• Ana Sayfa
  • Dünya - Diplomasi
  • ABD Temsilciler Meclisi’nde ‘Suriye’ oturumu: SDG aleyhine atılan adımlar kırmızı çizgimizdir

ABD Temsilciler Meclisi’nde ‘Suriye’ oturumu: SDG aleyhine atılan adımlar kırmızı çizgimizdir

Oturumda konuşan ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Mast Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) yönelik adımların ABD açısından “kırmızı çizgi” olduğunu ifade etti. Mast, “Kürtler aleyhine her hamle bizim için kırmızı çizgidir” diye konuştu.

ABD Temsilciler Meclisi’nde ‘Suriye’ oturumu: SDG aleyhine atılan adımlar kırmızı çizgimizdir
ABD Temsilciler Meclisi’nde ‘Suriye’ oturumu: SDG aleyhine atılan adımlar kırmızı çizgimizdir
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 10 Şubat 2026 21:03
  • Güncellenme: 11 Şubat 2026 08:41

ABD Temsilciler Meclisi’nde Suriye gündemiyle bir oturum düzenlendi. Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, “Yol Ayrımındaki Suriye: Esad sonrası ABD politikasının zorlukları” başlıklı oturumda Suriye’deki son gelişmeleri ele aldı.

Oturumda konuşan ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Mast Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) yönelik adımların ABD açısından “kırmızı çizgi” olduğunu ifade etti. Mast, “SDG aleyhine atılan adımlar bizim için kırmızı çizgidir” diye konuştu.

Oturumda konuşan Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Gregory Meeks ise, Suriye’deki Kürt toplumunun karşı karşıya olduğu risklere dikkat çekti. Meeks, “Suriye’deki Kürt toplumu için gerçekten endişeliyim” dedi. Kürtlerin özellikle son bir ayda Şam yönetimine bağlı güçler tarafından yeniden saldırı ve tehditlerle karşı karşıya kaldığını vurguladı.

Brian Mast, Suriye’deki temaslarına da değinerek, Ahmed Şara ile yaptığı görüşmeyi aktardı.

Mast, Şara’ya doğrudan “Neden artık düşman değiliz?” sorusunu yönelttiğini belirterek, “Şara, geçmişinden kurtulup halkı ve ülkesi için yeni bir sayfa açmak istediğini söyledi” ifadelerini kullandı.

Brian Mast “Suriyeliler, Esad’tan sonra yeni bir sayfa açmak için can atıyorlar. Ama ne yazık ki, Suriye bugün olması gereken yerden hala çok uzakta. Amerika Birleşik Devletleri, Şara’dan boş sözler yerine eylemler bekliyor.” diye konuştu.

Oturumda söz alan ABD Kongresi’nin Cumhuriyetçi üyesi Andy Barr ise, Suriye’deki farklı grupların güvenlik endişelerine dikkat çekti.

Barr, “Anayasada eşitlik vaat edilse de Dürziler, Aleviler ve Kürtlerin, Ahmed Şara’nın güçlerine, özellikle de ordu dışındaki aşiret gruplarına güveni kalmamış durumda” ifadelerini kullandı.

Eski ABD Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey de oturumda söz alarak , Şam ile SDG arasında varılan; Kürtlerin kültürel hakları, yönetime katılımı ve kapsayıcılık üzerine olan anlaşmanın uygulanmasını istedi.

Jeffrey konuşmasında Kobani üzerindeki ablukanın da kaldırılmasını istedi ve Afrin başta olmak üzere yerinden edilenlerin geri dönüşünü gündeme getirdi.

Eski ABD Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Şam ile DSG arasında varılan; Kürtlerin kültürel hakları, yönetime… pic.twitter.com/rc2WBNfPYy

Scott Perry video izlettirdi 

ABD Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi üyesi Scott Perry, Suriye geçici hükümetine bağlı güçlerin saldırıları sırasında kaydettiği bir görüntüde bir kadın savaşçıya dönük işkence görüntülerini izlettirdi. 40 saniyelik görüntüyü “barbarca saldırı” olarak niteleyen Scott, şunları söyledi:

“Sözde ‘barış dini’ olarak adlandırılan din yönetimi altında yaşamış tüm insanlar için hayat adeta bir cehenneme dönüştü. Sayın Başkan, tarafıma ulaştırılan bir dizi videonun tutanaklara geçirilmesini talep ediyorum ve komitenin, herhangi bir itiraz olmaksızın bunları kayda almasını rica ediyorum. Sayın El-Şara’nın (!) azınlıkları koruyamadığı sıkça dile getiriliyor ve ben de bu konuda bir argüman ortaya koymak istiyorum ki. El-Şara, ‘koruyamıyor’ değil, yapmak istemiyor. Eski HTŞ kadroları hâlâ ortalıkta dolaşıyor ve Sayın Colani’nin yeni etiketiyle yapılandırdıkları, El-Kaide’den çok da farklı değil. Hatta açık konuşalım: IŞİD ile El-Kaide arasında bir tercih yapmak zorunda kalsaydınız, gerçekten hangisini seçerdiniz? Aralarında çok büyük bir fark var mı? Evet, HTŞ küresel cihattan vazgeçtiğini söyledi, ancak Suriye’deki cihattan vazgeçtiğini ilan etmedi. Bunu daha önce de açıkça duyurmadılar. Burada şiddet meselesinden söz ediliyor ama bunun sahada nasıl göründüğünü herkes bilmiyor. Bu yüzden şimdi bir video oynatacağız. En baştan söyleyeyim: Eğer sarsıcı ve barbarca görüntüler görmek istemiyorsanız, gözlerinizi çevirin. Video yaklaşık 40 saniye sürecek.”
Görüntüler ardından tepkisini sürdüren Scott, “Sakalını kesip onlara takım elbise giydirip dünyayı dolaştırabilirsiniz ama bu onun gerçekte ne olduğunu değiştirmez. Açıkçası onun bir İslamcıdan başka bir şey olduğuna gerçekten inanmanız için ortada hiçbir neden görmüyorum” diye konuştu.

— Rudaw Türkçe (@RudawTurkce) February 10, 2026

Gregory Meeks: Suriye’deki Kürt toplumu için gerçekten endişeliyim

Komitenin kıdemli Demokrat üyesi Gregory Meeks, Şara’nın “tüm Suriyelilerin başkanı olma” vaadinin Rojava, Süveyda ve Şam’daki Hristiyan mahallelerinde karşılık bulmadığını belirtti. Meeks, “SDG güvenilir bir güç olduğunu kanıtladı ancak Şam güçleri onları hala tehdit ediyor. Kilise saldırıları ve etnik şiddet haberleri endişe verici. Suriye’deki Kürt toplumu için gerçekten endişeliyim. Kürtler, özellikle son bir ayda Şam güçleri tarafından yeniden saldırı ve tehditlerle karşı karşıya” diye konuştu.

James Jeffrey:Kürtlerin kültürel hakları ve öz yönetim modelleri anayasal güvenceye alınmalı

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığının birinci döneminde ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi olarak 2018-2020 arasında görev yapan James Jeffrey, Suriye’nin yeni dönemde istikrar kazanması için ABD’nin “ahlaki bir garantör” olarak sahada kalması gerektiğini söyledi ve şu önerilerde bulundu:

“Kürtlerin kültürel hakları ve öz yönetim modelleri anayasal güvenceye alınmalıdır. Kobani üzerindeki abluka derhal kaldırılmalı, Irak sınır kapıları (Pêşhabur/Semalka) tam kapasite açılmalı ve en önemlisi Afrin’den göç ettirilen tüm Kürtlerin evlerine güvenli dönüşü sağlanmalıdır.
Bugün görüyoruz ki Rojava yönetimi ile Kürdistan Bölgesi (Erbil) arasında olumlu bir yakınlaşma var. PKK’nin bölgedeki etkisi zayıflarken, DSG ve Şam yönetimi arasında koordinasyon başlamış durumda. Washington bu süreci yönetmeli, İran ve Rusya’nın boşluğunu doldurmalıdır.”

Andy Barr: Entegrasyonu konusunda birleşme isteniyor ancak hangi şartlarla olacağı belirsiz

Komite Üyesi Andy Barr da Suriye geçici hükümetinin saldırılarının Washington’da derin endişelere yol açtığına dikkat çekti. Şara’nın kendi güçlerini kontrol edemediği yönünde bir algı oluştuğunu söyleyen Barr, “Dürziler, Aleviler ve Kürtlerin; Ahmed Şara’nın ordu dışındaki aşiret gruplarına güveni kalmamış durumda. Güçlerin entegrasyonu konusunda birleşme isteniyor ancak bunun hangi şartlarla olacağı belirsiz. Bazıları bu yapıyı Esad diktatörlüğünün bir devamı olarak görüyor” dedi.

Nadine Maenza: Ezidi kadınları kaçıranlar şu an Suriye ordusu içinde 

ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu’nun eski başkanı Nadine Maenza de yaptığı konuşmada, Suriye ordusunun içine sızmış radikal unsurlara dikkat çekerek, şunları söyledi:

“Şu an Suriye ordusu içinde, daha önce Kuzey Suriye’de Ezidi Kürt kadın ve kız çocuklarının ‘ticaretini’ ve kaçakçılığını yapan, bu yüzden ABD tarafından yaptırım listesine alınmış isimler komuta kademesinde yer alıyor. Bazı gruplar hala IŞİD ve El-Kaide sembollerini kullanıyor.
Eğer bu radikal unsurlar temizlenmezse, önümüzdeki dört yıl içinde Suriye’de yeni bir soykırım yaşanması kaçınılmazdır. Kongre, ABD yardımlarını Kürt bölgelerinin güvenliğine bağlayan ‘Kürtleri Kurtarma Yasası’nı (Save the Kurds Act) acilen geçirmelidir. İslami milisler, Kürt ve Ezidi köylerinden derhal çekilmelidir.”

Mara Karlin:Kürtler korunmalı

Johns Hopkins Üniversitesi’nde hukuk profesörü ve Brookings Enstitüsü’nde misafir araştırmacı olan Dr. Mara Karlin, Şam hükümetinin oldukça merkeziyetçi bir “birleşik Suriye” modeli uygulamaya çalıştığını, DSG’nin ise merkeziyetçi olmayan bir yönetim modelini tercih ettiğini söyledi.

Karlin, Kürtler için Suriye devletine gerçek anlamda entegrasyonun, siyasi ve kültürel geleceklerinin güvence altına alındığı bir güvenlik duygusu gerektirdiğini vurguladı. Karlin, Kürt dilinin ulusal dil olarak tanınmasının önemli bir işaret olduğunu ancak ABD ve uluslararası toplumun yeni saldırılara izin vermemesi gerektiğini belirterek, Kürtlerin korunması gerektiği konusunda uyardı.

Oturumda, Esad sonrası dönemde ABD’nin Suriye politikasının nasıl şekilleneceği, Kürtlerin Suriye’deki durumu ve sahadaki askeri-siyasi dengeler başlıkları öne çıktı.