Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Rezan Sarıca, Abdullah Öcalan’a ilişkin tecrit koşulları, “umut hakkı” ve sürece dair MA’ya değerlendirmelerde bulundu.
Sarıca, Abdullah Öcalan’ın uzun süredir avukatlarıyla görüştürülmediğini hatırlatarak, İmralı’daki koşulların halen tecrit temelinde sürdüğünü söyledi. Bu durumun devam eden süreçle ile uyumlu olmadığını belirten Sarıca, “Süreç başlatılmış olmasına rağmen İmralı’daki koşullarda hukuki ve demokratik bir değişim görmüyoruz. Aksine, Sayın Öcalan’ın kendisini ifade etme kanalları son derece sınırlı tutuluyor” dedi.
‘Umut hakkı sürecin ana zeminidir’
“Umut hakkı”nın yıllardır gündemde olmasına rağmen hayata geçirilmediğine dikkat çeken Sarıca, bu hakkın sürecin ana zeminini oluşturduğunu vurguladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2014 yılında verdiği ihlal kararını hatırlatan Sarıca, Türkiye’nin hem uluslararası hukuk hem de anayasal sorumluluk açısından bu kararı uygulamak zorunda olduğunu söyledi.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Türkiye’ye 2026 Haziran’ına kadar süre tanımasına rağmen somut bir adım atılmadığını ifade eden Sarıca, “Bu hukuki bir haktır ancak siyasi bir malzeme haline getiriliyor. Meclis’te ve ilgili komisyonlarda da bugüne kadar herhangi bir irade ortaya konulmadı” diye konuştu.
Sarıca, iktidar çevrelerinde Abdullah Öcalan’ın bu yönde bir talebinin olmadığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek, avukat görüşmelerinde Öcalan’ın açık şekilde “umut hakkı”nın uygulanması gerektiğini dile getirdiğini aktardı. “Bu konuda adım atmamak için gerekçeler üretiliyor. Bunu kabul etmiyoruz. Zaman kaybetmeden umut hakkı yerine getirilmelidir” dedi.




