Araştırma: Yapay zekâ kullanımı beyin faaliyetini ve eleştirel düşünmeyi zayıflatabilir

MIT’de yapılan yeni bir araştırma, ChatGPT gibi üretken yapay zekâ araçlarını kullanan öğrencilerin beyin faaliyetlerinde belirgin düşüşler yaşadığını ortaya koydu. Uzmanlar, kısa vadeli verimlilik kazançlarının uzun vadede bilişsel bir bedel yaratabileceği uyarısında bulunuyor.

Araştırma: Yapay zekâ kullanımı beyin faaliyetini ve eleştirel düşünmeyi zayıflatabilir
Araştırma: Yapay zekâ kullanımı beyin faaliyetini ve eleştirel düşünmeyi zayıflatabilir
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 21 Şubat 2026 12:34
  • Güncellenme: 21 Şubat 2026 12:35

Standart sınavlara giren herkes bilir: Kısa sürede uzun ve kapsamlı bir kompozisyon yazmak ciddi zihinsel çaba gerektirir. Üretken yapay zekâ araçları bu yükü hafifletse de, yeni araştırmalar bunun bilişsel bir maliyeti olabileceğini gösteriyor.

Massachusetts Institute of Technology (MIT) araştırmacıları tarafından yapılan bir çalışmada, kompozisyon yazma sürecinde ChatGPT kullanan ve kullanmayan öğrencilerin beyin aktiviteleri elektroensefalogram (EEG) ile ölçüldü. Araştırmaya göre yapay zekâdan yararlanan öğrencilerin, yaratıcılık ve dikkatle ilişkili beyin bölgelerinde belirgin biçimde daha düşük sinirsel aktivite gösterdiği saptandı. Aynı öğrencilerin, yazdıkları metinden doğru bir alıntı yapmada da daha fazla zorlandığı kaydedildi.

Araştırmacılar, bu bulguların üretken yapay zekânın öğrenme ve yaratıcılık üzerindeki olası olumsuz etkilerine dair büyüyen literatüre eklendiğini belirtiyor. Kısa vadede hız ve kolaylık sağlayan yapay zekâ araçlarının, uzun vadede eleştirel düşünme becerilerinde bir “gizli borç” yaratıp yaratmadığı ise tartışma konusu.

MIT çalışması, daha önce yayımlanan iki önemli araştırmayla da örtüşüyor. Microsoft Research tarafından yürütülen bir ankette, haftada en az bir kez üretken yapay zekâ kullanan 319 beyaz yakalı çalışan incelendi. Katılımcıların tamamladığı 900’den fazla görevin yalnızca 555’inin eleştirel düşünme gerektirdiği, geri kalanların ise büyük ölçüde “otomatik” olduğu belirtildi. Çalışanların çoğu, ChatGPT, Google Gemini ya da Microsoft Copilot gibi araçlarla görevleri tamamlarken daha az zihinsel çaba harcadıklarını ifade etti.

Bir diğer araştırmada ise SBS Swiss Business School’dan Prof. Michael Gerlich, Birleşik Krallık’ta 666 kişiyle yaptığı çalışmada, yapay zekâyı daha sık kullananların eleştirel düşünme testlerinde daha düşük puanlar aldığını ortaya koydu. Gerlich, çalışmanın ardından çok sayıda öğretmenin kendisine ulaştığını ve öğrencilerde benzer bir eğilim gözlemlediklerini aktardı.

Uzmanlar, bu sonuçların kesin bir nedensellik ilişkisi kurmak için henüz yeterli olmadığını vurguluyor. Yapay zekâya daha az başvuran kişilerin zaten daha güçlü eleştirel düşünme becerilerine sahip olabileceği ihtimali de göz ardı edilmiyor. Ayrıca MIT çalışmasının sınırlı sayıda katılımcıyla ve tek bir görev üzerinden yapılmış olması da önemli bir kısıt olarak görülüyor.

Buna rağmen psikolog Evan Risko, üretken yapay zekânın “çok daha karmaşık düşünme süreçlerini devretme” imkânı sunduğuna dikkat çekiyor. Risko’ya göre basit hesaplamaların makinelere bırakılması ile yazma ya da problem çözme gibi temel bilişsel süreçlerin devredilmesi arasında önemli bir fark var. Uzmanlar, bu durumun “bilişsel cimrilik” olarak tanımlanan ve en az çabayla düşünmeye yönelten bir alışkanlığı besleyebileceği uyarısında bulunuyor.

Araştırmalar, yapay zekânın yaratıcılık üzerinde de benzer etkiler yaratabileceğine işaret ediyor. Toronto Üniversitesi’nde yapılan bir deneyde, yapay zekâdan üretilmiş fikirlerle karşılaşan katılımcıların, gündelik nesneler için daha az yaratıcı ve daha tekdüze öneriler sunduğu gözlemlendi.

Buna karşılık uzmanlar, yapay zekânın tamamen dışlanması yerine bilinçli ve sınırlı kullanımını öneriyor. Yönetim bilimci Barbara Larson, yapay zekânın “hevesli ama biraz saf bir asistan” gibi konumlandırılması gerektiğini savunurken, Gerlich ise kullanıcıların nihai cevabı istemek yerine çözüm sürecini adım adım tartışmasının daha sağlıklı olacağını belirtiyor.

Yapay zekâ teknolojilerinin henüz çok yeni olduğuna dikkat çeken araştırmacılar, insan beyninin pek çok alanda hâlâ en güçlü araç olduğunu vurguluyor. Önümüzdeki dönemde hem kullanıcıların hem de düzenleyicilerin, yapay zekânın sağladığı faydaların olası bilişsel maliyetlere değip değmediğini tartışmak zorunda kalacağı belirtiliyor.