Avrupa Parlamentosu (AP), Kuzey ve Doğu Suriye’ye ilişkin kabul ettiği kararda, sivillere yönelik ihlaller için “derhal, bağımsız ve etkili soruşturmalar yürütülmesi” çağrısı yaptı.
AP, Ankara’yı mevcut ateşkesi güvence altına alarak Kuzey ve Doğu Suriye’deki askeri müdahaleyi durdurmaya, ateşkesi baltalayabilecek her türlü eylemden kaçınmaya çağırırken, Şam yönetimine de Kürtler başta olmak üzere tüm etnik ve dini toplulukların temel haklarını güvence altına alma ve bu hakları Suriye Anayasası’na dahil etme çağrısında bulundu.
Strasbourg’da oylanan “Kuzey ve Doğu Suriye’deki durum, sivillere yönelik şiddet ve sürdürülebilir bir ateşkesin sağlanması gerekliliği hakkında ortak karar önergesi” 515 parlamenterin katılımıyla kabul edildi. Oylamada 363 “evet”, 71 “hayır” oyu kullanılırken 83 parlamenter çekimser kaldı.
Sivillere yönelik ihlaller vurgusu
Karar metninde, Şam yönetiminin Halep’teki Kürt mahalleleriyle başlayan ve Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelen saldırılarının sivillerin güvenliği, insani durum ve bölgesel istikrar açısından ciddi sonuçlar doğurduğu belirtildi. Uluslararası kuruluşların; yasa dışı cinayetler, ceset ve mezarların tahrip edilmesi, zorla kaybetmeler, keyfi gözaltılar ve insani yardıma erişimin engellenmesi gibi ihlalleri belgelediği ifade edildi. Bu durumun uluslararası insani hukuk ve insan hakları hukukunun ağır ihlallerine yol açabilecek nitelikte olduğu kaydedildi.
Metinde özellikle Kürt toplumunun; kadınlar, çocuklar ve diğer kırılgan gruplarla birlikte orantısız biçimde etkilendiği vurgulandı. Kadın insan hakları savunucularının, kadın toplum liderlerinin ve kadın savaşçıların tehdit, kaçırma, kötü muamele ve cinsiyete dayalı şiddet riskiyle karşı karşıya kaldığı belirtilerek, bu eylemler hakkında derhal, bağımsız ve etkili soruşturmalar yürütülmesi çağrısı yapıldı.
Ateşkese destek ve tüm taraflara çağrı
AP kararında, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi arasında 30 Ocak’ta imzalanan ateşkes ve entegrasyon anlaşması memnuniyetle karşılandı. Metinde, SDG ile Suriye geçiş hükümeti arasında varılan anlaşmaya destek yinelenerek tüm taraflar şiddetin yeniden tırmanmasına yol açabilecek adımlardan kaçınmaya, mevcut ateşkes düzenlemelerine saygı göstermeye ve ateşkesin izlenmesi ile sürdürülmesine yönelik mekanizmaları desteklemeye çağrıldı.
Türkiye’ye açık çağrı
Kararda Türkiye’ye de açık çağrıda bulunuldu. “Türkiye de dahil olmak üzere tüm bölgesel aktörler” ateşkesi, sivillerin korunmasını ve kapsayıcı bir çözüm ihtimalini baltalayabilecek her türlü askeri eylemden veya silahlı gruplara destekten kaçınmaya davet edildi.
Türkiye’ye Suriye geçiş hükümeti ile SDG arasında barışçıl bir çözüm için müzakereleri mümkün kılma çağrısı yapıldı. Ayrıca herhangi bir güvenlik düzenlemesinin uluslararası hukuka uygun olması, Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı göstermesi ve zorla yerinden etmeye ya da demografik mühendisliğe yol açmaması gerektiği vurgulandı.
Şam’a: Hakları anayasal güvenceye alın
Kararda, Kuzey ve Doğu Suriye’de istikrarın, ülke genelinde kapsamlı, kapsayıcı ve adil bir siyasi geçişin başarısı açısından kritik olduğu belirtildi. Şam yönetimi; Araplar, Kürtler, Sünniler, Şiiler, Aleviler, Hristiyanlar, Dürziler ve Yezidiler dahil olmak üzere tüm etnik ve dini toplulukların korunmasını ve temel haklarının güvence altına alınmasını sağlamaya çağrıldı.
Kürt topluluğunun tam olarak tanınması, siyasi katılımı ve eşit haklarının güvence altına alınmasının sivil barış ve istikrarlı, kapsayıcı bir Suriye için şart olduğu vurgulanarak bu hakların Suriye Anayasası’na dahil edilmesi istendi.
IŞİD tutukluları ve güvenlik riski uyarısı
Kararda IŞİD tutuklularının bulunduğu cezaevleri ve kamplara ilişkin gelişmelere de geniş yer verildi. Uluslararası toplumun, tutukluların ve kampların güvenliğine ilişkin sorumluluğu büyük ölçüde Kürt liderliğindeki yetkililere devrettiği ancak yeterli siyasi, mali ve güvenlik garantileri sağlamadığı belirtildi. Gözaltı merkezleri ve kampların gelecekteki idari sorumluluğuna ilişkin belirsizliğin ciddi güvenlik riskleri doğurabileceği uyarısı yapıldı.
Kuzey ve Doğu Suriye’deki tesislerden kaçan IŞİD savaşçıları ve bağlantılılarının oluşturduğu riskten duyulan ciddi endişe dile getirilirken, tutukluların Irak’a kaydırılmasının üçüncü ülkelerin kapasite ve siyasi iradesine bağımlılık yaratabileceği ifade edildi. IŞİD savaşçılarının veya şüphelilerinin Suriye içinde ya da Irak ve Türkiye dahil üçüncü ülkelere nakledilmesi veya serbest bırakılmasının, etkili gözetim, izleme ve bilgi paylaşımı düzenlemelerine tabi olması gerektiği; delillerin korunması ve uluslararası standartlara uygun adil yargılama güvenceleriyle hesap verebilirliğin sağlanmasının zorunlu olduğu kaydedildi.
ABD yönetiminin İçsel Kararlılık Operasyonu2nu sona erdireceğini ve askerlerini Suriye ile Irak’tan çekeceğini açıklamasından üzüntü duyulduğu ifade edilen kararda, AB ve üye devletler ile benzer görüşteki ülkelere IŞİD’in yeniden güç kazanma riskine karşı çabaları artırma çağrısı yapıldı.
Kararda ayrıca AB vatandaşlarının IŞİD tutukluları arasında bulunmaya devam etmesinin üye devletler açısından doğrudan sorumluluk doğurduğu vurgulandı. Suriye hükümeti kamplar üzerinde etkili kontrol sağlamaya ve kalan IŞİD savaşçılarını cesaretlendirebilecek her türlü adımdan kaçınmaya çağrılırken, kadınlar için güvenli insani yardım erişimi ve cinsiyete duyarlı hizmetler dahil olmak üzere daha güçlü koruma önlemlerinin gerekliliğinin altı çizildi.




