ABD Başkanı Donald Trump’ın, kabinesinde ince eleyip sık dokuyarak oluşturduğu kadroda yaprak dökümüne devam ediyor. Geçen ay İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem’in görevden alınmasının ardından, Adalet Bakanı Pam Bondi de Trump tarafından gözden çıkarılan ikinci isim oldu.
Trump, mart ayı başında Noem’in görevden alındığını duyurmuştu. Son olarak Bondi’nin görevine son verildiği açıklandı. Amerikan basınında yer alan haberlere göre, Bondi sonrasında da tasfiye sürecinin devam etmesi bekleniyor. İddialara göre, Trump, Bondi’nin Jeffrey Epstein meselesini ele alış biçiminden hayal kırıklığına uğradı. Son haftalarda Trump, Bondi ile “fikirlerini test etmek” amacıyla sık sık görüşmeler gerçekleştirdi; ancak sonunda tasfiye kararı aldı.
ABD basını, Trump’ın kabinesinde yaşanan “değişim dalgasının” henüz sona ermediğini belirtiyor. Noem’in görevden alınmasının ardından birçok kabine üyesi ve üst düzey yetkilinin, “Sıradaki ben miyim?” endişesiyle telefon başında beklemeye başladığı ifade ediliyor. İngiltere merkezli The Guardian’ın haberine göre, ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, Trump’ın radarında olan bir diğer isim.
Gabbard’ın, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını “savunmamaya” ilişkin tutumu nedeniyle Trump’ı hayal kırıklığına uğrattığı iddia ediliyor. Ayrıca Gabbard’ın, istifa eden Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent’i “koruması” da Trump’ın öfkesini çekti. Trump’ın Gabbard hakkında kabine üyelerine görüşlerini sorduğu öne sürülüyor.
Haberde, Ticaret Bakanı Howard Lutnick ve Çalışma Bakanı Chavez-DeRemer’in de olası tasfiyeler arasında olduğu belirtiliyor. Trump’ın Lutnick’i görevden alarak “Ekonomi konusunda değişiklikler yapıyorum” mesajı vermek istediği iddia ediliyor. Ayrıca, FBI Direktörü Kash Patel’in de Trump’ın gözden çıkardığı isimler arasında olduğu öne sürüldü. Trump’ın, kendisine sadık olan bu isimleri de tasfiye etmekten çekinmeyeceği değerlendiriliyor.
İlerleyen günlerde devam etmesi beklenen tasfiyeler, Trump’ın yönetim tarzına ilişkin eleştirileri de beraberinde getiriyor. The Telegraph’da yazar Jeremy Warner, Trump’ın yönetimi altında ABD’nin “muz cumhuriyetine” dönüştüğünü savundu. Warner, Trump’ın “sadakat temelli” yönetme tarzını eleştirerek, onu “ülkeyi kendisine itaat eden ve bazıları yolsuzluk yapan dalkavuklardan oluşan bir yönetimle, Orta Çağ kralı gibi yönetmekle” suçladı. Analizde birçok varlıklı bağışçının, kabine ve yürütme organı pozisyonları, büyükelçilikler, af ve ceza indirimleriyle ödüllendirildiği vurgulandı.




