• Ana Sayfa
  • Manşet
  • AYM’den 10 Ekim Gar Katliamı kararı: Yaşam hakkı ihlali yok

AYM’den 10 Ekim Gar Katliamı kararı: Yaşam hakkı ihlali yok

AYM, 10 Ekim Ankara Garı katliamında yaralanan Bayram Çetiner’in başvurusunda, müdahalenin geciktiğine dair iddiaların yeterince somutlaştırılmadığı ve idarenin saldırıdan haberdar olmadığı gerekçesiyle yaşam hakkı ihlali bulunmadığına karar verdi.

AYM’den 10 Ekim Gar Katliamı kararı: Yaşam hakkı ihlali yok
AYM’den 10 Ekim Gar Katliamı kararı: Yaşam hakkı ihlali yok
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 19 Ocak 2026 17:02
  • Güncellenme: 19 Ocak 2026 17:04

Anayasa Mahkemesi (AYM), IŞİD’in 10 Ekim 2015’te Ankara Tren Garı önünde gerçekleştirdiği ve 103 kişinin yaşamını yitirdiği canlı bomba saldırısında yaralanan Bayram Çetiner’in bireysel başvurusuna ilişkin kararını açıkladı. AYM, yaşam hakkı ve diğer haklar yönünden ihlal olmadığına hükmetti.

İdareye tazminat başvurusu reddedildi

Saldırı sırasında yaralanan Bayram Çetiner, uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini için İçişleri Bakanlığı’na başvuruda bulundu. Bakanlık, talebi zımnen reddetti. Bunun üzerine Çetiner, Ankara 15’inci İdare Mahkemesi’nde tazminat davası açtı.

Çetiner başvurusunda, saldırı öncesinde gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmadığını, patlamanın ardından güvenlik güçlerinin yaralılara yardım edenlerin üzerine gaz bombası attığını ve bu nedenle ilk yardımın engellendiğini belirtti. Ayrıca saldırı öncesi ve sonrasında güvenlik kurumlarının yürüttüğü çalışmalara ilişkin belgelerin mahkemeye sunulmasını talep etti.

İstihbarat raporu mahkemeye sunuldu

Mahkeme, 23 Mayıs 2017’de Ankara Valiliği’nin davada “hasım” olarak yer almasına karar verdi. İçişleri Bakanlığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında iki polis başmüfettişi tarafından hazırlanan ön inceleme raporunu dosyaya sundu.

Raporda, Terörle Mücadele (TEM) birimlerine farklı kaynaklardan çok sayıda istihbarat bilgisinin ulaştığı, bu bilgilerin somut olmasa da güvenlik planlamasında dikkate alınması gerektiği vurgulandı. Raporda, Diyarbakır ve Suruç saldırılarının ardından yeni ve ses getirecek eylemler planlandığına dair istihbaratların özellikle Ankara gibi kalabalık kentler açısından kritik olduğu ifade edildi.

Bakanlık ve valilik sorumluluğu reddetti

İçişleri Bakanlığı savunmasında, patlamaların miting alanı dışında ve mitingin başlamasından önce gerçekleştiğini ileri sürerek hizmet kusuru bulunmadığını savundu. Ankara Valiliği de benzer gerekçelerle sorumluluğu reddetti.

Mahkemeler arasında tazminat tartışması

Ankara 15’inci İdare Mahkemesi, 31 Aralık 2018’de Çetiner’in manevi tazminat talebini kısmen kabul ederek 50 bin lira ödenmesine karar verdi. Bakanlık bu kararı istinafa taşıdı.

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10’uncu Dairesi, 11 Aralık 2019’da kararı bozarak tazminat miktarını 10 bin liraya düşürdü.

Danıştay: Güvenlik Şubeye bildirim yapılmadı

Tarafların başvurusu üzerine dosya Danıştay’a taşındı. Danıştay, 15 Aralık 2020’de Ankara Valiliği’nden bilgi istedi. Valilik, saldırıya ilişkin yer, zaman ve hedef içeren somut bir istihbarat bulunmadığını ileri sürdü.

Ancak Danıştay kararında, TEM Daire Başkanlığı’nın DAİŞ tehdidine ilişkin çok sayıda birime yazı gönderdiği, buna karşın toplantı ve gösteri yürüyüşlerinden sorumlu Güvenlik Şube Müdürlüğü’nün bilgilendirilmediği ortaya konuldu. Danıştay, bu durumu “gerekli hassasiyet ve özenin gösterilmediği” şeklinde değerlendirdi.

Buna rağmen Danıştay, istihbarat bilgilerinde yer, zaman ve kişi bilgisi bulunmadığı gerekçesiyle hizmet kusuru oluşmadığına hükmederek istinaf kararını onadı.

AYM’ye bireysel başvuru

Bayram Çetiner, 7 Ağustos 2021’de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Başvuruda yaşam hakkı, adil yargılanma hakkı ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini savundu.

Adalet Bakanlığı’ndan tartışmalı görüş

AYM’nin görüş sorduğu Adalet Bakanlığı, Çetiner’in saldırıda yaşamını yitiren bir yakınının bulunmadığını ileri sürerek başvurunun yaşam hakkı kapsamında incelenemeyeceğini savundu.

AYM: Başvuru yaşam hakkı kapsamında incelenebilir

AYM, bir başvurunun yaşam hakkı kapsamında değerlendirilebilmesi için başvurucunun hayatını kaybetmiş olmasının şart olmadığını belirtti. Mahkeme, 103 kişinin yaşamını yitirdiği saldırının “öldürücü nitelikte” olduğunu vurgulayarak başvurunun yaşam hakkı kapsamında incelenebileceğine karar verdi.

İhlal bulunmadı

AYM, yaralılara müdahalenin gecikip gecikmediğine dair bilgi ve belgelerin toplanmadığını, Çetiner’in iddialarının yeterince somutlaştırılmadığını değerlendirdi. İl Sağlık Müdürlüğü raporlarına atıf yapan Mahkeme, saldırının miting başlamadan önce gerçekleştiğini, idarenin saldırıdan haberdar olmadığını ve özel koşullar nedeniyle idarenin sorumluluğunun doğmadığını savundu.

AYM, tüm bu gerekçelerle yaşam hakkı başta olmak üzere ileri sürülen hak ihlallerinin bulunmadığına hükmetti. (MA)