• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Şakran Cezaevi’nde kimlik kartı dayatmasına tepki: Nazi kampları benzetmesi

Şakran Cezaevi’nde kimlik kartı dayatmasına tepki: Nazi kampları benzetmesi

Şakran Kapalı Kadın Cezaevi’nde koğuş dışına çıkarken kimlik kartı taşıma zorunluluğunu kabul etmediği için açlık grevine başlayan Güzin Tolga’nın eylemi sürüyor.

Şakran Cezaevi’nde kimlik kartı dayatmasına tepki: Nazi kampları benzetmesi
Şakran Cezaevi’nde kimlik kartı dayatmasına tepki: Nazi kampları benzetmesi
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 24 Ekim 2026 09:56

Şakran Kapalı Kadın Cezaevi yönetimi, Aralık 2025’ten itibaren mahpusların koğuşlarından dışarı çıkabilmeleri için kimlik kartı taşımalarını zorunlu tutuyor. Kimlik kartı taşıma uygulamasını kabul etmeyen mahpuslara disiplin cezaları verilirken avukat ve ziyaretçi görüşmelerine de kısıtlamalar getiriliyor.

Uygulamayı kabul etmeyen üç mahpus, mart ayında süresiz açlık grevine başladı. Açlık grevine başlayan mahpuslardan Güzin Tolga’nın eylemi devam ediyor. “Örgüt üyeliği” suçlamasıyla 11 yıldır tutuklu bulunan 57 yaşındaki Tolga’nın alerjik astım ve yüksek tansiyon hastalıkları bulunuyor.

Tolga’nın durumu ve cezaevinde uygulanan kimlik kartı zorunluluğuna ilişkin avukatı Veysi Çetin ile vasisi Lezan Caner değerlendirmelerde bulundu.

Avukat Çetin: Disiplin cezaları hukuksuz

Şakran Kapalı Kadın Cezaevi’nde uygulanan kimlik kartı zorunluluğunun ve bu uygulamayı kabul etmeyen mahpuslara disiplin cezası adı altında getirilen tecrit koşullarının hukuksuz olduğunu belirten avukat Veysi Çetin, mahpusların koğuşlarından çıkmalarının engellendiğini ve avukat görüşmelerinin uzun süre kısıtlandığını söyledi.

Çetin, uygulamanın sonuçlarına ilişkin şunları kaydetti:

“Tutsakların kimlik taşıması zorunlu kılındı ve kimliğini taşımayı reddeden tutsaklara ilişkin olarak koğuştan dışarı çıkarılmama cezası uygulandı. Yaklaşık 5 ay boyunca tutsakların avukatlarla görüşü dahi engellendi. Açlık grevleri ve çeşitli mücadeleler sonucunda ilk esnetilen yasak, avukat görüşünün kaldırılması oldu. Eylül ayında da vasi görüşü yasağında bir esneklik sağlandı. Diğer kısıtlamalar devam ediyor. Avukatlar olarak defalarca cezaevi savcısı ve Cumhuriyet Başsavcısı Vekili ile görüşmeler sağlandı.”

Adalet Bakanlığı’na başvurduklarını ancak uygulamanın hukuki bir dayanağının bulunmadığını belirten Çetin, Şakran Cezaevi’nin bu uygulama açısından “pilot cezaevi” olarak belirlendiğini söyledi. Çetin, kimlik kartı taşıma zorunluluğunu kabul etmemenin karşılığında verilebilecek disiplin cezasının en fazla uyarı ya da kınama olabileceğine dikkat çekti.

Çetin: Kimlik dayatması damgalamanın önünü açıyor

Kimlik kartı uygulamasının psikolojik bir cezalandırma yöntemi olduğunu vurgulayan Veysi Çetin, uygulamayı Nazi dönemindeki kamplarda Yahudilere sarı yıldız takılmasına benzetti. Çetin, kimlik zorunluluğunun mahpusların kimliksizleştirilmesine ve damgalanmasına zemin hazırladığını ifade etti.

Çetin, uygulamanın tarihsel arka planına ve cezaevlerindeki mevcut işleyişe ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Nazi döneminde, kamplarda Yahudiler sarı yıldız takarlardı. Kimlik dayatmasının kendisi aslında kimliksizleştirmenin de önünü açıyor. Geçmişte tekrar kimlik dayatması uygulaması yapılmaya çalışmıştı ama hep tutsakların direnişi ile sonuçlanmıştı. Önceki dönemlerde kimliklerde tutsakların hangi örgütten olduğu da yazılırdı.”

Son uygulamada kimlik kartlarında herhangi bir ibare bulunmamasına rağmen bazı mahpusların geçmişteki uygulamalar nedeniyle kart taşımayı kabul etmediğini belirten Çetin, mahpusların koğuştan çıkarken yanlarında zaten bir infaz görevlisinin bulunduğunu ve kimliklerinin bilindiğini dile getirdi. Mahpusların, gerekli görülmesi halinde kimlik kartlarını gardiyanların taşıyabileceğini de belirttiklerini aktardı.

Çetin, F tipi cezaevlerinde uygulamanın farklı biçimde yürütüldüğünü anlatarak şunları söyledi:

“F tipi cezaevlerinde tutsakların kimlik kartları, koğuş kapısında asılıdır ve herhangi bir sebeple koğuştan çıktıklarında kimlikleri infaz memuru yanına alır ve koğuşa girerken tekrar kapıya asılır.”

Kimlik kartı zorunluluğunun damgalamaya yol açtığını belirten Çetin, uygulamanın sürmesi halinde kısıtlamaların giderek artabileceği uyarısında bulundu.

Güzin Tolga’nın sağlık durumu kötüleşiyor

Güzin Tolga’nın sağlık durumuna ilişkin bilgi veren vasisi Lezan Caner, son ziyaretinde Tolga’nın ağzında yaralar oluştuğunu, ciddi kilo kaybettiğini ve yüzünün sarardığını gördüğünü söyledi. Caner, Tolga’nın sıcak suya erişim ve kişisel ihtiyaçlarını karşılama konusunda da sorun yaşadığını belirtti.

Son ziyaretlerinde yaşadıklarını aktaran Caner, Tolga’nın semaverinin bozulduğunu ve kendi parasıyla yenisini almak istemesine rağmen cezaevi yönetiminin çeşitli gerekçelerle bu talebi karşılamadığını anlattı.

Caner, Tolga’nın kendisine söylediklerini şöyle aktardı:

“Bir önceki ziyaretimde kendisinden ağzında yaralar çıktığını öğrendim, üstelik çok kilo kaybetmişti ve yüzü sapsarıydı. Bunun üzerine kendisine bitki çayı yapmasını önerdiğimde, ‘Abla, semaverim bozuldu. 9 gündür kendi paramla almak istememe rağmen cezaevi idaresi tarafından çeşitli bahaneler ile oyalanıyorum’ dedi.”

Havaların soğumasına rağmen Tolga’nın sıcak suya erişemediğini ve çok üşüdüğünü söylediğini belirten Caner, Tolga’nın kışlık ayakkabıya da ihtiyaç duyduğunu ancak bu ihtiyacın karşılanamadığını ifade etti.

Caner, açık görüşlerde cezaevine eşya alınmasına izin verilmediğini, kargo yoluyla gönderim yapılmak istendiğinde ise Tolga’nın yaka kartı takmayı reddetmesi nedeniyle gönderiyi teslim almasına izin verilmediğini belirtti.

Yaşananlara tepki gösteren Caner, “Bu bir zulümdür. Bu hukuksuz disiplin cezaları hayati risk oluşturuyor” dedi.

Güzin Tolga başka bir cezaevine sevk edilmek istiyor

Güzin Tolga’nın sağlık durumunun açlık grevi nedeniyle daha da kötüleşebileceğine dikkat çeken Lezan Caner, Tolga’nın eylemin ardından mevcut cezaevinde tek başına kalmasının tedavi sürecinde ciddi sorunlara yol açabileceğini söyledi.

Caner, Tolga’nın temel talebinin başka bir cezaevine sevk edilmek olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Güzin Tolga’nın tek talebi, başka bir hapishaneye sevk edilmek. Yaka kartından kaynaklı baskılar çözülse bile şu an bulunduğu cezaevinde tek başına kalacak ve bu 100 günlük açlık grevinden sonra tedavisi için ciddi sorunlar teşkil edecek.”