ABD – İran müzakereleri Pakistan’da başlayacak: Son durum ne?

Ateşkes ilanı sonrası İsrail ordusunun Lübnan’a saldırıları, Pakistan’daki müzakerelerin geleceği konusunda da soru işaretleri getirdi.

ABD – İran müzakereleri Pakistan’da başlayacak: Son durum ne?
ABD – İran müzakereleri Pakistan’da başlayacak: Son durum ne?
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 9 Nisan 2026 19:00
  • Güncellenme: 9 Nisan 2026 19:02

İran ve ABD, Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine açılması ve saldırıların durması karşılığında iki haftalık bir şartlı ateşkes üzerinde anlaştı.

Ancak ateşkes ilanı sonrası İsrail ordusunun Lübnan’a saldırıları, Pakistan’daki müzakerelerin geleceği konusunda da soru işaretleri getirdi.

BBC’ye konuşan Pakistan’ın İngiltere Büyükelçisi Mohammad Faisal, ABD ve İran’ın Pakistan’da bir araya geleceği konusunda inancının tam olduğunu söyledi.

Faisal görüşmelerin karşılıklı olacağını da savundu.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, “nihai çözüm için” tarafları 10 Nisan Cuma günü İslamabad’a davet etmişti.

Hem Washington hem de Tahran, görüşmelere katılacaklarını teyit ettiler, ancak müzakere takvimi henüz kesinleşmedi.

İran tarafında Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın, ABD heyetine ise ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in liderlik etmesi bekleniyor.

İran’ın 10 maddelik planında neler var?

Trump, İran’ın ABD ve İsrail’e 10 maddelik bir plan sunduğunu söyledi.

Ateşkes açıklamasının ardından 8 Nisan’da bir paylaşım yapan Donald Trump, İran’ın uranyum zenginleştirmeyeceğini savundu.

Trump, B-2 uçaklarının bombardımanıyla vurulan tesislerde, “derinlere gömülmüş nükleer ‘tozunu’ kazıp çıkarmak” için İran ile çalışacaklarını da duyurdu.

ABD Başkanı 8 Nisan’da yaptığı açıklamada, ABD’nin İran ile yakın işbirliği içinde çalışacağını ve “gümrük vergileri ve yaptırımların hafifletilmesi konusunda görüşmeler yapacağını” söyledi.

Trump, İran’a askeri mühimmat tedarik eden ülkelere ABD’ye satılan ürünler için hemen yürürlüğe girecek yüzde 50 oranında gümrük vergisi uygulanacağını söyledi.

İran devlet televizyonuna göre ise 10 maddelik plan şu unsurları içeriyor:

Irak, Lübnan ve Yemen’deki savaşın tamamen sona erdirilmesi
İran’a yönelik savaşın süre sınırı olmaksızın tamamen ve kalıcı olarak sona erdirilmesi
Bölgedeki tüm çatışmaların bütünüyle sona erdirilmesi, ABD’nin Ortadoğu’daki askerlerini çekmesi
Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması
Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğü ve güvenliğini sağlamak için bir protokol ve koşullar oluşturulması
İran’a yeniden inşa maliyetleri için tam tazminat ödenmesi
İran’a yönelik yaptırımların tamamen kaldırılması taahhüdü
ABD tarafından tutulan İran’a ait fonların ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması
İran’ın hiçbir şekilde nükleer silah edinmeyeceğine tam bağlılık göstermesi
Yukarıdaki koşulların onaylanmasının ardından tüm cephelerde derhal ateşkesin yürürlüğe girmesi

Tahran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi yaptığı açıklamada “İran’ın sahadaki zaferi siyasi müzakerelerle de pekiştirilecektir” dedi.

İran anlaşma sonucunda uranyum zenginleştirmeye devam etmeyi hedefliyor. Fakat ABD Başkanı Trump, bunu “müzakere bile edilemeyecek bir konu” olarak görüyor.

Reuters ajansına konuşan Pakistanlı bir yetkili İran’ın yeniden inşa, yaptırımların kaldırılması ve tazminat gibi pek çok talebinin ABD tarafından kabul edilebileceğini fakat uranyum zenginleştirmenin kabul edilmesini olası görmediğini söyledi.

ABD’nin 15 maddelik planında neler var?

İran’ın sunduğu 10 maddelik plandan önce ABD de İran’a 15 maddelik bir plan iletmişti.

Reuters’ın İsrailli kaynaklardan aktardığına göre bu planın öne çıkan maddeleri şöyleydi:

İran’ın zenginleştirilmiş uranyumlarının ülke dışına çıkarılması
İran’ın asla nükleer silah üretmeyeceğine garanti vermesi
Uranyum zenginleştirmesine son verilmesi
Balistik füze üretim programının kısıtlanması, füzelere adet ve menzil limiti getirilmesi
İran’ın bölgedeki müttefiklerine maddi desteğini sonlandırması
Hürmüz Boğazı’nın koşulsuz bir şekilde geri açılması
İran’ın Natanz, İsfahan ve Fordo nükleer tesislerinin sökülmesi

Bunlar İran’ın komşularına saldırma kapasitesini ortadan kaldırmak, nükleer programını yok etmek ve İran halkının hükümeti devirmesini kolaylaştıracak koşullar yaratmaktı.

Kim taviz verecek?

Reuters’ın aktardığına göre Trump savaşın başında açıkladığı üç ana hedefine de ulaşamadı.

İran’ın ise büyük tavizler vermesi beklenmiyor. Zira savaşa devam ederken Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutarak silah gücü kendisinden çok daha yüksek olan düşmanına ekonomik açıdan büyük zarar vermeye devam edebileceğini gösterdi.

BBC Güvenlik Muhabiri Frank Gardner da İran’ın acı eşiğinin, şehadet ideolojisinin de etkisiyle Batı uluslarına kıyasla çok daha yüksek olduğunu, ABD ve İsrail’in bir aydan uzun süren bombardımanına rağmen ayakta kaldıktan sonra taviz verme havasında olmadığını aktarıyor.

BBC’nin diplomasi muhabiri Paul Adams da iki tarafın talepleri arasında büyük bir uçurum olduğunu ve müzakerecileri çok zor bir görevin beklediğini söylüyor.

Lübnan: Biz de masada olmalıyız

ABD ve İran arasındaki ateşkes anlaşmasının ardından İsrail’in Lübnan’da büyük bir bombardıman yapması, Lübnan’ın da bu anlaşmaya dahil olup olmadığına dair bir tartışma başlattı.

İran bu saldırının ateşkes ihlali olduğu gerekçesiyle Hürmüz Boğazı’nı tekrar kapattı.

Pek çok Batı ülkesinin lideri ateşkesin Lübnan’da da uygulanması gerektiğini söyleyen ortak bir açıklama yaptı.

Müzakerelere arabuluculuk eden Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de iki ülke arasında varılan anlaşmanın Lübnan’ı da kapsadığını söyledi.

ABD Başkanı Trump ve İsrail Başbakanı Trump ise mevcut ateşkesin Lübnan’ı kapsamadığını söyledi.

BBC’ye konuşan Lübnanlı bakan Haneen Sayed, ülkesinin de müzakerelere dahil edilmesinin önemli olduğunu söyledi.

ABD ve İran arasında varılan ateşkesin ülkesini de kapsadığını savunan Sayed, “ne tür bir ateşkes ve barışa ihtiyaç olduğu bizimle de görüşülmeli” dedi.

Sayed ayrıca 8 Nisan’daki saldırılarla ilgili Birleşmiş Milletler’e şikayette bulunacaklarını ekledi.