• Ana Sayfa
  • Kadın
  • 🟣 25 Kasım | Diyarbakır ve Rojava’dan çağrı: ‘Yalnızlık ve sessizlik öldürür, örgütlülük yaşatır’

🟣 25 Kasım | Diyarbakır ve Rojava’dan çağrı: ‘Yalnızlık ve sessizlik öldürür, örgütlülük yaşatır’

Özgür Kadın Hareketi (TJA), 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Diyarbakır’da düzenledikleri etkinliklerle eylem takvimini başlattı. “Öz güç ve özgür iradeyle şimdi kadın zamanı” sloganıyla yapılan açıklamada, ortak mücadele çağrısı yapıldı.

🟣 25 Kasım | Diyarbakır ve Rojava’dan çağrı: ‘Yalnızlık ve sessizlik öldürür, örgütlülük yaşatır’
🟣 25 Kasım | Diyarbakır ve Rojava’dan çağrı: ‘Yalnızlık ve sessizlik öldürür, örgütlülük yaşatır’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 8 Kasım 2026 14:26

Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA), “Öz güç ve özgür iradeyle şimdi kadın zamanı” (Bi hêza cewherî û bi vîna azad niha dema jinê ye) sloganıyla 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında gerçekleştirilecek eylem ve etkinlikleri Diyarakır’ın Bağlar ilçesindeki Sümerpark’ta ilan etti.

Açıklamaya, sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda kadın katıldı. Açıklamada basın metnini Özgür Kadın Hareketi aktivisti Rengin Sarsarkan okudu.

Kadına yönelik şiddetin yalnızca öldürme, yaralama ve darp yoluyla gerçekleşmediğini kaydeden Rengin Sarsarkan, şunları söyledi:

“Kadınların düşünmesini istemeyen erkek egemen zihniyet, sözlerini yasaklıyor ve onları çalışma yaşamından koparmak istiyor. Tarihte bereketi keşfeden kadınları bugün bir lokma ekmeğe muhtaç bırakmak istiyorlar. Bugün devletlerin tüm kurumları; eğitim, inanç merkezleri, kültür alanları, medya ve tüketim pazarı aracılığıyla kadınları baskı ve kıskacın altında tutmaya çalışıyor. Bütün kurumlarıyla kadın katliamlarının ideolojik zeminini oluşturan ve katilleri cezasız bırakan devlet zihniyeti, gücünü en çok kendi yarattığı ailelerden alıyor. Teşvik eden, yasaklayan ve cezalandıran devlet zihniyeti, aile içinde bir erkek olarak karşımıza çıkıyor. Aile içindeki şiddet, ailenin özel alan olduğu bahanesiyle mücadele alanının dışına çıkarılmak isteniyor. Özgürlük mücadelesinde ısrar eden biz kadınlar, özgür eş yaşam felsefesiyle şunu istiyoruz: Aile olacaksa da şiddetin kökü değil, barışın kaynağı olsun.” 

Cezasızlık politikaları 

Kadınların şiddete maruz kaldığına dikkat çeken Rengin Sansarkan, şöyle devam etti:

“Güncel istatistiklerden de görüyoruz ki kadın katliamları nedeniyle yaşanan kayıplar, yeryüzündeki bütün savaşlarda yaşanan kayıplardan daha fazla. Dünyada her gün en az 180 kadın katlediliyor; her yıl yaklaşık yüz bin kadın erkekler tarafından öldürülüyor. Her üç kadından biri fiziksel şiddetle, her iki kadından biri ise yaşamı boyunca psikolojik şiddetle karşı karşıya kalıyor. Kadın ve çocuk ticareti her geçen gün artıyor; kırk milyondan fazla çocuk ve kadının fuhşa sürüklendiği biliniyor. Kadınlar dünyanın farklı bölgelerinde kaçırılıyor; kimi ülkelerde zorla evlendiriliyor, kimi ülkelerde köle olarak çalıştırılıyor, kimi ülkelerde ise pornografi ve fuhuş gibi sektörlere zorla sokuluyor. Bedenleri alınıp satılıyor ve bu durum sürüyor. Kadınlara karşı yürütülen ve hâlâ adı konulmamış bu savaş, dünyanın her yerinde her gün devam ediyor! Erkek egemenliğinin kurumsallaşmış yapıları ve cezasızlık politikaları, kadına yönelik şiddetin önünü açıyor. Gülistan Doku, Rojin Kabaiş ve İpek Er dosyalarında gördüğümüz gibi cezasızlık politikası, faillerin korunmasına ve kadın katliamlarının sürmesine zemin hazırlıyor.”

‘Her gün bir kadın katlediliyor’

“Şiddetle Mücadele Ağı ile birlikte gerçekleştirdiğimiz Kadınların Adalet ve Anma Nöbetleri’nde, kadın katliamlarının çok yüksek bir düzeye ulaştığını gördük. Türkiye’de bir ayda en az 28 kadın en yakınlarındaki erkekler tarafından katledildi, 19 kadın ise şüpheli biçimde ölü bulundu. Diyarbakır’da da Sultan Kara, Gülistan Karadağ, Mizgin Kılıç ve Ayfer Çakmak, boşandıkları ya da boşanma aşamasında oldukları erkekler tarafından katledildi. Bu katliamlar, kadınların yaşam hakkına yönelik saldırıların ve erkek şiddetinin ulaştığı düzeyin açık göstergeleridir.
Erkekler tarafından katledilen, ölümleri intihar, kaza ya da şüpheli ölüm olarak kayda geçirilen ve karanlıkta bırakılan kadınların hikâyeleri, toplumsal hafızada canlılığını koruyor. Kadınların isimlerinin, yaşamlarının ve adalet arayışlarının unutulmasına izin vermiyoruz; cezasızlık politikasını kabul etmiyoruz. Gerçekler açığa çıkarılana, sorumlular hesap verene ve adalet sağlanana kadar sessiz kalmayacağız.”

Rengin Sarsarkan, kadınların ve gençlerin hedef alındığı politikaların toplumsal hafızayı yok etmeyi amaçladığını belirtti. Uyuşturucu, fuhuş ve dijital şiddet gibi yöntemlerle özel savaş yürütüldüğünü vurgulayan Rengin Sarsarkan, şu ifadeleri kullandı:

“Bu özel savaş politikasının özellikle anadilimizin unutturulmasını, kültürümüzün köklerinden ve tarihinden uzaklaştırılmasını amaçladığını biliyoruz. Bölgemizde gerçekleştirilen ekolojik katliamların amaçlarından biri de kadınları yaşam alanlarından koparmak ve doğalarından uzaklaştırmaktır.
Biz kadınlar, kadına yönelik şiddeti meşru gören ve sürdüren özel savaş politikalarının mekanizmalarına karşı örgütlü gücümüz ve irademizle mücadele ediyoruz. Temel amacımız, bu mücadeleyi eylem ve etkinliklerimizle de büyütmektir. “

‘Sessizlik öldürür örgütlülük yaşatır’ 

Barış sürecine de değinen Rengin Sarsarkan, şunları da dile getirdi:

“Müzakere sürecinin ancak kadınların öncülüğü, örgütlenmesi, bir araya gelmesi, dayanışması ve mücadeleyi yükseltmesiyle gerçekleşeceğine inanıyoruz. Bunun için kadına yönelik her türlü şiddete karşı mahalle mahalle, köy köy, sokak sokak kadınlarla buluşacağız. Atölyeler, kadın toplantıları ve farkındalık çalışmalarıyla kadınların sesini ve sözünü büyütecek, dayanışmayı güçlendireceğiz. Kadınların yaşam hakkını savunmak, şiddete karşı direnişi örgütlemek ve sesimizi daha güçlü yükseltmek için örgütlü gücümüzü kullanacağız. Diyoruz ki: Yalnızlık ve sessizlik öldürür; örgütlülük ve eylem yaşatır.” 

Rengin Sarsarkan konuşmasının sonunda bütün tüm kadınlara 25 Kasım eylem ve etkinliklerine katılım çağrısında bulundu.

‘Kadınlar yalnız değildir’ 

Cezasızlık politikasıyla beraber kadınların her alanda şiddete maruz kaldığını ifade eden Özgür Kadın Hareketi aktivisti Çağlar Demirel de şunları söyledi:

“Biz kadınlar şiddete karşı örgütlülüğümüz ve mücadelemizi büyütüyoruz. Rojava’da kadınların saçından korktular, Rojhilat’ta kadını 4 duvar arasında tutmak istediler ama Jina Mahsa Amini ‘jin jiyan azadi’ dedi ve bu tüm dünyaya yayıldı. Katledilen kadınları anıyoruz kadınlar mücadelesini büyütüyoruz. Kadının üzerinde saldırı cezaevinde de sürüyor. Hasta tutuklular bırakılmıyor, infazı yakılıyor. Bu erkek zihniyetin saldırılarıdır. Özel savaş politikalarını Rojin Kabaiş’te Gülistan Doku’da gördük. Barışa İhtiyacım Var Kadın İnsiyatifi, Dersim’de, Batman’da kadın ölümlerine karşı bir araya geldi. Siz erkekleri cezalandırmıyorsunuz. Kadınlar buna karşı mücadelesini büyütecek. Kadınlara çağrımızdır kadına yönelik mücadele eden kurumlarımız var kadınlar yalnız değilsiniz birbirimize el verelim.”

‘Kadınlar olmadan süreç başarıya ulaşamaz’

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak ise şunları söyledi:

“Belediyemizin olduğu her yerde kadına yönelik şiddetle mücadelemizi güçlendiren bir yerdeyiz. Kadın mücadelesi büyüsede erkek egemenliğine zihniyet kendini kurumsallaştırıyor, bunun farkında olarak kadınlarla dayanışarak palazlanan devlet eliyle ortaya çıkan erkek kurumsallaşmasına karşı kampanyalar yürütüp mahallelerde uygulamak için çalışıyoruz. 25 kasım’a hazırlanırken konferanslar yaptık, çalışma alanlarımızı değerlendirdik nasıl yaparız kadınlara daha çok ulaşabiliriz diye değerlendirdik. Sahada olduğumuzu ve kadınları yalnız bırakmadığımızı söylüyoruz. Bizlere düşen kadınların örgütleyebilmek. İktidarın yol ve yöntemler arttıkça Bizimde yan yana gelme biçimlerimizi ele almamamız gerekiyor. Bu coğrafyaya uzun yıllar kadınların Kürt ve kadın kimliğinden dolayı 2 defa karşı karşıya olduğunu biliyoruz. Kadın örgütlü mücadelesinin gücüne inanıyoruz. 25 Kasım’a giderken çağrı yapıyoruz, bizimle birlikte örgütlenme çağrısı yapıyoruz. Omuz omuza verebilmek için size ihtiyacımız var. 25 Kasım’ın tüm programlarında yan yana olmaya çağırıyoruz. Sayın Öcalan’ın başlatmış olduğu Barış süreci devam ediyor. Kadınlar olmadan hiçbir barış süreci başarıya ulaşamamıştır.”

Açıklama sonrası kadınlar, 26 Ağustos günü katledilen Sultan Kara’nın katledildiği yere kadar yürüyüş düzenleyerek karanfil bıraktı.

Elazığ’da erkek şiddeti: Nazmiye Ö. katledildi

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında ülke genelinde etkinlikler ve açıklamalar gerçekleştirilirken, Elazığ’da bir kadın cinayeti daha yaşandı.

Elazığ’ın Keban ilçesine bağlı Denizli köyünde A.P. isimli erkek, Nazmiye Ö.’yü ateşli silahla katletti. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Nazmiye Ö.’nün yaşamını yitirdiği belirlendi.

Olayın ardından fail A.P. gözaltına alınırken, Nazmiye Ö.’nün cenazesi otopsi için Fırat Üniversitesi Hastanesi morguna kaldırıldı. Soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Rojava’da 25 Kasım kampanyası

Rojava’da da 25 Kasım etkinleri başladı. Rojava’daki Kadın Hareketleri ve Örgütleri Ortak Eylem Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Kamışlo’daki 12 Mart Şehitleri Stadyumu’nda açıklama yaptı.

Açıklamada, kadına yönelik şiddetin yalnızca fiziksel ve psikolojik saldırılarla sınırlı olmadığı vurgulandı.

Kadınların ekonomik olarak engellenmesinin, kamusal alandan uzaklaştırılmasının, siyasi ve kurumsal mekanizmalardan dışlanmasının da şiddetin farklı boyutlarını oluşturduğu belirtildi. Suriye’de savaş ve kriz yıllarında kadınların ağır yükler üstlendiğine işaret edilen açıklamada, toplumun korunmasında ve yaşamın sürdürülmesinde temel rol oynayan kadınların hâlâ karar mekanizmalarından uzak tutulduğu kaydedildi.

Kadınların kazanımları için hukuki güvence

Suriye’deki olası entegrasyon ve yeniden yapılanma süreçlerine de dikkat çekilen açıklamada, bu süreçlerin hukuki güvencelerden yoksun yürütülmesinin kadınların bugüne kadar elde ettiği kazanımları geriletebileceği uyarısı yapıldı. Kadın-erkek eşitliğinin anayasa ve yasalarda eksiksiz biçimde güvence altına alınması istendi. Kadınların siyasi, idari ve yargısal süreçlere katılımının sembolik düzeyde bırakılmaması gerektiği belirtilen açıklamada, tüm karar mekanizmalarında eşit ve etkin temsil talep edildi.

Kadın örgütleri barış inşasının temel ortağı olmalı

Platform, ev içi, toplumsal ve cinsel şiddete karşı etkili koruma sağlayacak ve faillerin hesap vermesini güvence altına alacak yasaların çıkarılmasını istedi. Kadın kurumlarının ulusal diyalog ve barış inşası süreçlerinde temel ortak olarak tanınması gerektiği vurgulandı. Geçiş dönemi adaleti kapsamında savaş yıllarında yaşanan ihlallerin ortaya çıkarılması talep edilen açıklamada, kadınların tazmin mekanizmalarında da yer alması gerektiği belirtildi.

Kampanya 25 Kasım’a kadar sürecek

8 Kasım’da başlayan kampanya, 25 Kasım’a kadar devam edecek. Kampanya kapsamında seminerler, paneller, forumlar, sergiler ve yürüyüşler düzenlenecek.