özgürlüğü ve güvenliğini koruduğu hatırlatıldı. AİHS’nin 10’uncu maddesinin ifade özgürlüğünü güvence altına aldığı belirtilirken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin basını demokratik toplumun gözcüsü olarak kabul eden içtihadına işaret edildi.

Basın Kanunu’nun 3’üncü maddesinde güvence altına alınan bilgi edinme, yayma, eleştirme ve yorumlama özgürlüklerinin de korunması gerektiği kaydedildi. Ceza soruşturmalarının yarattığı caydırıcı etkinin bedelini toplumun haber alma hakkının ödememesi gerektiği vurgulandı.

“Yargı ve idare makamları hukuka uygun hareket etmeli”

İstanbul Barosu, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını koruma sorumluluğu gereği gazetecilere yönelik uygulamalar karşısında sessiz kalamayacağını belirtti.

Açıklamada, yalnızca haber yaptıkları gerekçesiyle gazeteciler hakkında gözaltı, tutuklama ve diğer adli tedbirlerin uygulanmasına son verilmesi istendi. Yargı ve idare makamlarına Anayasa’ya, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına uygun hareket etme çağrısı yapıldı.

Baro, açıklamasının sonunda belirli kişi veya kurumları değil, herkesin hak ve özgürlüklerinin hukuk güvencesi altında olduğu demokratik bir toplum düzenini savunduklarını kaydetti. (Evrensel)