• Ana Sayfa
  • Manşet
  • ABD eski Dışişleri Bakanı Pompeo: Washington ‘tehlikeli bir kumar’ oynuyor, IŞİD hortlayabilir

ABD eski Dışişleri Bakanı Pompeo: Washington ‘tehlikeli bir kumar’ oynuyor, IŞİD hortlayabilir

Pompeo, ABD’nin Suriye’de “tehlikeli bir kumar” oynadığını belirterek, kazanımların ve müttefiklerin terk edilmesinin IŞİD’i yeniden hortlatacağı uyarısında bulundu.

ABD eski Dışişleri Bakanı Pompeo: Washington ‘tehlikeli bir kumar’ oynuyor, IŞİD hortlayabilir
ABD eski Dışişleri Bakanı Pompeo: Washington ‘tehlikeli bir kumar’ oynuyor, IŞİD hortlayabilir
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 28 Ocak 2026 01:48
  • Güncellenme: 29 Ocak 2026 01:41

Donald Trump’ın 2016-2020 yılları arasındaki ilk başkanlık döneminde Dışişleri Bakanlığı yapan Mike Pompeo, Washington’ın mevcut Suriye politikasını sert bir dille eleştirdi. Pompeo, ABD’nin Suriye’de “tehlikeli bir kumar” oynadığını belirterek, kazanımların ve müttefiklerin terk edilmesinin IŞİD’i yeniden hortlatacağı uyarısında bulundu.

Pompeo Washington Post gazetesinde yayımlanan makalesinde, Suriye’deki son gelişmeleri ve ABD’nin bölgeden çekilme planlarını değerlendirdi.

Pompeo, atılan adımların bölgesel istikrarı ve bölgedeki ABD askerlerinin hayatını riske attığını savundu.

Pompeo yazısında, SDG’nin Deyrizor ve Rakka gibi bölgelerden çekilmek zorunda kalmasından derin endişe duyduğunu belirtti.

Şam güçlerinin SDG kontrolündeki bölgelere girmesiyle birlikte güvenlik boşluğu oluştuğunu ifade eden Pompeo, “Şeddadi Cezaevi’nden belirsiz sayıda IŞİD militanının firar etmesi, ABD askerlerinin hayatı için doğrudan bir tehdittir” dedi.

SDG’nin IŞİD hilafetinin çökertilmesinde ABD adına cesurca savaştığını hatırlatan Pompeo, “Washington sadece çekilmiyor, aynı zamanda müttefikine verdiği sözlere sırtını dönerek bölgenin kaderini henüz rüştünü ispat etmemiş bir Suriye hükümetine bırakıyor” ifadeleriyle mevcut yönetime sert eleştirilerde buşlundu.

ABD’nin Suriye’deki yeni yönetime yönelik yaptırımları kaldırmasını “hata” olarak nitelendiren Pompeo, Geçici Şam Yönetimi Başkanı Ahmed Şara’nın “ılımlılık” ve “azınlık” haklarını koruma sözlerinden saptığını belirtti.

Şam yönetimi Savunma Bakanlığı’nın “İslamcılar ve Müslüman Kardeşler sempatizanları” ile dolduğuna işaret eden Pompeo, bu kurumun etnik ve dini grupları koruma kapasitesinin olmadığını ifade etti.

Suriye’deki mevcut durumu, Obama yönetiminin 2011 yılında Irak’tan çekilmesine benzeten Pompeo, “IŞİD’in nasıl ortaya çıktığını unutmayalım; bu, ABD’nin geri çekilmesi ve güvenin sarsılmasıyla oldu. Obama’nın felaketle sonuçlanan çekilme kararı, IŞİD’in doldurduğu bir boşluk yarattı ve örgüt Suriye’nin üçte birini, Irak’ın ise %40’ını işgal etti. Aynı hata şimdi Suriye’de tekrarlanıyor.” sözleriyle Washington’ı uyardı.

Makalesinde Trump yönetimine felaketi önlemek için üç somut öneri sunan Pompeo, şu adımların atılmasını istedi:

“Sınırlı bir ABD askeri desteğiyle SDG ve Şam güçleri arasında bir tampon bölge oluşturulması.

Suriye’nin petrol sektörüne, finans kurumlarına ve milis liderlerine yönelik ağır yaptırımların hızla yeniden devreye sokulması.

Suriye’nin içten çöküşünü engelleyecek ve tüm tarafları kapsayacak bir güvenlik anlaşması için diplomatik baskı kurulması.”

Pompeo, bu adımlar atılmadığı takdirde bölgenin yeniden IŞİD ve benzeri cihatçı grupların güvenli limanı haline geleceği konusunda Beyaz Saray’ı uyardı.

Mike Pompeo’nun makalesinin tamamı şöyle:

Washington halkın güvenliğiyle kumar oynamaktadır

Suriye’de gelişen durum son derece tehlikelidir ve Amerika Birleşik Devletleri’nin IŞİD’e karşı elde ettiği zor kazanılmış başarıları, ayrıca Başkan Donald Trump’ın bölgesel güvenliğe ilişkin daha geniş kazanımlarını tehdit etmektedir. ABD’nin Suriye’de kalan son askeri güçlerini çekmeyi planladığına dair haberler doğruysa, Washington Orta Doğu’daki Amerikan askeri varlıklarının güvenliğiyle, bölgesel istikrarla ve Amerikan halkının güvenliğiyle kumar oynamaktadır.

Kürtlerin öncülüğündeki ve ABD’nin müttefiki olan SDG’nin  Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara tarafından askeri ve siyasi olarak bozguna uğratılması son derece tehlikeli bir gelişmedir. ABD’nin yeni Suriye hükümetine önemli ölçüde yaptırım hafifletmesi sağlamasından yalnızca bir ay sonra, Şara iktidarı pekiştirme çabasında ılımlılık ve azınlık haklarına saygı vaatlerinden geri dönerek bu jesti karşılıksız bırakmıştır. Daha da endişe verici olanı ise, hükümet güçlerinin daha önce DSG’nin kontrolünde olan bir bölgeyi ele geçirmesinin ardından, Şeddadi Hapishanesi’nden bilinmeyen sayıda IŞİD mensubunun kaçtığına dair haberlerdir. Bu durum ABD askerlerini ve Amerikalı sivillerin hayatını riske atmaktadır.

ABD’nin güvenilirliği açısında ciddi sorun oluşturur

Yanlış anlaşılmasın: Bu gelişmeler yalnızca Dürziler ve Kürtler gibi azınlık gruplar için değil, tüm bölge için büyük bir krizi tetikleyebilir. Eğer bu gidişat durdurulmazsa, kitlesel yerinden edilmeler, etnik temizlik ve IŞİD’in Suriye içinde yeniden güç kazanarak küresel bir terör tehdidine dönüşmesi ihtimaliyle karşı karşıya kalabiliriz.

DSG, IŞİD hilafetinin yok edilmesinde ABD adına büyük bir cesaretle savaştı – bu da Trump’ın ilk döneminin en önemli başarılarından biriydi. Ancak Washington’un sadece askeri güçlerini çekmeye hazırlanmadığına, aynı zamanda DSG’ye verdiği taahhütlerden de geri adım atabileceğine dair ciddi işaretler var. Bu durumda DSG, kolayca kötü bir aktöre dönüşebilecek, henüz kendini kanıtlamamış bir Suriye hükümetinin insafına bırakılmış olacak.

ABD hızlı davranmazsa, Trump başkanlığının ilk döneminde elde edilen kazanımlar, Başkan Orta Doğu’da yeni bir barış dönemini başlatma hedefinin eşiğindeyken tersine dönebilir. Dahası, Washington’un terörle mücadelede kendini kanıtlamış bir ortağını terk ettiği algısı, ABD’nin bölgedeki güvenilirliği ve caydırıcılığı açısından ciddi sonuçlar doğuracaktır.

Şara hükümeti azınlıkları koruma kapasitesinden yoksun

IŞİD’in nasıl yükseldiğini unutmayalım: Amerika’nın geri çekilmesi ve verdiği sözleri tutmaması sayesinde. Başkan Barack Obama’nın Irak’tan feci şekilde çekilmesi bir boşluk yarattı ve IŞİD bu boşluğu hızla doldurdu. Örgüt zirve noktasında Suriye’nin üçte birini ve Irak’ın yüzde 40’ını kontrol ediyordu – bu alan yaklaşık olarak Büyük Britanya büyüklüğündeydi. Obama’nın “özür turları”, Amerika’nın düşmanlarını sürekli yatıştırması ve “kırmızı çizgileri” uygulamaktaki isteksizliği IŞİD’i cesaretlendirdi; örgüt Amerikalı esirlerin kafasını kesti ve Paris, Brüksel ve Orlando da dahil olmak üzere dünya genelinde yeni bir terör dalgasını tetikledi.

Trump yönetiminin yeni Suriye hükümetiyle yapıcı bir ortaklık kurma umudu anlaşılabilir. Ancak Şara’nın El Kaide bağlantılı bir yapının lideri olarak geçmişi, son derece temkinli olunması gerektiğini göstermektedir. Gerçek şu ki, Suriye Savunma Bakanlığı’nın saflarında çok sayıda İslamcı ve Müslüman Kardeşler sempatizanı bulunmaktadır ve geçen yıl boyunca dini ve etnik azınlıklara yönelik süren saldırılar, hükümetin ya bu grupları koruma kapasitesinden ya da iradesinden yoksun olduğunu ortaya koymaktadır.

SDG ile geçici hükümet güçleri arasında tampon hattı oluşturulmalı

2019 tarihli Sezar Yasası’nın – Esad rejimini destekleyen kişi, kurum ve şirketlere yaptırım getiren yasanın – kaldırılmasına dair makul gerekçeler olsa da, bunun yapılması ABD’nin yeni Suriye hükümeti üzerindeki kritik bir baskı aracından vazgeçmesi anlamına geliyordu. Ne yazık ki şimdi bu yanlış güvenin bedeli ödeniyor gibi görünüyor.

Bu noktaya nasıl gelinmiş olursa olsun, Washington ortaklarını desteklemek ve Şara üzerindeki nüfuzunu yeniden tesis etmek için hızlı ve kararlı adımlar atmalıdır.

İdeal olarak bu, DSG ile hükümet güçleri arasında bir tampon ya da ayrım hattı oluşturulmasıyla başlamalıdır; bu hat sınırlı bir ABD ve koalisyon varlığıyla desteklenebilir. En azından yönetim ve Kongre birlikte hareket ederek, Şara’yı azınlıklara yönelik verilen sözleri yerine getirmeye, DSG’ye karşı yürütülen askeri kampanyadan geri çekilmeye ve IŞİD ya da diğer terör örgütlerinin yeniden canlanmasını engellemeye zorlamak amacıyla yaptırımları hızla yeniden devreye sokmalıdır. Yaptırımların hedefleri arasında Suriye petrol sektörü, geçiş hükümetinin kontrolündeki sanayi ve ticaret kuruluşları, finans sektörü ve bireysel milis liderleri yer almalıdır.

Şara’ya Maduro hatırlatması

ABD, bölgesel ortaklarıyla birlikte, Suriye içindeki farklı çıkar gruplarını koruyan ve iç çöküşü önleyen bir askeri ve güvenlik çerçevesi oluşturmak için benzersiz diplomatik gücünü kullanmalıdır. Bu kolay olmayacaktır; özellikle de Şara hükümetinin Türkiye ile eşgüdüm içinde hareket ettiği düşünüldüğünde. Ancak olası bir felaketi önlemek için, ABD’li politika yapıcıların ve diplomatların, Suriye’yi istikrar ve barış yoluna sokacak bir sonucu güvence altına almak için ellerindeki her aracı seferber etmeleri zorunludur.

“Operation Midnight Hammer”dan Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun yakalanmasına kadar Trump, Amerikan çıkarlarını korumak için sert gücü kullanma konusunda istekliliğini kanıtlamıştır. ABD, Şara’ya bu tehlikeli rotadan geri adım atmaması halinde aynı çizgiyi izlemeye hazır olduğunu net biçimde göstermelidir. Bölgesel istikrar – ve muhtemelen Amerikalıların hayatı – tehlikededir. Suriye’de tarihin tekerrür etmesine izin veremeyiz.