Amedspor’un geleceği biraz da çocukların ayaklarında
Hasan Deniz 25 Ekim 2026

Amedspor’un geleceği biraz da çocukların ayaklarında

Amedspor’un geleceği biraz da çocukların ayaklarında

 

Diyarbakır’ın bir mahallesinde, Batman’ın bir köyünde, İstanbul’un bir semtinde ya da Almanya’daki bir futbol sahasında top oynayan çocuklar var. Kiminin ayağında doğru dürüst bir krampon yok, kiminin düzenli antrenman yapabileceği bir saha. Bazıları amatör kulüplerde futbol öğreniyor, bazıları okul çıkışında arkadaşlarıyla yaptığı maçlarla yetiniyor.

Aralarında yetenekli olanlar mutlaka vardır. Ama kaçının kendisini gösterebileceği bir fırsat bulacağını bilmiyoruz.

Amedspor’un 20 Ekim’de duyurduğu futbol okulları girişimi, bu nedenle önemli. Kulüp, farklı yerlerde futbol okulları açılması için başvuru sürecini başlattı. Tanıtım toplantısında Futbol Okulları Sorumlusu Nurullah Edemen, daha önce altyapıya katılmak isteyen 14 bin kişinin başvurduğunu açıkladı.

14 bin başvuru az değil. Fakat bu ilginin ne kadarının düzenli futbol eğitimine dönüşeceği, daha da önemlisi kaç çocuğun yıllar boyunca gelişimini sürdürebileceği henüz belli değil.

Futbol okulu açmakla futbolcu yetiştirmek aynı şey değil. Birincisi için tesis, sermaye ve organizasyon gerekiyor. İkincisi için bunların yanında futbol bilgisi, iyi antrenörler ve yıllarca sürecek sabırlı bir çalışma şart.

Avrupa’da bunun başarılı örnekleri var. Athletic Bilbao, 1971’de kurulan Lezama akademisiyle Bask bölgesindeki futbolcu yetiştirme geleneğini kurumsallaştırdı. Barcelona’nın La Masia’sı, genç oyuncularına ortak bir oyun anlayışı kazandırmasıyla tanınıyor. Lionel Messi, 13 yaşında Barcelona’ya geldiğinde Arjantin’de futbol eğitimine başlamıştı. Barcelona, bu yeteneğin gelişebileceği ortamı sağladı.

Ajax’ın De Toekomst akademisi ve Dinamo Zagreb de yetiştirdikleri oyuncularla tanınıyor. Benfica ise bölgesel eğitim merkezleri sayesinde çocukların ailelerinden ayrılmadan futbol eğitimi almalarına imkân sunuyor; gelişim gösterenleri ana akademisine yönlendirebiliyor.

Bu örneklerin Amedspor açısından önemi, yetiştirdikleri yıldızlardan çok, o yıldızların yetişmesini mümkün kılan çalışma düzeninde. Amedspor’un Barcelona veya Bilbao olmaya çalışmasına gerek yok. Kendi şartlarına uygun, iyi işleyen bir sistem kurması yeterli.

Futbol okulunu kim açacak?

Projenin en önemli konularından biri, Amedspor adıyla futbol okulu açma hakkının kimlere verileceği.

Elbette sermaye gerekiyor. Saha kiralamak, tesis hazırlamak, malzeme almak ve antrenör çalıştırmak ciddi maliyetler gerektiriyor. Ancak kulüp, başvuran kişinin yalnızca maddi gücüne değil, bu işi ne kadar profesyonel yürütebileceğine de bakmalı.

Bir yatırımcının futbol geçmişi bulunmayabilir. Bu başlı başına engel değil. Fakat futbol eğitimi, alanında uzman kişilerin sorumluluğunda olmalı. Nitelikli bir teknik kadro, yaş gruplarına uygun antrenman programları ve çocukların gelişimini izleyen bir düzen kurulmalı.

Amedspor’un adını taşıyacak her okul için açık standartlar belirlenmeli. Tesis koşulları, antrenör yeterlilikleri, çocukların güvenliği ve mali sürdürülebilirlik birlikte değerlendirilmeli.

Denetim de yalnızca açılışta yapılmamalı. Kulüp, kendi armasını taşıyan okulların çalışmalarını düzenli olarak izlemeli. Belirlenen standartları karşılamayan işletmelerin Amedspor adını kullanma hakkı sona erdirilebilmeli.

Çünkü tabelaya Amedspor yazmak kolay. Önemli olan, o tabelanın altında çocuklara nasıl bir eğitim verildiği.

Diyarbakır’dan İstanbul’a, oradan Avrupa’ya

Amedspor’un futbol okulları yalnızca Diyarbakır ve çevresindeki illerle sınırlı kalmamalı. İstanbul, İzmir, Adana, Mersin gibi şehirler ve Avrupa’daki uygun merkezler de bu çalışmanın içinde düşünülebilir.

Ancak bütün bu yerlerde aynı anda okul açmaya çalışmak yerine, önce birkaç merkezle başlamak daha sağlıklı olabilir.

Diyarbakır’da oluşturulacak merkezi altyapı yapısına bağlı pilot okullar seçilebilir. İlk altı ayda antrenman programları, antrenörlerin çalışmaları ve çocukların gelişimi değerlendirilir. Eksikler görüldükten sonra yeni merkezler açılır.

Böylece hızlı büyüyen ama birbirinden kopuk okullar yerine, ortak bir eğitim anlayışıyla çalışan bir ağ kurulabilir.

Örneğin Batman’da dikkat çeken on iki yaşındaki bir çocuğun gelişimini kim takip edecek? İstanbul’daki bir okulda öne çıkan oyuncu Diyarbakır’daki altyapı sorumlularına nasıl bildirilecek? İzmir’deki bir çocuk hangi koşullarda değerlendirme kampına çağrılacak?

Bu soruların cevabı baştan verilmeli.

Avrupa’daki futbol okulları için ise farklı bir hazırlık gerekiyor. Almanya, Fransa, Hollanda ve Belçika gibi ülkelerde yerel kulüplerle iş birlikleri kurulabilir. Ancak her ülkenin antrenörlük, kulüp tescili ve çocukların korunmasına ilişkin kuralları dikkate alınmalı. Reşit olmayan futbolcuların uluslararası transferlerinde FIFA düzenlemelerine uyulması da şart.

Avrupa’da bir okul açmak, oradaki çocukların kısa sürede Diyarbakır’a getirileceği anlamına gelmemeli. Öncelik, bulundukları ülkede iyi futbol eğitimi almaları ve gelişimlerinin izlenmesi olmalı.

Bu ağın merkezinde de çocukların gelişimini takip eden ortak bir sistem bulunmalı. Futbol okulları birbirinden habersiz çalışırsa Amedspor’un adı yayılır, fakat altyapısı aynı ölçüde güçlenmeyebilir.

Futbolcu olamayan çocuk ne olacak?

Futbol okullarından söz ederken çoğu zaman geleceğin yıldızlarını düşünüyoruz. Oysa bu okullara başlayan çocukların yalnızca küçük bir bölümü profesyonel futbolcu olabilecek.

On iki yaşında çok yetenekli görülen bir çocuk, birkaç yıl sonra futbolu bırakabilir. Sakatlanabilir, gelişimi beklenen düzeye ulaşmayabilir veya başka bir meslek seçebilir.

O çocuğun eğitim hayatı ne olacak?

Avrupa’daki köklü akademilerin önemli özelliklerinden biri, gençlerin futbol eğitimiyle okul hayatını birlikte sürdürebilmeleri. Amedspor’un da bu konuda açık bir anlayışı olmalı.

Antrenman saatleri ders programlarına uygun düzenlenmeli. Ailelerle iletişim kurulmalı, çocukların okul devamlılığı gözetilmeli. İmkânlar geliştikçe ders desteği ve rehberlik hizmetleri sağlanabilir.

İstanbul’daki bir çocukla Diyarbakır’daki bir çocuğun ihtiyaçları farklı olabilir. Avrupa’daki merkezlerde yerel okul sistemi ve dil koşulları da dikkate alınmalı. Ama temel ilke her yerde aynı kalmalı: Futbol eğitimi, çocuğun öğrenimini aksatmamalı.

Ekonomik imkânları sınırlı ailelerin çocukları da unutulmamalı. Yönetimin ücretsiz kontenjan hedefi bu nedenle önemli. Bu kontenjanların nasıl dağıtılacağı açık olmalı. Yetenekli bir çocuğun futbol eğitimi alıp alamayacağını ailesinin ödeme gücü belirlememeli.

Bir çocuk profesyonel futbolcu olamayabilir. Ama eğitiminden kopmadan spor yapmış, arkadaşlıklar kurmuş ve kendine güven kazanmışsa, futbol okulunda geçirdiği yıllar boşa gitmemiştir.

Amatör kulüplerin emeği unutulmamalı

Diyarbakır’da da İstanbul’da da Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde de yıllardır çocuklara futbol öğreten amatör kulüpler var.

Özellikle Diyarbakır ve çevresinde sınırlı imkânlarla çalışan, bazen kendi cebinden harcayarak çocukları maçlara götüren antrenörlerin emeği büyük.

Amedspor’un kuracağı futbol okulları ağı, bu kulüpleri dışarıda bırakmamalı. Onlarla iş birliği yapılabilir, ortak antrenör eğitimleri ve bölgesel turnuvalar düzenlenebilir. Yetenekli oyuncuların gelişimi birlikte takip edilebilir.

Elbette amatör kulüplerin yetiştirme emeği ve hakları da korunmalı. Amedspor’un güçlenmesi, yıllardır genç futbolcular yetiştiren yerel kulüplerin zayıflaması anlamına gelmemeli.

Başarıyı tabela sayısıyla ölçmeyelim

Birkaç yıl sonra Amedspor yönetimi kaç futbol okulu açıldığını açıklayacaktır. Diyarbakır’da, İstanbul’da, İzmir’de veya Avrupa’da açılan merkezlerin sayısı elbette merak edilecek.

Ama asıl önemli olan başka sorular.

Kaç çocuk düzenli futbol eğitimi aldı? Kaç antrenör yetiştirildi? Ücretsiz kontenjanlardan kaç öğrenci yararlandı? Kaç oyuncu merkezi altyapıya yönlendirildi? Kaçı profesyonel futbola ulaşabildi?

Kulüp, her yıl bu bilgileri içeren bir faaliyet raporu yayımlayabilir. Böylece hem kamuoyu gelişmeleri izler hem de yönetim eksikleri daha açık görür.

Futbol okullarının gelir üretmesi doğal. Ancak kayıt ücretlerinin ve forma satışlarının artması, çocukların daha iyi futbol eğitimi aldığı anlamına gelmez.

Amedspor’un arması bir okula ilgi kazandırabilir. O ilgiyi kalıcı güvene dönüştürecek olan ise verilen eğitimin kalitesidir.

Bugün Amedspor, sportif hedeflerine ulaşmak için transferler yapıyor. Profesyonel futbolun rekabet koşullarında buna ihtiyaç var. Fakat her sezon dışarıdan futbolcu arayan bir kulüple kendi yetiştirdiği oyuncuları da kadrosuna katabilen bir kulübün geleceği aynı değil.

Altyapıdan gelen bir futbolcu yıllarca A takımda oynayabilir, başka bir kulübe transfer edilerek gelir sağlayabilir. Genç takımlardaki çocuklara da ulaşabilecekleri somut bir hedef gösterebilir.

Bunun için zaman gerekiyor. Avrupa’nın köklü akademileri de bugünkü durumlarına birkaç yılda ulaşmadı. Amedspor’un önceliği, kısa sürede büyük sonuçlar vaat etmek yerine iyi çalışan bir sistem kurmak ve onu sürdürmek olmalı.

Bir gün Diyarbakır’da tribünler doluyken Amedspor’un ilk on birinde kendi altyapısından yetişmiş birkaç genç sahaya çıkarsa, bunun taraftar için ne anlama geleceğini anlatmaya gerek yok.

Belki biri Batman’dan gelecek, biri İzmir’den. Belki İstanbul’da büyüyen bir çocuk, belki de ailesiyle Almanya’da yaşayan bir genç Amedspor formasını giyecek.

Fakat böyle bir günü beklerken bugünün çocuklarını yalnızca geleceğin futbolcuları olarak görmemek gerekiyor. Hepsi profesyonel olmayacak. Hepsinin yolu A takıma çıkmayacak. Buna rağmen her biri iyi bir eğitim almayı, güvenli bir ortamda spor yapmayı ve kendisini geliştirme fırsatını hak ediyor.

Amedspor’un futbol okulları bu anlayışla kurulursa, ortaya yalnızca futbolcu yetiştiren bir yapı çıkmaz. Kulübün farklı şehirlerdeki çocuklarla ve ailelerle ilişkisi de daha sağlam bir temele oturur.

Bir futbol okulunun açılışında kurdele kesmek birkaç dakika sürer. O okuldan bir futbolcu yetiştirmek yıllar alır.

Amedspor için asıl sınav, kurdele kesildikten sonra başlayacak.

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.